Ramazan ayı denince Şanlıurfa’da akla sadece iftar menüleri değil, aynı zamanda güçlü bir mahalle dayanışması da gelir. Özellikle eski Urfa evlerinde, avluda kurulan yer sofraları bu kültürün en belirgin simgelerinden biriydi.
Şanlıurfa’nın geleneksel mimarisinde önemli yer tutan avlulu evlerde, yaz aylarına denk gelen Ramazanlarda iftar hazırlığı gün boyu sürerdi. Sofra tek ev için değil, adeta mahalle için hazırlanırdı. Evin büyükleri çevredeki komşulara seslenir, kapıdan geçen biri varsa sofraya davet edilirdi. O saatlerde kimse “misafir” sayılmazdı.
ÇİFTÇİ: KOMŞUDAN BİR TABAK GELİR, BİZDEN BİR TABAK GİDERDİ
Daha önce Haleplibahçe’de avlulu evlerde yaşayan 73 yaşındaki Mehmet Ali Çiftçi, o günleri şöyle anlatıyor:
“Bizim çocukluğumuzda iftar saati yaklaşınca kapılar kapanmazdı. Kim gelirse buyur edilirdi. Sofra avluda kurulur, komşudan bir tabak gelir, bizden bir tabak giderdi.”
İFTAR SAATİ KAPI KİLİTLENMEZDİ
Yaşlıların sıkça dile getirdiği “iftar saati kapı kilitlenmezdi” sözü, o dönemin güven ve paylaşım anlayışını anlatmaya yetiyor. İftar vakti yaklaşırken birçok evin kapısı açık bırakılır, gelen kimse geri çevrilmezdi. Sofrada bir kişilik daha yer açmak, Urfa’da adetten sayılırdı.
Bugün apartman yaşamı ve şehirleşmeyle birlikte bu alışkanlıkların bir kısmı zayıflamış olsa da, Şanlıurfa’nın bazı mahallelerinde komşuya tabak gönderme ve birlikte iftar yapma geleneği hâlâ yaşatılmaya devam ediyor.

0 Yorum