İsrail, İran'la savaşırken Mossad da diğer müslümanları ondan uzak durmaları ve İranı kötülemeleri için etkileyici bir propagandaya girişmiştir.
Müslüman ümmet, Gazze soykırımına karşı hiçbir şey yapamamanın ezikliği ile İsrail’e öfkeli ve nefret dolu iken, Amerika ile birlikte bu kez İran’a da saldırıp vahşi bir savaşa girişti. İlk olarak füzelerle bir ilkokulu vurdular, 168 masum kız çocuğunu şehit ettiler. Bu dinmeyen öfkeyle Sünniler, Kürt, Türk, Arap, bütün Müslümanlar mel’un İsrail'e karşı İran'ın yanında yer almaya başladı. Amerika ve İsrail dostluğunu Şiiliğe tercih eden, İran’a karşı ön yargılı olan imanı ve vicdanı defolu bir kısım uşak ruhlu kimseler haricinde tüm Müslümanlar, İran’la geçmişten gelen özel uyuşmazlıklarını bir kenara bıraktılar, İran’a maddi, manevi destek verdiler, azılı düşmana karşı kardeşlik hükmünü perçinlediler. Ancak şeytan İsrail, ajanları aracılığıyla her bir halkın damarına dokunduracak onları etkileyecek, İran aleyhine kışkırtacak faaliyetler düzenlemeye başladı. Zaten eskiden beri Müslüman halklar arasına eften püften sebeplerle ihtilaf, kin, uyuşmazlık, ırkçılık gibi şeytani desiselerle birbirinden koparan, düşmanlık tohumlarını yerleştiren kardeşi kardeşe kırdıran, bu Yahudi fitne organizasyonundan başkası değildi.
İsrail, her kötülükte olduğu gibi, şeytana taş çıkaracak ölçüde fitne ve ihtilaf çıkarma gayretine girişti. Müslümanları yine İran aleyhine kışkırtmak, küllenmiş ve sönmeye yüz tutmuş fitne ateşini körüklemek için, İsrail ajanlarının çeşitli yalanlar ve hayali haberler üreterek sosyal medyada, yayın araçlarıyla çeşitli platformlarda sahneye çıktıklarını, sinsi bir çaba içine girdiklerini görüyoruz.
Örneğin Kürtler arasında, "İran, Kürtleri suçsuz sebepsiz idam ediyor, tek suçları Kürt olmak." şeklinde söylentiler yayıyor, bir kısım düzmece haber ve resimleri, ya da uydurma mektupları buna kanıt ve dayanak yapıyor. “İsrail ve Amerika'nın saldırdığı İran'a acımamak lazım, İsrail haklıymış!” düşüncesinin yerleşmesine çalışıyor.
Türkler arasında da, "İran, PKK’nin uzantısı PJAK’ı barındırıyor, onları koruyor, Türkiye'ye karşı kullanıyor." Bazı provokatif senaryo ve düzmece videolarla da inandırmaya çalışıyor. Böylece milliyetçi duyguları baskın grupları İran'ı düşman görmeleri ve bu düşmanlığı yaymaları için kışkırtıyor.
Araplar arasında da İran'ın Arap düşmanı olduğu, ikiyüzlü bir yaklaşım içinde bulunduğu takıyye yaptığı fikrini yayıyor. Ne dediğini bilmeyen cahil ve ahmak insanların sözlerinden video derlemeleri yaparak, İran’a düşmanlık için sosyal medya üzerinden delil olarak sunuyor.
Müslümanların İsrail ajanlarının dedikodu ve düzmecelerine itibar etmemeleri, onlara kanmamaları imanın gereğidir. Bazı ayrı düşüncelerimiz, ihtilaflı yönlerimiz olsa da İsrail düşmanına karşı İran’la kardeşiz ve kenetlenmemiz gerekir. Bediüzzaman’ın dediği gibi, “Haricî ve büyük bir düşmanın hücumu zamanında, dâhilî küçük düşmanlıkları bırakmak elzemdir. Yoksa hücum eden büyük düşmana yardım hükmüne geçer.” (Emirdağ Lahikası, İ, 154.)
Dünyanın başına gelmiş en büyük bela olan İsrail, bırakın bir İslam ülkesini, bir küfür ülkesiyle dahi savaşırsa yine İsrail’in karşısında durmak gerekir.
Mina’da şeytan taşlayanların, İsrail şeytanını taşlamaması büyük bir çelişkidir.
Yine Bediüzzaman’ın prensip edinmemiz gereken şöyle bir sözü vardır: “Düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur. Düşmanın dostu, dost kaldıkça düşmandır." Bu durumda dikkat buyuru, İsrail ve Amerika, İslam’ın ve Müslümanların en büyük düşmanı değil midir? Hiç kimse bunun aksini iddia edebilir mi? İran da İsrail ve Amerika’nın düşmanıdır. Yani İran, düşmanımızın düşmanıdır. O halde bu düşmanlığı devam ettikçe İran dosttur, kardeştir. Düşmanımız İsrail ve Amerika ile dost olanlar da Bediüzzaman’ın bu tespitine göre, her kim olursa olsun onlarla dost kaldıkça bize düşmandır.
Dostumuzu düşmanımızı en doğru şekilde tesbit etmemizi saplayacak olan diğer bir kural ise, İslam düşmanı zalim kâfirler kimi övüyor ve kendilerine dost kabul ediyorlarsa, kesin olarak bilinmelidir ki o, İslam ve Müslümanlar için düşmandır; kimi yeriyor ve kendilerine düşman ya da terörist ilan ediyorlarsa o iyidir ve gerçek dosttur.
Gerçek dostumuzu-düşmanımızı tanıma yolunda doğruyu gösteren pusula hükmündeki bu tespitler, fert, toplum, devlet, siyaset gibi her açıdan, her alanda uygulanabilir.