SEMAVİ DİNLERDE İMAN

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muhterem Kardeşlerim…

Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak sizleri bilgilendirelim istiyoruz. 

Efendim;

Semavi din demek, hak olan, doğru olan ilahi din demektir. Bütün peygamberler Müslüman’dı. Kur'an-ı Kerim hariç, hiçbir semavi dinin kitabının bozulmadan önceki hâli yoktur. Hazreti Nuh’a ve diğer Resullere verilen kitapların ise hiç biri yoktur. Hazreti Âdem’in, Hazreti İbrahim’in ve kendilerine kitap gönderilen diğer Resullerin dinine de semavi din denir. Hak olan bu dinlere muteber kitaplarda semavi din denmesi, vahyi getiren meleklerin semadan gelmesinden dolayıdır. Semavi din denince ilahi din olarak anlamalıdır. Tevrat ve İncil’deki imana ait bilgiler de değiştirildiği için, iman bilgileri de farklı olmuştur. Aslında her peygambere, gönderilen iman bilgileri aynı idi. Fakat Hıristiyanlar değiştirerek, birbirinden farklı 4 İncil meydana getirmişlerdir.

İsevilik ve Musevilik de semavi birer din iken zamanla tahrif edilmiştir. Tahrif edilmemiş, bozulmamış, yani indirildiği gibi de olsalar, nesh edilmiş, yani yürürlükten kaldırılmış olduğu için, artık o dinlerle amel edilmez. Yürürlükteki İslamiyet kıyamete kadar devam edecektir.

Allahü Teâlâ’nın var ve bir olduğunu bildiren İlahi dinlerin hepsi, insanlar tarafından bozulmadan önce, inanılacak şeyler bakımından birbirinin aynı idi. Aralarında fark yok idi.

Şu Âyet-i Kerime de iman edilecek şeylerin hep aynı olduğunu bildirmektedir:

“Kur'an, önce gelmiş olan kitapları tasdik edicidir.” [Bekara 97]

Bu Âyette, Amentü’de yer aldığı gibi önceki kitaplara iman etmeyi bildiriyor, onlarla amel etmeyi göstermiyor. O kitaplar hiç değişmemiş bile olsa, Allahü Teâlâ onları nesh edip, yani yürüklükten kaldırıp yeni din gönderdiği için onlarla amel etmek asla caiz değildir. 

Çünkü Kur’an-ı Kerim’de mealen buyuruluyor ki:

“Allah indinde hak din ancak İslam’dır.” [Al-i İmran 19]

“İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.” [Al-i İmran 85]

Musevilik ve İsevilik de, Allahü Teâlâ’nın bir olduğunu ve Allahü Teâlâ’nın Peygamberlerinin bir insan olduğunu bildirmiştir. Ancak Yahudiler, Hazreti İsa’ya inanmadılar. Hıristiyanlar da putlara tapınmaktan kurtulamadılar ve Hazreti İsa, “Ben de sizin gibi bir insanım. Allah’ın oğlu değilim” dediği halde, Baba, Oğul ve Ruh-ul Kuds ismi ile 3 ayrı ilaha tapındılar. Bunun yanlış olduğunu anlayan ve düzeltmeye uğraşanlar arasında papa Honorius da vardır.

Bu yanlış inançları, ancak Allahü Teâlâ, son Peygamberi Muhammed aleyhisselam vasıtası ile düzeltmiştir. O halde, bu dinleri, içerlerine sokulmuş olan hurafelerden temizleyen hakiki, doğru dinin, İslam dini olduğu pek açıktır. 

Müslüman olan İngiliz Fellowes, şöyle diyor: 

“Hıristiyanlığın yanlış inançlarını düzeltmeye kalkan Martin Luther, ne yazık ki İslamiyet ile bu kusurların düzeltildiğini bilmiyordu.”

Allahü Teâlâ’nın gönderdiği bütün dinlerde, iman bilgileri aynı idi. Her dinde Allah’ın var ve bir olduğu, Cennet, Cehennem ve ahiret hayatı bildiriliyordu. Bunlarda değişiklik olmaz. 

Hindistan ulemasından Rahmetullah Efendi diyor ki:

Nesh, Peygamber kıssaları ile Cennet ve Cehennemden haber veren Âyetlerde olmaz. Yalnız, emir ve yasakların bazılarında olur. Nesh; bazı emir ve yasakları değiştirmek demek değildir. Bunların yürürlük zamanlarının bittiğini haber vermek demektir. Kur’an-ı Kerim, Tevrat ve İncili nesh etmiş, yürürlükten kaldırmıştır. (Beyan-ül-Hak)

Hazreti Hud, Âd kavmine; Hazreti Salih, Semud kavmine; Hazreti Musa, Beni İsrail’e gönderilmiştir. Peygamberlerden Harun, Davud, Süleyman, Zekeriyya ve Yahya “aleyhimüsselam” da, yine Beni İsrail’e gönderilmiştir. Fakat bunların ayrı dini olmayıp, Beni İsraili, Hazreti Musa’nın dinine davet etmişlerdi.

Hazreti Davud’a inen Zebur’da ahkâm, emir ve ibadet yoktu. Vaaz ve nasihatle dolu idi. Tevrat’ı neshetmedi, yani, yürürlükten kaldırmadı, onu kuvvetlendirdi. Bunun için Hazreti Musa’nın dini, Hazreti İsa zamanına kadar devam etti. Fakat Hazreti İsa gelince, bunun dini, Hazreti Musa’nın dinini neshetti. Yani Tevrat’ın hükmü kalmadı ve bundan sonra, Hazreti Musa’nın dinine uymak caiz olmayıp, Muhammed aleyhisselamın dini gelinceye kadar, Hazreti İsa’nın dinine uymak lazım oldu. Fakat Beni İsrailin çoğu, “Biz Tevrat’a uyarız” diyerek, Hazreti İsa’ya iman etmedi. İşte Yahudilik ile Nasaralık [İsevilik] böylece ayrıldı.

İsa aleyhisselam, Beyt-ül-Lahm’de doğdu. Sonra Mısır’a gidip, 12 yıl kaldı. Nasıra’ya gelip yerleşti. Burada 30 yaşında nebi oldu. Bunun için, İsa aleyhisselama iman edene Nasranî ve hepsine Nasara denir. Yahudiler, “Hazreti Musa’nın dinine uyup, Tevrat ve Zebur okuyoruz” diyor. Nasara da, “Hazreti İsa’nın dinine uyup, İncil okuyoruz” diyor.

Hâlbuki bütün Âlemlere Peygamber olarak gönderilen Muhammed aleyhisselamın dini ki, Din-i İslam’dır, bütün dinleri neshetmiştir. Bu dinin hükmü kıyamete kadar süreceğinden, dünyanın hiçbir yerinde, Onun dininden başka bir dinde bulunmak caiz olmaz. Ondan sonra, hiç peygamber gelmeyecektir. 

Kur’an-ı Kerimde mealen buyuruluyor ki:

“Muhammed, Allah’ın Resulü ve Peygamberlerin sonuncusudur.” [Ahzab 40]

“Biz seni bütün Âlemlere rahmet olarak gönderdik.” [Enbiya 107]

Yahudi ve Hıristiyanların kâfir olduğuna dair bazı Âyet-i Kerime mealleri de şöyle:

“Yahudiler, Üzeyr’e, Hıristiyanlar da Mesih’e Allah’ın oğlu dediler. Daha önceki kâfirlerin [“Melekler Allah'ın kızlarıdır” diyenlerin] sözlerine benziyor. Allah onları kahretsin! Nasıl da sapıtıyorlar.” [Tevbe 30]

“‘Allah’ın çocuğu oldu’ dediler. Hâşâ, O yücedir, göklerde ve yerdekilerin hepsi Onundur, hepsi Ona boyun eğmiştir.” [Bekara 116]

“‘Yahudi veya Hristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız’ diyenlere de ki: ‘Aksine biz, hanif [doğru yaşamış] İbrahim’in dinine uyarız’.” [Bekara 135]

“‘Biz, Allah ve O’nun indinde bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Esbat’a indirilene, Musa’ya, İsa’ya verilenlere, Rablerinden diğer Peygamberlere gelenlere, onların hiçbiri arasında fark gözetmeden inandık ve biz sadece Allah’a teslim olduk" deyin.” [Bekara 136]

“[‘Kur'an İsa’nın babasız olduğunu kabul ettiğine göre, ilahlığını da kabul ediyor’ diyen Necranlı Hıristiyanlara] de ki: Gelin dua edelim, Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun.” [A. İmran 61]

[Fakat Hıristiyanların buna yanaşmadığı tefsirlerde bildirilmektedir.]

Allahu Teâlâ cümlemizi dinimiz İslam’ın vecibelerini yerine getiren kullarından eylesin. (Amin)

SEMAVİ DİNLERDE İMAN

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.