KAMERA

Bir kaç gün önce bazı ihtiyaçlar için eşim ve küçük kızımla birlikte  Şanlıurfa'da bir markete gittik. Aldığımız ürünlerin bedelini ödeyip poşetledikten sonra marketten ayrıldık. Eve vardığımızda, eşyaları çıkarıp temizledik. Ancak aldığımız ürünlerden birinin olmadığını fark etik. Parasını ödemiştik ama market kasasında poşete koymadığımızı, orada kaldığını anladık. İftar vakti yaklaşmıştı, tekrar markete gidip gelmeye üşendim. "Kısmet değilmiş." dedim. Aradan dört gün geçti. Tekrar yolum o markete düşünce orada unuttuğumuz o ürünü hatırladım, gidip market yetkilisine sordum. O da hangi kasada ödeme yaptığımızı sordu, alışveriş fişini istedi ve kameraya bakacağını söyledi. Bilgisayardan o günkü kamera kayıtlarını  açtı, fişte yazılı olan saate getirdi. Benim de izlememi istedi. Evet, o saatte kasadaki bize ait görüntüler belirdi, gıda ürünü orada duruyordu, onu poşete koymadan marketten ayrıldığımız görüntüde kayıtlıydı.  Görevli alıp rafa geri koymuştu. Gerçek anlaşıldıktan sonra aynısından getirip bana teslim ettiler.

Bu kamera ve bilgisayar sistemi beni hayran bıraktığı gibi içime bir korku saldı, bir ürküntü de verdi. Market içinde her şey net görüntüsüyle dakikası dakikasına kayıt altına alınmış ve tasnif edilmişti. Hangi noktada, hangi dakikada istenirse görüntüleri anında bilgisayardan çıkarılıp izlenebiliyordu. Bir de Ahireti ihsas eden ve ona delil olan yönüyle de beni düşündürdü. Öyle ya, İnsan yapısı bilgisayarlı kameralarla o alana giren herkesin tüm davranışları kayıt altına alınıp istendiği zaman izletilebiliyorsa, onları yapan insanları yaratının kamerasından hiç bir şey gizli kalır mı? Her insanın sağ ve sol omuzlarına yerleştirdiği şuurlu kameraları hükmündeki  Kiramen Kâtibin meleklerinden hiç bir şey kurtulabilir mi?

Bu husus ayetlerde şöyle anlatılmıştır:

“Üzerinizde gözetleyen muhafızlar (yaptıklarınızı kaydedip koruyan) değer ve itibarı yüksek yazıcılar var. Onlar yaptığınız her şeyi biliyorlar.” (İnfitar, 10-11.)

“Onun (insanın) sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek), alıp kaydederler. Bir sözü telaffuz eder etmez yanında hazır duran ve hemen onu kaydediveren bir gözetleyici vardır.” (Kaf, 17-18)

Görüntüleri an be an kaydeden sistemleri yapanları yaratanın da elbette kullarının tüm amellerini kaydeden şuurlu kameralarının bulunması gayet makuldür. Kameraları yapanları yaratan, hepimizin amellerini tespit edemez mi?

Ses alma cihazlarını yapanları yaratan, hepimizin sesli, sessiz yahut içinden tüm söylediklerini kaydedemez mi?

Hiç şüphe yok ki O Yüce Yaratıcı bunların hepsine ve her şeye kadirdir. Hatta hakkaniyetli düşünen herkes bilir ki, insanların yapmakla övündükleri hayranlık uyandıran eserlerinde de dahi insanların gerçekte hiçbir payı yoktur. Çünkü o eserlerde etkin olan akıl, zekâ, kuvvet, yetenek ve kullanılan tüm malzemeler Allah tarafından bağışlanmış, bağlı olunan fiziksel ve kimyasal bütün kanunlar Allah tarafından konulmuştur. Söz gelimi hava zerrelerindeki ses ve görüntüleri sınırsız sayıda, tüm hasletleriyle aynen korunarak kopyalama ve en hızlı şekilde iletme özelliği olmasaydı bugünkü ses ve görüntü iletme teknolojisi olmazdı.  Hava zerrelerini yaratan ve bu harikulade özelliklerle donatan da Yüce Allah’tır. Allah’ın sanatını takdir etmeyip kendi yaptıklarıyla övünen insan utanmalıdır. Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmuştur:  

"Allah'ı hakkıyla takdir etmediler. Yeryüzü, Kıyamet Günü tamamıyla O'nun avucundadır. Gökler de O'nun sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir ve çok yücedir." (Zümer, 67.)

İnsanın tüm davranışlarını kaydeden ilahi bir kamera daha vardır ki o de yer küredir. Evet, yerin kaydedici özelliği Kur'an ayetleriyle de, bilimin verileriyle de sabittir. Yeryüzü  her an bütün görüntü ve sesleri kamera gibi çekmektedir.

Yerkürenin, "yer çekimi kanunu" da denilen bir çekim özelliği olduğu bilinmektedir.  Buna Newton kanunu diyorlar, oysa Newton daha yaratılmadan önce de yer çekmekteydi. O, sadece bu ilahî kanunun farkına varmıştır.

Yer, sözü edilen bu çekim özelliğiyle her şeyi çekmektedir. Cismi olan kesif maddeleri çekebilen, hiç kuşkusuz incecik, latif, cisimsiz şeyleri de çekebilir. Toprağın sürülmesiyle havadaki bitki besinleri elementleri çektiği bir gerçektir.  Buna göre havadaki latif elementleri çeken, elbette görüntüleri de sesleri de çeker.

Zilzal suresinde yerin, kamera gibi amelleri çekip kaydetmesi şöyle anlatılmaktadır: "Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında; Ve yer ağırlıklarını dışarı attığında; Ve insan, “Ona ne oluyor!” dediğinde; O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır. İşte o gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar." (Zilzal, 1-6.)

Unutulmamalıdır ki Allah'ın tespitinden ve yakalamasından kurtuluş mümkün değildir. Kameralar tarafından çekildiklerini fark edenler hareketlerine, kılık kıyafetlerine dikkat ederler, kendilerini mahcup edecek durumlardan kaçınırlar. O halde Allah’ın kameraları tarafından da her an çekildiğimizi bilmeli ve amellerimize dikkat etmeliyiz. Mahşerde bizi mahcup edecek davranışlardan kaçınmalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.