KUR'AN'I ANLAMADAN OKUMAK

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sosyal medyada ve bazı yayın organlarında, bir kısım şahısların, "Anlamını bilmeden Kur’ân okumanın bir yararı yok.” şeklinde açıklamalar yaptığına, Kur'an'ı değil, mealini okumayı tavsiye ettiklerine rastlıyoruz. Hatta bu fikirde olan ve benzer açıklamalar yapan bazı ilahiyatçılar da vardır. 

Bu tür açıklamaları yapanlar, eğer cahillikten değilse amaçları,  insanları Kur'an'dan uzaklaştırmaktır. Zaten Kur'an okumak istemeyen ve bahane arayan cahillere fırsat doğar, "Madem anlamıyorum, anlamadan okumak da bazı İlahiyatçı prof'ların dediğine göre boşunaymış, o zaman okumayacağım." Diye düşünür. Böylece toplum Kur'an'dan uzaklaşmış olur. Ama anlamadan okumaya devam edilse, onu anlamaya çalışanların da bulunmasını sağlar. Kur'an'ın kendisi Kur'an'ın okunuşu kadar yazısına da sayfalarına da önem vermiştir.

"Tur'a, işlenmiş ince deriye satır satır yazılmış kitaba yemin olsun ki.." (Tur Suresi, 1-3.) ayetlerinde belirtildiği üzere Allah Kur'an'ın yazısına da, satırlarına da ve üzerine yazıldığı deri parçalarına da yemin ederek önem veriyor, zikretmeye değer buluyor. Onun içindir ki Kuranı anlayarak okumak ibadet olduğu gibi, anlamadan okumak da ibadettir. Bir âlimin şu sözü bu konuda çok manidardır: “Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.” Yazının, kalemin manayı, fikri iç âlemden herkesin görebileceği dış âleme aktarmada önemli bir unsur olduğun vurgular. O olmadan mananın da anlaşılmasına imkân yoktur.

Elbette asıl olan, Kur’an’ı anlamak ve hayata uygulamak, onun emir ve yasakları doğrultusunda yaşamaktır. Ancak Kur’an’ı anlamak için onun dilini bilmek gerekir. Kur’an, belagatin, zirvesinde, Arap edebiyatının tüm unsurlarını, edebi sanatlarını aklı hayran bırakacak tarzda kullanan mukaddes bir kitaptır. Lafız itibariyle de harikalığın en üst düzeyindedir. Hem veciz (özlü), hem mu’cizdir. Aklı aciz bırakan, benzeri getirilemeyen özelliktedir. Herkesin bütün bu mucizeli unsurlarıyla Kur’an dilini öğrenerek içindeki en ince, latif manalarını bilmesi mümkün değildir. Onun için Kur’an’ı anlamaya ömrünü vermiş âlimlerin izahından faydalanmak ve hissesini almak gerekir.

Kur’an sadece anlamı itibariyle müminleri etkisi altına almamıştır. Kur’an müminler için, yol gösterici bir rehber ve öğüt olmakla birlikte aynı zamanda rahmet, ibadet, şifa ve zikir kitabıdır. Ünlü bilim insanı Prof. Dr. Ferzende İdiz Kasım’ın bu konuda açıklaması kayda değerdir: “Tüm yönleriyle ele alındığı zaman Kur’ân; müctehidler (hüküm çıkarma yetkisi olan âlimler) açısından hüküm çıkarılacak bir kaynak, ilahiyatçı ve müderris gibi âlimler için müctehidlerin hüküm çıkardıkları âyetleri anlamak için bir rehber, tüm insanlık için bir şifa ve anlamını bilmeden okuyanlar için zikir ve ibadet olmuş olur.”

Kur’an’ın bir ismi “Zikr” olduğu gibi, özelliklerinden biri de onu okumanın zikir olmasıdır. Bu da anlamının dışında bir özelliktir. Bunu Kur’an’ın kendisi bildirmektedir. (Bakara, 239; A’raf, 205; Nisa, 103; Cuma,10.)

Zikir Kur’an’ın emridir; Kuran da zikirdir, o halde Kur’an okumak zikirdir ve Allah’ın emridir. Bu itibarla Kur’an’ı zikir amacıyla anlamını bilmeden de okumak Kur’an’ın emri olmaktadır. Kur’an’ın emrini yerine getirmek de ibadet olduğuna göre Kur’an okumak ibadettir. “Kur’an’ı ağır ağır, tane tane ve kurallarına uygun olarak oku.” (Müzzemmil, 4.) Ayeti Kur’an’ı lafızlarıyla en uygun şekilde okumayı emretmektedir. Ayetlerde Kur’an okumanın zikir olduğu belirtilip, okumak emredildiği gibi, hadis-i şeriflerde de Kur’an okumak teşvik edilmiştir. Söz konusu hadisler, anlamını bilmeden de Kur’an okumaya açıkça işaret etmektedir. Birkaç örnek verelim: 

“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaat edecektir.” (Müslim, Müsâfirîn, 252.) ; “Kur’ân-ı Kerim’den tek bir harf okuyana bile bir sevap vardır. Her hasene on misliyle değerlendirilir. Ben “Elif lâm Mîm” bir harf demiyorum. Aksine “Elif” bir harf, “Lâm” bir harf, “Mîm” de bir harftir.” (Tirmizî, Sevabü’l-Kur’ân, 16.) 

Hadiste belirtilen bazı surelerin başında yer alan “elif lâm mîm” huruf-i mukataadandır. Bu diğer huruf-i mukattaa harflerin anlamının bilinemeyeceği başta sahabiler ve birçok tefsir âlimlerince kabul edilmiştir.

Kur'an'dan, akılın olduğu kadar kalbin ve birçok duyguların hissesi vardır. İslam kültürünü bozmaya ve ümmeti ifsat etmeye çalışan İslam düşmanı güçlerin görevlileri olan bir kısım ilahiyatçılara itibar edilmemelidir.

KUR'AN'I ANLAMADAN OKUMAK

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.