MALAYANİ VE TAKIYYE

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muhterem Kardeşlerim…

Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlâs Yayınlarından faydalanarak, sizleri bilgilendirelim istiyoruz. 

Efendim; 

Malayani, ömrü faydasız oyunlarla, boş işlerle geçirmek demektir. Oyunlardan bazıları faydalıdır. 

Mesela Hadis-i Şerifte, “Ok atmayı öğrenmek, atını terbiye etmek ve ailesi ile oynamak hariç, faydalı oyun olmaz” buyuruldu. Diğer oyunlar ise malayanidir. Malayani ile meşgul olmak iyi değildir.

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

“Malayaniyi terk etmek, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.” [Tirmizi]

“Malayani ile meşgul olanın hatası, günahı çok olur.” [El-Askeri]

“Kıyamet günü günahı en çok olan malayani konuşandır.” [Ebu Nasr]

Uhud’da şehit olan bir gencin annesi, “Oğlum sana Cennet müjde olsun” dedi. 

Bunun üzerine Resulullah Efendimiz buyurdu ki:

“Ne biliyorsun, belki malayani konuşurdu.” [Tirmizi]

Hazreti Kab, hastalanınca, Resulullah Efendimiz ziyaretine gitti. Hazreti Kab’ın annesi, “Oğlum Cennet sana hazırdır” dedi. Peygamber Efendimiz aleyhisselam da buyurdu ki:

“Ey Kab’ın annesi. Ne biliyorsun, Kab belki malayani konuşurdu.” [İbni Ebiddünya]

Peygamber Efendimiz Ebu Zer hazretlerine de buyurdu ki:

“Sana bedene hafif, fakat terazide ağır [ahirette sevabı çok] olan bir amel öğreteyim. Şükür et, güzel ahlaka sahip ol ve malayaniyi terk et.” [İbni Ebiddünya]

Takıyye

Takıyye, inancının aksini söylemektir. Buna Müdara da denir. İnancını, görüşünü, partisini, grubunu, gittiği yolu saklamak demektir. Sırrını açıklayan kimse, çok defa söylediğine pişman olur, üzülür. İnsan, söylemediği sözünün hâkimidir, söylediğinin ise, mahkûmudur. Keşke söylemeseydim der ama iş işten geçmiştir. Malı ve eşyayı emin olarak saklayan çok insan, sır saklayamaz. Hiç ummadığınız kimse, gizli sırlarınızı açıklayabilir. Onun için eskiden, Zehebini, zihabını ve mezhebini gizli tut derlerdi. Yani paranı, dini inancını, siyasi görüşünü, grubunu gizli tut demektir.

Bu birkaç çeşittir:

1- Kâfirler arasında kalıp, malından, canından korkanın, onlara kalben değil de, dilden sevgi göstermesi caizdir.

Müşrikler, Hazreti Ammar’a, babası Hazreti Yasir ve annesi Sümeyye hatuna işkence edip, "Lat, Menat ve Uzza putu, İslam dininden iyi de" derler, demezlerse işkenceyi artırırlardı. Nihayet ana babası işkence ile şehit edildi. Hazreti Ammar ise, kâfirlerin tehdit ve zorlamaları üzerine dediklerini diliyle söyledi.

Bazıları, “Ammar kâfir oldu” dedikleri zaman, Resul-i Ekrem Efendimiz buyurdu ki:

“Ammar kâfir olmadı, o baştan ayağa iman ile doludur.” [İbni Mace, Ebu Nuaym]

“Ammar, iki durumla karşılaştığında en doğru olanını tercih eder.” [İbni Mace, İ. Ahmed]

“Allahü Teâlâ imanı Ammar’ın tepeden tırnağa bütün vücuduna sindirtmiştir. İman onun et ve kanına karışmıştır. Hak neredeyse, o orada yer alır.” [İbni Asakir]

Demek ki küfür olan bir sözü, böyle durumlarda yalnız dil ile söylemek caizdir. Resulullah Efendimiz, Hazreti Ammar’a “Müşrikler eziyet ederse, yine böyle söyle” buyurdu.

Mülci ikrah ile [zorla], bu içkiyi iç, şu malı sat denilse, malını satar. Şarabı içmesi de caiz olur. Caiz olacağını bilmediği için, içmez ve satmaz da öldürülürse, şehit olur. Sultanın haksız olarak, zulüm ile para, mal istemesi ikrah olur. Bunları vermek caiz olur. (Dürer-ül-Hükkâm)

2- Öldürüleceğini bilse de doğruyu, inancını açıkça söylemesidir. Bu caiz, hatta iyidir.

3- Takıyye ile malını gasp, yalancı şahitlik gibi zararlı şeyleri yapmak caiz değildir.

4- Takıyye, küfrün galip olduğu yerde caizdir. Şâfiî’de, zâlim Müminler arasında da caizdir.

5- Malını korumak için de, gerçeği söylememek, mesela gaspçı, eşkıya yakalayınca, parası olduğu halde yok demek caizdir. Çünkü insanın mala ihtiyacı çoktur. Mesela su, pahalı satıldığı zaman, abdest almak, farz olmaz. Teyemmüm etmek caiz olur. Çünkü Müminin malı, canı gibi kıymetlidir. Hadis-i Şerifte buyuruluyor ki:

“Malını ve canını muhafaza ederken öldürülen, şehit olur.” [Buhari, Müslim, Tirmizi]

6- İmam-ı Mücahid hazretleri buyuruyor ki:

İslamiyet’in başlangıcında böyle idi. Çünkü, o zaman, Müslümanlar garip ve zayıf idi. İslam devleti teşekkül edince, bu hüküm değişti. Takıyyeye ihtiyaç kalmadı.

7- Takıyye, kıyamete kadar caizdir diyen âlimler de vardır. Çünkü müminin kendini zararlardan koruması lazımdır. Takıyye ibadet değildir. Zor durumdan zarardan korunma ruhsatıdır.

Allahü Teâlâ cümlemizi sevdiği kullarla haşreylesin, büyüklerin nasihatlerini dinleyen ve uyan Salih kullarından eylesin. (Amin)

MALAYANİ VE TAKIYYE

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.