En büyük talihsizlik nedir bilir misiniz? Bir kişiyi veya dönemi düşmanlarından tanımaktır, okumaktır. Doğaldır çünkü gelen her iktidar her şeyden evvel kendi câhiliyesini inşa eder. Kendilerinin ne kadar pir-ü pak olduğunu göstermek için öncekilerin ne kadar berbat ve bedbaht olduğunu anlatırlar. İnsanlar ne kadar objektif anlatabilir ki düşmanlarını! İslam öncesi Arap toplumunu İslam’dan tanımak veya Osmanlı’yı Cumhuriyet’ten okumak. Bu ne kadar sıhhatli ve isabetli?
Cahiliye dönemi diyerek karantinaya alır, mahkum eder ve ötekileştirir Kuran-ı Kerim kendinden önceki bütün Arap toplumunu, yaşantılarını ve inançlarını. Cahiliye demek karanlık, zulmet, zulüm, barbarlık, zorbalık, adaletsizlik, şirk demek. Cumhuriyet'in gözüyle Osmanlı aynı şey. Daima düşünmüşümdür, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir toplumda üreme ve çoğalma nasıl oldu diye? Kuran-ı Kerim’in bu bakışından ve okuyuşundan bağımsız olarak o dönem hakkında yazılmış objektif araştırmalar var mı diye minnacık bir literatür taraması yaptım.
Oryantalistlerin baha biçilmez çalışmaları ve 1917’lerde Dar-ul Fünun’da müderris olan Bağdatlı müderriszade Mehmet Fehmi Efendi’nin “Arap Edebiyatı Tarihi” adlı çalışması dışında hiçbir esere rastlamadım. İlk cildi dokuz yüz sayfa olan bu hazinenin kapağını açan kaç kişi var? Necip Fazıl, Kadir Mısıroğlu, Abdurrahman Dilipak, Yusuf Kaplan dururken Fehmi Efendi’yi kim okur, kim merak eder?
Geçenlerde bir programda İbrahim Kalın’ı dinledim birazcık. Edward Said’in oryantalistler için söyledikleri ithamları büyük bir gururla anlatıyordu. Oryantalistler ajandırlar. Belki doğru ama neyin ajanı? Adam Farsçanın, zamanımıza kadar muteber bir gramerini Fransızca olarak kaleme almış, Osmanlı edebiyatının İran ve Arap edebiyatları içinde çok orijinal bir yeri olduğunu delilleriyle ispat etmiş. Ajan bu mu? Biz yarım asır önce yazılan bir Arap edebiyatı tarihinden habersiziz. Ajan biz miyiz acaba, Batılılar mı?