DUALARIN VAKİTLERİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cenab-ı Hak bu dünyada her birimize belli bir ömür tayin ettiği gibi tüm yaşantımızı da zamana bağlamıştır. Dünyevi sınavlarda zamanı iyi ve yerinde kullanmak sınavın bir parçasıdır. Aynı şekilde Ahiretteki yaşantımızı belirleyecek olan ilahi sınavda da zamanı iyi kullanmak esastır. Asr Suresinde zamana yemin ederek insanın hüsranda olduğunu bildirmekle insanın zaman yönünden zararda olduğuna işaret etmektedir.

Yine Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğimize göre İnsan, Rabbini tanımak ve Ona ibadet etmek için yaratılmıştır. Bu nedenle çeşitli ibadetlerle sorumlu kılınmıştır. Namaz ve oruç gibi bedeni ibadetlerin yanı sıra, zekât ve sadaka gibi mali ibadetlerle de mükelleftir. İbadet çeşitlerinden biri de dua ve zikirdir.

Kelime anlamı “çağırmak” olan dua, İslamî literatürde özel bir anlam yüklenerek Allah’ı çağırmak, ona yalvarıp yakarmak anlamında kullanılmaktadır. “De ki: Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan,77); “Rabbiniz buyurdu ki: "Bana duâ edin, size cevap vereyim. Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler, alçaltılmış olarak cehenneme gireceklerdir." (Mü’min,60) gibi ayetler duanın da Allah tarafından emredilen bir ibadet olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Allah, ibadetleri vakitlere tahsis etmiştir. Namazlar için vakitler tayin etmiştir. Her gün kıldığımız namazlar “Beş vakit namaz” şeklinde vakitle birlikte söylenir olmuştur. Hatta her bir namaz, kılınması gereken vaktin adıyla söylenmektedir: “Sabah namazı, öğle namazı, akşam namazı vb gibi.

Vakit namazın şartıdır, kılınış amacı değildir. Örneğin akşam vakti akşam namazının şartıdır. Namazın asıl amacı Allah’ın emri üzerine Ona kulluk etmektir. Yani Akşam namazı, güneş battığı için değil, o vakitte bu namazı Allah emrettiği için kılınır. Vakit, namazın altı şartından biridir.

Dualar da namaz gibi ibadet olduğuna göre, duaların da belirli vakitleri vardır. İşte duaların vakitleri de ihtiyaçlardır. Elde edilmek istenen bir şeye ihtiyaç olduğunda, o şeye ait duanın vakti girmiş demektir. Örneğin kişiyi zorlayan bir sıkıntı meydana geldiğinde sıkıntının giderilmesini isteme duasının vakti girmiş olur ve o dua yapılır. Söz konusu sıkıntı devam ettiği sürece o duanın vakti çıkmamış olur. 

Belaların ya da zarar verici unsurların insanları istila ettiği vakitler, bir kısım hususi duaların vakitleridir. Bu vakitlerde kul acizliğini ve güçsüzlüğünü anlar ve merhameti sonsuz olan Rabbine dua ile sığınır.

İhtiyaçlar da kişisel ve toplumsal olarak iki türlüdür. Kişisel ihtiyaç oluştuğunda, yapılacak dua da bireyseldir. Ancak toplumsal ihtiyaçlarda toplumdaki herkesin duaya katılması söz konusudur. Örneğin yağmur duası, yağmura ihtiyaç duyulduğu zaman yapılması gereken bir dua olup tüm toplumu ilgilendirir. 

İmam Ebu Hanife’ye göre yağmur duası vardır ancak yağmur namazı yoktur. Şafii, Maliki, Hanbelî mezheplerine ve Hanefi mezhebinden de İmam Muhammed ve İmam Ebu Yusuf’a göre yağmur namazı kılındıktan sonra yağmur duası yapılır. 

Yağmur namazı ya da yağmur duası kuraklık oluştuğunda, yağmura ihtiyaç duyulduğunda vakti girmektedir. Yağmur ihtiyacı yağmur namazının veya yağmur duasının yapılış amacı değil, vaktidir. Bir başka deyişle yağmur duası, yağmurun yağması amacıyla değildir. Yağmura ihtiyaç olduğunda vakti giren bir ibadettir.

Güneşin batması akşam namazının vaktidir, akşam namazının kılınış amacı değildir. Amacı Allah’ın emrini yerine getirerek ibadet etmektir. Aynı şekilde akşam namazının amacı ne ise, yağmur namazının amacı da odur. Eğer yağmurun yağması amaç edinirse, o halis ibadete halel gelmiş olur, samimiyeti bozulur; amacına göre yerine getirilmemiş olur. Böyle bir ibadet makbul olmaz. Bir örnek daha verelim: Güneş tutulduğu zaman Küsûf namazı adı verilen bir namaz vardır. Güneşin tutulması bu namazın vaktidir, amacı değildir. Güneşin tutukluğu giderilsin amacıyla kılınırsa bu namaz geçersiz olur. Buna göre, yağmur namazı da yağmurun yağması amacıyla kılınmaması gerekir. Yoksa Allah’a halisane yapılan bir ibadet değil, çıkar amaçlı bir ibadet olur.

İnsanlar arasındaki sevgi ve saygı gerektiren işlemlerde samimiyet makbuldür. İçten ve halisane olmayan çıkar temelli ilişkiler yapmacıktır, sevimsizdir. Bir sultanın, hizmetinde çıkar gütmeyen hizmetkârına bakışı ile çıkar için çalışan hizmetkârına bakışı farklıdır. İnsanlar arasındaki ilişkilerde bile çıkar amaçlı saygı bir değer taşımazken, insanların Rabbine karşı çıkar amaçlı ibadetin bir değeri olmayacağı açıktır. 

DUALARIN VAKİTLERİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.