HER GÜNAHIN TEVBESİ FARKLIDIR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kullarına had ve hesaba gelmeyen iyilikler yapan ve nimetler bağışlayan Yüce Allah, iyiliklerini daha da ileri götürerek günah işleyenler için de tevbe çaresi sunmuştur. Bu itibarla “çokça tevbe kabul eden” anlamında “Tevvab” ismi edinmiştir. Her tevbe edenin tevbesini kabul edeceğini ilan ederek kullarına tahsis ettiği ömür boyunca tevbe kapısını açık tutmuştur.

Nefis ve şeytanın tasallutuna maruz ve çeşitli zaafları bulunan insan günah işleyebilir. Ancak pişmanlık duymalı, tevbe etmeli ve yeniden Allah’a dönmelidir. Bu durumda husrana uğramazlar, bahtiyar olurlar. Asıl bedbaht olanlar, ömür boyu günah işlediklerii halde ve tevbe imkânı da bulunmasına rağmen tevbe etmeyenlerdir. Kur’an-ı Kerim tevbe etmeyi emretmiştir. Bu açıdan bakılınca tevbe ve istiğfar etmek ayrıca bir ibadettir.

Kur’an-ı Kerim, tevbe edenleri övmektedir. Allah’ın sevgisini kazanacaklarını bildirmektedir. 

Tevbe ile ilgili ayetlerden, tevbenin sadece sözde olmaması, tevbenin gerçekleşmesi için mutlaka “salih ameller” tabir edilen adımların atılması gerektiği anlaşılmaktadır. Örneğin Furkan Suresinin 71. Ayetinde şöyle buyrulmuştur: “Kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, Allah’a, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.” Buna göre, her günahın tevbesi farklıdır. Sadece sözle “tevbe ettim” demek yetmez. Pişmanlığı samimi olarak hissetmekle beraber, tevbe için gereken adımları atmak zorundadır.

Bir kısım günahların tevbesinde hangi salih amelin yapılması gerektiği Kur’an-ı Kerimde yer almıştır. Hadis-i Şeriflerde de bununla ilgili ayrıntılar bulunmaktadır. 

Ekonomik zarar veren onu tazmin eder. Bu günahtan tevbe edenin yapması gereken salih amel, o zararı karşılamaktır.

Oruç, namaz gibi farz ibadetlerin terkiyle meydana gelen günahtan tevbe, bir daha bu farzları terk etmeyeceğine söz vermekle beraber, bu ibadetleri kaza etmekle gerçekleşir.

“Hataen” tabiriyle ifade edilen “kasıtlı olmadan yanlışlıkla adam öldürme” suçunun tevbesi, diyet ödemekle beraber, peşpeşe aralık vermeksizin iki ay oruç tutmaktır. Konuyla ilgili olarak Kur’an şöyle buyurmuştur:

 “Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmesi olamaz. Bir mümini yanlışlıkla öldüren kimsenin, bir mümin köleyi azad etmesi ve öldürülenin âilesine teslim edilecek bir diyet ödemesi gerekir. Ancak ölenin ailesinin diyeti bağışlaması hariç. Azad edecek köle bulamayan kimsenin Allah tarafından tevbe olarak iki ay arka arkaya oruç tutması gerekir. Allah her şeyi bilendir, hükmünde hikmet sahibidir.” (Nisa, 92.)

Ayette tevbe olarak peşpeşe iki ay oruç tutmak emredilmiştir.

Bazı günahların tevbesinin makbul olması için hicret gerekir. Bununla ilgili olarak Ebû Saîd-i Hudrî'nin rivayet etiği hadisi şerifte peygamber (ASV) şöyle buyurmuştur:

«Sizden öncekiler içinde bir adam vardı ki, doksan dokuz insan öl­dürmüştü. Tevbe etmek isteği nedeniyle insanlarının en âlimi kim olduğunu sordu. Ona bir rahip gösterdiler. Ona gelerek kendisinin doksan dokuz kişi öldürdüğünü söyledi, tevbesi kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Râhib: “Hayır!” cevabını verdi. Adam onu da öldürdü ve bununla yüzü tamamladı. Sonra dünyanın en âlimini sordu. Ona âlim bir zat gösterdiler. Adam ona da giderek kendisinin yüz kişi öldürdüğünü, tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sordu. O “Evet, kabul edilir. Seninle tevben arasına kim girebilir? Ancak filân yere git. Orada Allah'a ibâdet eden insanlar vardır. Onlarla birlikte Al­lah'a ibâdet et! Memleketine dönme! Çünkü orası kötü yerdir.” dedi. Adam gitti. Yolun yarısına varınca eceli geldi. Bu sefer onun hakkında rahmet melekleriyle azab melekleri münakaşa ettiler. Rahmet melekleri: “Bu adam tevbe ederek kalbiyle Allah'a yönelerek geldi, dediler.” Azab melekleri ise: “O hiç bir hayır işlemedi!” dediler. Bunun üzerine yanlarına insan suretinde bir melek geldi. Onu aralarında hakem yaptılar. O da: “İki yerin arasını ölçün, hangi yere daha yakınsa bu adam oralıdır” dedi. O yeri ölçtüler ve adamı gitmek istediği yere daha yakın buldular. Bunun üzerine ruhunu rahmet melekleri kabzetti.» (Müslim, Tevbe, 19, Hadis no: 6974)

Demek ki, tevbe, günaha karşı içten bir pişmanlık duymakla beraber, günahın cinsine göre farklı bir salih amel işlemeyi de gerektirir.

HER GÜNAHIN TEVBESİ FARKLIDIR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.