MEZHEPLERİ TAKLİT RAHMETTİR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muhterem Kardeşlerim…

Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak sizleri bilgilendirelim istiyoruz. 

Efendim;

Maliki veya Şâfiî mezhebini taklit etmek için, gusülde, abdest almakta ve namazda niyet ederken, bu mezhebe de tâbi olduğunu hatırlamak yetişir. Yani, gusül abdesti almaya başlarken “Niyet ettim gusül abdesti almaya ve Maliki veya Şâfiî mezhebine uymaya” sözünü kalbinden geçiren bir kimsenin gusül abdesti sahih olur. Ağzında kaplama veya dolgu bulunan Hanefi mezhebindeki bir kimse, böyle niyet edince, boy abdesti sahih olur, cünüplükten kurtulur, temiz olur.

Böyle kimsenin, namaz kılacağı ve Kur’ân-ı kerimi tutacağı zaman, Maliki veya Şâfiî mezhebine göre de abdest alması lâzımdır.

Şâfiî mezhebini taklit edince, çok ihtiyar veya baliğ olmamış gösterişli çocuk da olsa, nikâhlanmaları câiz olan erkekle kadının derileri birbirlerine dokununca ikisi de ve kendinin veya başkasının iki abdest bozma uzuvlarına el ayası ile dokununca, namaz abdesti almalıdır. Cemaat ile namaz kılarken de, her rekâtta Fâtiha okumalıdır. Necasetten çok sakınmalıdır. Cemaate geç gelince, imamla birlikte rükuya eğilir. Fatiha’nın bir kısmını veya hepsini okumaz.

Maliki’yi veya Şâfiî mezhebini taklit etmesi, takva değildir, fetvadır, ruhsattır. Takva, kaplama ve dolguları, takma dişle değiştirmeye denir.

Kaplama ve dolgusu olan Hanefiler, dört mezhep için söylenmiş olan “Ümmetimin müctehidleri arasındaki ayrılık, Rahmet-i İlahiyedir” Hadîs-i Şerifindeki rahmete kavuşarak, Maliki veya Şâfiî mezhebine uymakla, cenabetlikten kurtuluyor. Çünkü Şâfiî ve Maliki mezheplerinde gusül abdesti alırken, ağzı, burnu yıkamak farz değildir. Niyet etmek, farzdır.

Azimet ve ruhsat

Bir ibadeti, bir işi yapmak için, dört mezhepten birine uyarak yapmak lâzımdır. Dört mezhebin her birinde, bir işin yapılması için, bir kolay yol, bir de güç yol vardır. Birinci yola Ruhsat, ikincisine Azimet yolu denir. Kuvvetli, hâli elverişli olanın, azimet ile amel etmesi efdaldir. Güç olan işi yapmak, nefse daha ağır gelir. Nefsi dahi çok ezer, zayıflatır. İbadetler, nefsi zayıflatmak, kırmak için emir olundu. Çünkü nefis, insanın da, Allahın da düşmanıdır. Onu zayıflatmak azmasını önlemek lâzımdır. Fakat büsbütün öldürülmez. Çünkü bedenin hizmetçisidir. Ahmak ve cahil hizmetçidir. Zayıf, hasta, sıkışık hâlde olan kimsenin, ibadetlerinde, işlerinde azimet yolunu terk etmesi, ruhsat yolu ile yapması lâzımdır. Kendi mezhebinin ruhsat yolu ile yapması da güç olursa, diğer üç mezhepten birini taklit ederek yapması câiz olur. Mesela diş kaplatmış veya doldurtmuş olanların gusülde, abdestte ve namaz kılarken Maliki veya Şâfiî mezhebini taklit etmeleri takva değildir. Mezhep taklidi fetva yoludur, kurtuluş çaresidir.

Gusül abdesti alırken, Hanefi mezhebinde ağzın içini, dişlerin arasını ve diş çukurunu yıkamak farzdır. Kaplama ve dolguların içine su girmediği için, bunların gusül abdestleri sahih olmaz, pis kalırlar. Şâfiî ve Maliki mezhebinde ise, ağız içini yıkamak farz değildir. Hanefî mezhebinde olan kimse, dişlerini zaruret ile kaplatınca veya doldurunca, gusül abdesti alırken; “Yâ Rabbî. Şâfiî veya Maliki mezhebine göre gusül abdesti alıyorum” diye kalbinden geçirse, gusül abdesti sahih olur ve temiz temiz namaz kılabilir. 

Hadîka’da diyor ki:

“Abdest ve gusülde başka mezhebi taklit etmek câizdir. Bunun için, o mezhebin şartlarına da uymak lâzımdır. Bütün şartlarına uymazsa, taklit câiz olmaz. Kendi mezhebine uymayan işi yaptıktan sonra bile, taklit yapmak câiz olur.”

Dürrül-Muhtârda, namaz vakitlerinin sonunda diyor ki:

“Zaruret zamanında, başka mezhep taklit edilir.” 

İbni Abidin, bunu açıklarken, diyor ki:

“Burada, iki kavilden biri bildirilmiştir. İkinci kavle göre, zaruret olsa da, olmasa da, haraç, güçlük olduğu zaman, diğer üç mezhepten biri taklit edilir. Muhtâr olan da budur. Yapılmasında güçlük olduğu zaman, kendi mezhebi kolaylık gösteriyorsa veya yapılmasını affediyorsa, başka mezhebi taklit etmeye lüzum kalmaz.”

Hadîka’da, Hüsn-üt-tenebbüh fit-teşebbüh kitabından alarak diyor ki:

“Bir kimsenin nefsi, kolaylıkları yapmak istemezse, bunun azimetleri bırakıp, ruhsatla amel etmesi efdal olur. Fakat ruhsatla amel etmek, ruhsatları araştırmaya yol açmamalıdır. Çünkü nefse, şeytana uyarak, mezheplerin kolay yerlerini araştırıp toplamak, yani Telfîk etmek haramdır.”

Mezhep taklidi

Mezhep taklidi, ancak dinimizin emrettiği bir iş yapılırken, meşakkat, sıkıntı olduğu zaman, bu sıkıntıdan kurtulmak için yapılır. Başka mezhebi taklit etmek, mezhep değiştirmek demek değildir. Haraç yani zorluk olduğu zaman, başka mezhebi taklit eden bir Hanefi, Hanefi mezhebinden çıkmış değildir. Yalnız, o ibadetin, o mezhepteki farzlarına ve müfsidlerine tâbi olur. Vaciblerde, mekruhlarında ve sünnetlerinde kendi mezhebine tâbi olur. Meselâ, derisinden kan çıkınca da, abdest almakta ve vitir namazını vacib olarak kılmaktadır. Gusül abdesti için taklit edilince, yalnız gusülde, abdestte ve namazda Maliki veya Şâfiî mezhebini taklit etmektedir. Taklit ettiği mezhebin bir şartını, zaruret yok iken yapmazsa, bu ibadetleri sahih olmaz. İki mezhebi zaruretiz karıştırmış, telfîk etmiş olur. Guslü ve namazı iki mezhebe göre de sahih olmaz. Mezhep taklidi, yalnız niyet etmekle, lâf ile olmaz. Taklit edilen mezhebin, o ibadette bildirilen farzlarını, müfsitlerini öğrenmek ve bunların hepsine uymak şarttır.

İbadet yapmakta veya haramdan sakınmakta, haraç olunca, haraç bulunmayan başka mezhebi taklit etmek lâzım olduğu, birçok kitaplarda, meselâ İbni Âbidînde, Mîzân’da, Hadîka ve Berîka’da Fetâvâ-yı hadîsiyye’de, Fetâvâ-yı Hayriyye’de Mektûbâtta yazılıdır. Şâfiî âlimlerinden molla Halîl Si'ridînin Ma'füvât kitabında ve şerhinde de yazılıdır. 

Tahtâvî, Merâkıl-felâh hâşiyesi ve bunun tercümesi olan Ni'met-i islâm’da şöyle yazıyor:

“Bir Hanefinin kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi yapabilmesi için Şâfiî mezhebini taklit etmesinde bir beis yoktur. Bahrürrâık ve Nehrülfâık’da da böyle yazılıdır. Fakat bu işi yaparken, Şâfiî mezhebinin şartlarını da yerine getirmesi lâzımdır. Haraç olmadan ve şartlarını yapmadan taklit ederse, buna müleffık denir ki, kolayları arayıp toplayıcıdır. Bu, câiz değildir. Hanefî mezhebindeki yolcunun Şâfiî mezhebini taklit ederek öğle ile ikindi namazlarını ve akşam ile yatsı namazlarını birlikte kılabilmesi için, bunları kılarken, imam arkasında Fâtiha okuması, kendi seveteynine, yani iki çirkin yerine eli ayası ve nikâh ile alması ebedî haram olan onsekiz kadından başka kadının derisine derisi değerse, abdest alması, abdeste niyet etmiş olması ve az necasetten de sakınması lâzımdır.”

Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)

MEZHEPLERİ TAKLİT RAHMETTİR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.