KÂİNAT, BİR SANAT ESERİDİR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muhterem Kardeşlerim…

Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak sizleri bilgilendirelim istiyoruz. 

Efendim;

Bütün kâinat, tabiattaki her varlık, birer sanat eseridir. Bir yaprak parçası, muazzam bir fabrikadır. Bir kum tanesi, bir canlı hücre, fennin bugün biraz anlayabildiği ince sanatların birer sergisidir. Bugün, fennin buluşları, başarıları diye övündüklerimiz, bu tabiat sanatlarından birkaçını görebilmek ve taklit edebilmek sonucu ortaya çıkmıştır.

Her sanat eserinin, bir sahibi olur. Allahü Teâlâ da, bütün kâinatın sahibidir. Onun yaratması, bir sanatçının bir şey yapması, bir eser ortaya çıkarması gibi değildir. Bir sanatçının yaptığı eseri de yaratan, yine Allahü Teâlâ’dır. Allahü Teâlâ, bir şeyi yaratmak istediği zaman, ona sadece “Ol” der, o şey hemen var olur.

Allahü Teâlâ için sanatçı demek ise, caiz olmaz. 

İmam-ı Rabbani hazretleri de, buyuruyor ki:

Allahü Teâlâ’nın isimleri, Tevkîfîdir, yani dinin sahibinin bildirmesine bağlıdır. İslamiyet’in söylediği ismi söylemeli. İslamiyet’in bildirmediği isim ne kadar iyi, güzel isim olsa da söylenemez. (2/67)

Allah’a "sanatkâr" demek uygun mu?

Allahü Teâlâ için "sanatkâr" veya "mühendis" demek caiz değildir, çünkü Allahü Teâlâ’nın isimleri Tevkifîdir. Yani sadece dinimizin bildirdiği isimler kullanılır. Mânâsı ne kadar güzel olsa da, dinin bildirmedikleri kullanılmaz. 

Mesela “İnsanoğlunun mühendisi, kalbini çok muhteşem şekilde yerleştirmiştir” veya “Kâinatın sanatkârı gezegenleri yerli yerine yerleştirmiştir” demek caiz olmaz, fakat Allahü Teâlâ’nın sanatı veya Allah’ın mühendisliği, Allah’ın eseri denir. İkisi farklıdır. Birinde, dinin bildirmediği isim söylenmiş oluyor ki, caiz değildir. Diğerinde ise, bizzat O’nun yaptığı iş söyleniyor. O’nun sanatı, mühendisliği deniyor. Bu caiz oluyor. Sun-i İlahi veya Sunullah da denir. Allah’ın eseri, sanatı demektir. San’i de denir. San’i, yapan, yaratan anlamındadır.

Âlim ve Alîm isimleri

Seadet-i Ebediyye’de, “Allahü Teâlâ’ya Âlim denir, fakat Âlim demek olan Fakîh denmez, çünkü İslamiyet Allahü Teâlâ’ya Fakîh dememiştir” deniyor. Esma-ül-Hüsna’da Âlim diye bir isim yok, El-Alîm ismi var. Allahü Teâlâ’nın Âlim ismi de vardır. 

Bir Âyet-i Kerime meali şöyledir:

“Gaybı ancak Allah bilir. O, Âlim-ül-Gayb [gaybı bilen]dir.” [Haşr 22]

Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri de buyuruyor ki:

Allahü Teâlâ’nın isimleri sonsuzdur. İnsanlara bildirilen bin bir ismi var diye meşhurdur. Bunlardan doksan dokuzuna Esma-ül-Hüsna denir. (İtikadname)

El Hak ismi

Bazıları, “Allah’ın Hak diye bir ismi yok, ona hak demek şirk olur” diyorlar. Biz hep Cenab-ı Hak diyoruz, böyle söylemek şirk değildir. El Hak isminin, Esma-i Hüsna’dan yani Allahü Teâlâ’nın 99 güzel isminden biri olduğu, Tirmizi’deki Hadis-i Şerifte bildiriliyor.

El Hak: Varlığı hiç değişmeden duran, var olan, hakkı ortaya çıkaran demektir.

El Berr ismi

Esma-i Hüsnadan El Berr kelimesi BR olarak yazılır. Ber, bir ve bur olarak okunabilir.

Birr, iyilik demektir. 

Kur'an’da çok yerde geçer: Bekara 44, 177, 189; Al-i İmran 92, Maide 2.

Tur suresinin 28. Âyetinde ise, El-Berr-ür-Rahim olarak geçmektedir. Bu Esma-i Hüsnadan olan Berr'dir. Bu Berr olarak yazılır. Berr, ayrıca kara parçası anlamına da gelir. Maide suresinin 96. Âyetinde, Sayd-ül Bahri = Deniz Avı, Sayd-ül Berri = Kara avı ifadesi geçer. 

Şu surelerde de kara parçası olarak geçmektedir: 6/59; 6/63; 6/97;10/22; 17/67; 7/68; 17/70; 27/63; 29/65-66; 30/41; 31/32

Burr, buğday demektir. 

Bir Hadis-i Şerifte, “Buğdayı buğdaya satarken biri fazla olursa faiz olur” buyuruluyor. Vel Burru Bil Burri ifadesi geçiyor. (Tirmizi)

Şu halde Birr, iyilik demektir. Berr, Esma-i Hüsna’dandır, ayrıca kara parçası anlamına da geliyor.

Vahid ve Ehad

Bir anlamına gelen Vahid de, Ehad da “Bir” manasına gelir. Biri sıfat ismi, biri zat ismidir. Vâhid, Allahü Teala’nın sıfat isimlerindendir, Esma-i Hüsna’da bildirilen 99 isminden biridir. Vâhid, zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan anlamındadır. 

Bir Âyet meali şöyledir:

“Elbette ilahınız Vahid’dir, birdir:” [Saffat 4)

Ehad de O’nun zat ismidir. Bir Âyet meali şöyledir:

“De ki, Allah Ehad’dir, birdir” [İhlas 1]

Burada zatı bakımdan bir demektir.

Buradaki “Bir” kelimesini sayı bakımından bir gibi anlamamalı. Öyle anlaşılırsa Allah madde, cisim gibi anlaşılır. Hâlbuki Allah hiç bir şeye benzemez, hayal edilen şey mahlûktur, O her hayalden farklıdır. Mücessime ve Müşebbihe denilen fırkalar, Allah’ı yürüyen, oturan, madde, cisim gibi görür. 

Bir Âyet-i Kerime meali şöyledir:

“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur, O hiçbir şeye benzemez.” [Şura 11]

Hazreti Yezdan

Yezdan, Zerdüştlerin iyilik tanrısına verdikleri isimmiş. Bu durumda mehter marşında geçen, “Kur’an’da zafer vaat ediyor, Hazreti Yezdan” ifadesini kullanmakta mahzuru yoktur.

Eski İran’ın en büyük dini olan ateşe tapınmayı kuran Zerdüşt, putların arasından Yezdan ve Ehremen isminde iki Uknum tayin etti. Yezdan İyilik Tanrısı, Ehremen ise, Kötülük Tanrısı veya Yezdan’ın nur, aydınlık; Ehremen’in de zulmet, karanlık olması gibi, misli görülmemiş bâtıl bir itikad [inanç] ortaya koydu. (Cevap Veremedi kitabı)

Yezdan; İlah, Mevlâ demektir. Onlar bu güzel ismi taptıkları şeye koymuşlar. Bundan dolayı Yezdan isminin kötü olması gerekmez. Putlarına Mevlâ ismini de koyabilirlerdi. Bu durumda Mevlâ isminin de kötü olması gerekmezdi.

Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)

KÂİNAT, BİR SANAT ESERİDİR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.