HIKD (KİN BESLEMEK)

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muhterem Kardeşlerim…

Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak, sizleri bilgilendirelim istiyoruz. 

Efendim; 

Hıkd, başkasından nefret etmek, ona karşı kin beslemektir. Kendine nasihat verene kin beslemek haramdır. Onu sevmek, ona hürmet etmek gerekir. Hâlbuki o, kendisi ile aynı derecede veya daha üstün olana kızar. Bir şey yapmak elinden gelmediği için, ona karşı kibirlenir. Tevazu gösterilmesi gerekene tevazu edemez. Onun haklı sözlerini, tavsiyelerini kabul etmez. Herkese karşı ondan daha üstün olduğunu göstermek ister. Ona eziyet verse de, özür dilemez.

Zulüm edene karşı hıkd haram değildir. Bir alacaklı ölse, bunun hakkı vârislerine ödenmese, kıyamette ödetilir. Zalimi af etmek efdaldir. Uhud gazasında Resulullah Efendimizin mübarek yüzü yaralanıp, mübarek dişi kırılınca, Eshab-ı Kiram çok üzüldüler. Dua et, Allahü Teâlâ, cezalarını versin dediler. “Lanet etmek için gönderilmedim. Hayır dua etmek için, her mahluka merhamet etmek için gönderildim” ve “Ya Rabbi, bunlara hidayet et, tanımıyorlar, bilmiyorlar” buyurdu. 

Düşmanlarını af etti. Lanet etmedi.

Zulüm edeni af etmek, hilmin, merhametin ve şecaatin en üstün derecesidir. Kendisine iyilik etmeyene hediye vermek de, ihsanın en üstün derecesidir. Kötülük edene ihsanda bulunmak, insanlığın en yüksek derecesidir. Bu sıfatlar, düşmanı dost yapar.

Şeyh İbn-ül Arabi diyor ki:

“Kötülük edene iyilik yapan kimse, nimetlerin şükrünü yapmış olur. İyilik edene kötülük yapan kimse, Küfran-ı Nimet etmiş olur.”

Hakkını alandan, yalnız hakkını geri almak, fazlasını almamak, İntisar olur. Af etmek, adaletin yüksek derecesi, intisar ise, aşağı derecesidir. Adalet, salihlerin en yüksek derecesidir.

Af etmek, bazen zalimlere karşı aczi gösterebilir. Zulmün artmasına sebep olabilir. İntisar, her zaman zulmün azalmasına, hatta yok olmasına sebep olur. Böyle zamanlarda, intisar etmek, af etmekten daha efdal, daha sevap olur.

Hakkından fazlasını geri almak zulüm olur. Zulmedenlere azap yapılacağı bildirilmiştir. Zalimi af eden, Allahü Teâlâ’nın sevgisine kavuşur. Zalimden hakkı kadar geri almak, adalet olur. Kâfirlere karşı adalet yapılır. Fakat gücü yettiği halde af etmek, güzel ahlaktır.

Resulullah Efendimiz, bir kimsenin zalime beddua ettiğini görünce, “İntisar eyledin” buyurdu. Af eyleseydi, daha iyi olurdu. 

Hadis-i Şerifte buyuruldu ki:

“Üç şey kendisinde bulunan kimse, Cennet’e dilediği kapıdan girecektir: Kul hakkını ödeyen, her namazdan sonra onbir defa ihlâs suresini okuyan, katilini af ederek ölen.” [Berika]

Zulmün çokluğu kadar affın sevabı çok olur.

Hıkddan hâsıl olan kötülükler çoktur. Hıkd eden kimse, iftira, yalan ve yalancı şahitlik ve gıybet ve sır ifşa etmek ve alay etmek ve haksız olarak incitmek ve hakkını yemek ve ziyareti kesmek günahlarına yakalanır.

Başkasının, kendinden üstün olan her şeyini kıskanan, yani ondaki üstünlüğün, yalnız kendinde olmasını isteyen insana, kıskanç denir. Bu hâl, insanlığın en kötü huylarından biridir. Kıskanç insan, ömrü boyunca rahatsız insandır. Böyle insanlar, kendinden aşağı olan insanı görmez de, kendinden yüksek ve varlıklı insanın her şeyini görür ve onu kıskanır. Kıskanç insan, Allahü Teâlâ’nın kendisine verdiği şeylere razı olmayan insan demektir. Allahü Teâlâ’nın verdiğine razı olmayan insandan Allahü Teâlâ da razı olmaz. Allahü Teâlâ’nın bir insandan razı olmaması ise, felaketlerin en büyüğüdür. Artık o insan, dünyada da, ahirette de hüsran içindedir, yani zarardadır. Bunun için, kendisinde kıskançlık ve haset duygusu olduğunu görenler yavaş yavaş bu huylarından sıyrılmalıdır.

İnsanlar, kendilerini istedikleri kadar ıslah edebilir. Kıskançlıktan kurtulanlar rahat ve huzura kavuşur. Bu iş, zenginlik ve fakirlik işi değildir. Bu iş, kalbin zenginliği ve fakirliği işidir. Nice fakirler vardır ki, bir lokma ekmeği kazandığı zaman, Allahü Teâlâ’ya şükreder ve zenginlerin hâlini düşünmez bile. Nice zenginler de vardır ki, milyonlarına daha birkaç milyon ekleyemediği için üzüntü içindedir.

Kıskanç insan, başka bir insanın kendinden iyi giyinmesini, iyi yaşamasını hazmedemez. Yani onun boyunu posunu, güzelliğini, çalışkanlığını, başarısını kıskanır. Daha kötüsü, onun başına gelen fenalıklara sevinir. İşte bu hâl, kıskançlığın en kötü derecesidir. Böyle insandan Allahü Teâlâ’nın yardımı kesilebilir. Daha da mahrum olurlar. İyi kalpli ve herkesin iyiliğini isteyen insan, Allahü Teâlâ’nın himayesinde demektir. 

Peygamber Efendimiz;

“Bir Müslüman, kendisine istediği bir iyiliği, başka bir Müslüman için istemezse ve bir Müslüman, kendisine gelecek bir kötülüğü, istemediği hâlde, o kötülüğü başka bir Müslüman için isterse, onun imanı tam değildir” buyurmuştur. 

Yani Peygamber Efendimiz, yalnız kendisini düşünenleri beğenmiyor. Başka Müslümanları düşünenleri beğeniyor ve öyle yapmalarını istiyor. Bütün dünya, Peygamber Efendimizin bu emirlerini yapmış olsa, dünyada kavga, gürültü kalır mı?

İnsan bir kimsede bulunan nimetin ondan gitmesini istemeyip, kendisinde de bulunmasını isterse, bu haset olmaz. Buna gıpta etmek, imrenmek denir. Gıpta etmek, güzel bir huydur. İslâmiyet’in ahkamına, yani farzları yapmaya ve haramlardan sakınmaya riayet eden, gözeten salih kimseye gıpta edilmesi vaciptir. Dünya nimetleri için gıpta etmek tenzihen mekruh olur.

Söz taşımak, kovuculuk

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Nemime yani söz taşımak, kovuculuk yapmak, emanete hıyanet etmektir.

Yalan, gıybet ve hıyanetten uzak durmalı. Şerefli ve asil kimse, sözünde durur. Akıllı olan, yalan söylemez. Mümin olan, gıybet etmez. 

Şu üç şey Allahü Teâlâ’yı çok üzer:

1- Vakti boşa geçirmek,

2- İnsanlarla alay etmek,

3- Gıybet etmek.

Biri hakkında biri bir şey anlatıyorsa, onun iyiliklerini ve zararlarını düşünürüz, iyilikleri fazlaysa iyi insan deriz ve kötülüklerini görmeyiz. Allahü Teâlâ bile ahirette terazi kuracak, sevablar sağ kefeye, günahlar sol kefeye konacak. Sevabları fazla gelirse, günahları affedecek. Allahü Teâlâ kuluna böyle muamele ederse, bizim de öyle yapmamız gerekmez mi? Hemen kötülüğünden bahsetmek değil, iyiliklerini ve kötülüklerini beraber düşünmek lazım. İyilikleri fazla ise, kötülüklerini de affetmek lazım.

Bize başkası hakkında söz getirene hüsnüzan edip inanıyoruz da, söylenen kişiler hakkında niye hüsnüzan etmiyoruz? Dinen, biri biri hakkında bir şey söylerse kabul edilmez. Nemimeyi kabul etmek yani dinlemek, söylemekten daha kötüdür. Yani, biri gelir bize biri hakkında bir şey söylerse, bunu dinlemek söylemekten daha büyük günahtır; çünkü dinlemek, söylemesine izin vermektir. Söylenen söz doğru ise gıybet, yalan ise iftira olur.

Bize söz getirenleri düşman gözüyle görmeli; çünkü hem bizi günaha sokuyor, hem de din kardeşimizin kabahatini ortaya çıkararak onu hürmetten düşürmeye çalışıyor. Eğer yalan da varsa, Allahü Teâlâ’ya isyan ve şeytana itaat ediyor demektir. 

Peygamber Efendimiz, “En kötünüz, söz taşıyan, dostların arasını bozan ve ayıp araştırandır” buyuruyor.

Bize biri hakkında bir şey söylerlerse, şu altı şeyi yapmak gerekir:

1- Önce inanmamalı; çünkü söz getiren fâsıktır. Fâsıka inanılmaz. Sözüyle hareket edilmez.

2- Onu susturmalı; çünkü haram işliyor. Harama mani olmak ise farzdır.

3- Allah için onu sevmemeli; çünkü o âsidir, yani günah işlemiştir, âsiyi sevmemek vacibdir.

4- Kötülediği kimseyi kötü bilmemeli; çünkü suizan etmek haramdır.

5- Haber verdiği şeyi araştırmamalı; çünkü söz taşıyanın verdiği haberi araştırmak haramdır.

6- Onun gibi nemmamlık yapmamalı, yani duyduğumuzu bir başkasına bildirmemeli.

Allahü Teâlâ cümlemizi sevdiği kullarla haşreylesin, büyüklerin nasihatlerini dinleyen ve uyan Salih kullarından eylesin. (Amin)

HIKD (KİN BESLEMEK)

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.