“İnsan, sınırı bir kez çiğnedimi, çiğnenecek başka bir sınır kalmaz.”
Heidegger
“Kadim zamanlardan berî ruhumuza üflenen bir öğreti:
"Kendini bil". Çünkü insan kendini ve haddini bilmekle göklere yükselir."
(Kemal Sayar; Beni sessiz de sevebilir misin?)
İnsanlığın içinde bulunmuş olduğu durumun en temel sebebi, insanın haddini bilmekten uzaklaşmasındandır. İnsan kendini unuttu, haddini, sınırlarını unuttu. Dahası insan sırlarını aştı. İnsanın haddini bilmezliği, kendini bilmezliği; onu benlik davasına, bencillik davasına kibre sürükledi. Bencilleştikçe insan sınırlarından uzaklaştı. Sınırlarından uzaklaşan insan başkalarının sınırlarını inkar etmeye, ihlal etmeye başladı. Oysa haddini bilmeliydi insan.
Derler ki; insan 'vav' şeklinde doğar, benlik davasına düşüp kendini yüce görmeye başladığında âlemden uzaklaşır. Eğer tekrar kendini keşfedip de 'vav'a çevirebilirse hayatı, benlik davasından uzaklaşarak haddini bilirse, sınırlarının bilincine varırsa o zaman insanın ve âlemin sırrına ulaşabilir, âlemde âlem olur... Haddini bilmek, aczini bilmektir, fakrını bilmektir, eksikliğinin farkına varmaktır... Bilgisinin dışında, duygusunun dışında, görgüsünün dışında yapabildiklerinin dışında; bilemediklerinin, göremediklerinin, duyamadıklarının, yapamadıklarının farkına vararak mükemmel olmadığının bilincinde olmaktır haddini bilmek…
Sınır koymak, eksikliğini bilmek, aczini fark etmek; haddi aşmamak için insanın dikkat etmesi gereken hususlar. İhsan Fazlıoğlu’nu dinleyelim: “Her türlü insani kavganın, çatışmanın nedeni, sınırı/haddi, dolayısıyla makûliyeti aşmadır; çiğnemedir. Bunun da en derin nedeni insanın, doymak bilmez, mülkiyet, iktidar tahakküm ve tasallut hırsıdır. Bir de görünme arzusu. Bu nedenle, insan, Yer-yüzü'ne değil kendi nefsine sınır koymayı öncelemelidir...”
Kime karşı haddini bilecek insan? Haddini bil azizim, haddini bil! İnsana karşı haddini bil. Topluma karşı haddini bil. Âleme karşı ve de tüm bunların ötesinde Allah’a karşı haddini bil. Unutma; haddini aşan, sınırlarını bilmeyen, varlığın kendisine sunduğunu kendinden bilerek bencilliğe düşen insan insanlığından uzaklaşacaktır. Eşrefi mahlukat olan insanın şerefine uygun davranışı had bilmekten geçecektir. Bil ki haddini bilmek, sınırlarını bilmektir, ne kadar olduğunu bilmektir, kadrini bilmektir. Ve insan kadrini bilerek ancak hayat yolculuğunda kederden kurtulabilecektir…
Hududullah; Allah’ın bizim için çizdiği sınırlar. Haddimiz bilmek için O’nun bize çizdiği sınırları bilmek ve o sınırlara uygun bir hayat yürüyüşünden geçecektir. Nedir, ölçüyü kaçırmamak, hayata insan ve doğaya ana karşı, bir denge üzerine yaşamak. Aksi halde Hududullahın da dışına çıkıyor insan. Hudut; haddini bilerek yaşamak. Her an, zaman ve mekânda; edeple, nezaketle zarafetle yaşamak.
"Deniyordu ki: Halifesin, dikkat et egemen değilsin. Tanrı'dansın, Tanrı değilsin. Manzursun nazar değilsin. Sadece yerini tutansın. Kendisi değilsin. Kutsal nefesten üflendi sana. Kendini kutsal nefes sanma. Ruhumdan, denmiş. Ruhum, denmiş sanma. Bir şeysin, ama kendini her şey zannedip de aldanma. Varlık nedenini unutma. "Kendini bilen Rabbini bilir, Rabbini bilen haddini bilir." Senin haddin buraya kadar. Haddini bil. Ötesine kalkışma." (Nazan Bekiroğlu; La sonsuzluk Hecesi)
Evet azizim, yürüyüşüne dikkat et. Aczini bilerek yürü, isteklerini sınırla. Haddi aşma, haddini aşma!.. Ey insan sen kendini ne sanıyorsun, milyon sene yaşayacakmış gibi davranmayı bırak, bugün varsın yarın yoksun. Neyin kibrindesin, aczini neden fark etmezsin? Evet haddin bilgisine ihtiyacımız var. Modern hayatın içinde bencilleşen ve sekülerleşen her insan teki olarak her birimizin, haddimizi bilmeye dair bilgiye ihtiyacımız var. Haddini bilme, had bilgisi; hayat bilgisinin birinci dersi olarak serlevha etmemiz gereken bir esas olarak önümüzde duruyor. Yazının başlığının, esasen hayatın içinde insanın karşısındakine had bildirmeye yönelik bir hitap olduğunun farkındayım. Ama bilinmelidir ki bu noktada haddimi bilirim ve kimseye had bildirme derdinde değilim... “Haddin bil” hitabı herkesten önce kendi haddimi bilmeye, kendi nefsime, kendi acziyetimi fark etmeye yönelik bir hitaptır.