Muhterem Kardeşlerim…
Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak sizleri bilgilendirelim istiyoruz.
Efendim;
Cebrail aleyhisselam gelip; -Ya Resulallah. Hak Teâlâ sana selam ediyor. "Hiç merak etmesin. Kızı Fâtıma'nın bütün ihtiyaçlarını, çeyizini ben temin edeceğim" buyurduğunu söyleyince, Peygamber Efendimiz şükür secdesi yaptı. Daha sonra Cebrail aleyhisselam, elinde, üzeri bir bohça ile örtülü altın bir tepsi ve yanında bin melekle geldi. Mikail, İsrafil ve Azrail aleyhimüsselam da aynı şekilde gelmişlerdi. Bunların ellerinde de birer altın tepsi vardı.
Peygamber Efendimiz, bunları görünce sordu:
- Ey kardeşim Cebrail! Hak Teâlânın emri nasıldır? Bu altın tepsiler de nedir?
Cebrail aleyhisselam şöyle cevap verdi:
- Ey Allahın Resulü. Allahü Teâlâ sana selam ediyor. "Habibimin kızı Fâtıma'yı, Ali'ye ben verdim. Arş-ı A'zamda nikâh ettim. Habibim de Eshab-ı arasında nikâh etsin. Tepsilerin birinde, Cennet elbiseleri vardır. Onu Fâtıma'ya giydirsin. Diğer tepsilerde Cennet yemekleri vardır. Onlar ile de eshabına ziyafet versin" buyurdu.
Resul-i Ekrem Efendimiz, bu müjdeyi işitince, yine şükür secdesi yaptı. Sonra, dörtyüz dirhem mehir ile nikâh yapılacaktı. Haberciler Hazreti Fâtıma'ya müjdeyi götürdüler. Fakat O, razı olmadı.
Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki:
- Ya Resulallah. Allahü Teâlâ, "Fatıma dörtyüz dinara razı olmuyorsa, dörtbin dinar olsun. buyurdu.
Hazreti Fâtıma'ya bunu haber verdiler. O yine razı olmadı.
Şefaat etmek istiyorum
Peygamber Efendimiz, kızının esas maksadının ne olduğunu öğrenmek için, yanına gitti. Esas maksadının ne olduğunu sordu. Hazreti Fâtıma dedi ki:
- Babacığım, ben dünyalık bir şey istemiyorum. Benim maksadım dünya değildir. Benim isteklerim ahiret ile ilgilidir. Sen ahirette, ümmetinden günahkârlara şefaat edeceksin. Ben de ümmetinden günahkâr kadınlara şefaat etmek istiyorum. Muradım budur. Bu isteğim kabul edilirse, razı olurum.
Peygamber Efendimiz, bu isteğini Cebrail aleyhisselama bildirdi. Cebrail aleyhisselam, Hazreti Fâtıma'nın arzusunun kabul edildiğini, ahirette, ayrıca onun da şefaat edeceğini bildirdi.
Peygamber Efendimiz, gelip bu haberi sevgili kızına bildirdi.
Hazreti Fâtıma dedi ki:
- Babacığım, senin şefaat edeceğine dair Kur'an-ı kerimde ayetler vardır. Benim şefaat edeceğime dair delil nedir?
Peygamber Efendimiz, durumu Cebrail aleyhisselama tekrar bildirdi. Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam beyaz bir ipek getirdi. Bunun üzerinde şöyle yazıyordu:
“Kıyamet günü mümin kadınlara, Fâtıma kulumu şefaatçi tayin ettim. Bu hüccet elinde bâkî kalsın.”
Hazreti Fâtıma'nın şefaatine izin verildikten sonra, Peygamberimiz Hazreti Bilâl'e hitap edip, muhacirin ve ensarı toplamasını emretti. Cümlesi Mescid-i Şerifte toplandılar. Peygamberimiz minbere çıktı. Hamd ve sena eyledikten sonra, muhacirin ve ensara hitaben buyurdu ki:
- Ey Müslümanlar, biliniz ki, kardeşim Cebrâil gelip, Hak Teâlânın, Melekleri toplayıp, “Fâtıma binti Muhammed'i, kulum Ali bin Ebî Talib'e verdim ve akit ettim” buyurduğunu haber verdi. Bana da emretmiş ki, Eshabım arasında bu akdi tecdid edip, şahitler huzurunda akd-i nikâh edeyim.
Ben de râzı oldum
Sonra Hazreti Ali'ye dönüp buyurdu ki:
- Ya Ali. Kalk, nikâh hutbeni yerine getir.
Hazreti Ali kalkıp, Peygamber Efendimizin önüne geldi. Hak Teâlâ’ya hamd ve sena eyledi. Habib-i Rabbil Âlemine salevat getirdi. Sonra Habibullah’a işaretle dedi ki:
- Resulullah Efendimiz, kızı Fâtıma'yı bana tezvic etti. Ben de buna razı oldum. Sizler de bu nikâha şahit olun.
Eshab-ı Kiram buyurdular ki:
- Ya Resulallah. Bu şekilde tezvic buyurduğunuza biz şahit olalım mı?
Peygamberimiz buyurdu ki:
- Evet şahit olun.
Etraftan, “Allahü Teâlâ mübarek etsin” dediler. Sonra Resulullah odasına geldi. Hazreti Ebu Bekir'e biraz para verip, çeyiz için bir şeyler almak için gönderdi. Selman ile Bilal'i de çağırıp buyurdu ki:
- Taşınacak şey olursa siz taşıyın.
Hazreti Ebu Bekir buyurur ki:
“Dışarı çıktım. Parayı saydım. Üçyüzaltmış dirhem geldi. Hazreti Fâtıma'nın çeyizini o para ile gördüm. İçi yün dolu bir döşek aldım. İçi hurma lifiyle dolu bir yastık, topraktan birkaç kap kacak aldım. Resul aleyhisselama getirdim. Görünce, mübarek gözlerinden yaşlar aktı ve “Ya Rabbi. En iyi kapları toprak çanak olan bu kullarına bereket ver” diye duâ eylediler.
Ne iyi hanımdır
Hazreti Ali buyurdu ki:
Bunun üzerinden bir ay geçti. Bu hususta mecliste hiç konuşulmadı. Ben de hicabımdan ağzımı açamadım. Fakat bazen beni yalnız gördüklerinde buyururlardı ki:
- Senin hanımın ne iyi hanımdır. Sana müjdeler olsun ki, O, âlemdeki hanımların efendisidir.
Bir aydan sonra, Hazreti Ali'nin yakınları dediler ki:
- Ya Ali. Bu nikah ile çok sevindik. Lâkin bir de düğün nasip olsa.
Hazreti Ali de onlara, “Benim de isteğim odur, ancak söylemekten hicâb ederim” diye cevap verdi.
Bunun üzerine Ümm-i Eymen'den, aracılık yapmasını istediler. O da durumu Peygamber Efendimizin hanımlarına söyledi.
Peygamber Efendimizin zevcelerinin, durumu Resulullah’a arz etmelerinden sonra, Peygamber Efendimiz Hazreti Ali'yi çağırarak buyurdu ki:
- Zevceni ister misin ya Ali?
Hazreti Ali de şöyle cevap verdi:
- Evet ya Resulallah. Anam ve babam sana feda olsun.
Resul-i Ekrem Efendimiz emir buyurdu. Hazreti Fâtıma'nın çeyizini hazırladılar. Hazreti Ali'ye bir miktar para verip, hurma ve yağ almasını söyledi. Hazreti Ali bunları getirince, hurma, yağ ve yoğurdu karıştırıp, bir çeşit yemek yaptı ve Eshab-ı Kirama düğün yemeği olarak yedirdi.
Evimden çıkıp gidiyorsun
Yemekten sonra Resulullah Efendimiz, bir eliyle Hazreti Ali'yi ve diğer eliyle de Hazreti Fâtıma'yı tutarak, evlerine götürdü. Fâtıma'yı bağrına bastı.
Peygamber Efendimiz Hazreti Fâtıma'ya düğün günü şöyle nasihat etti:
- Kızım, evimizden çıkıp, başka bir eve, ülfet etmediğin bir kimseye gidiyorsun. Sen kocana yer ol ki, o sana gök olsun. Sen ona hizmetçi ol ki, o sana köle olsun. Kocana yumuşak davran! Öfkeli hâllerinde sessizce yanından kayboluver. Öfkesi geçinceye kadar ona görünme!
Ağzını ve kulağını muhafaza et. Kocan sana fena söylerse, söylediklerini duyma ve sakın mukabelede bulunma! Ona karşı gelme! Daima senden güzel söz işitsin, güler yüz görsün. Bu suretle sana iyi nazarla baksın.
Sonra alnından öptü. Hazreti Ali'ye teslim etti ve "Zevcen iyi zevcedir" buyurdu. Her ikisini Hak Teâlâ’ya ısmarladı. Sonra mübarek eliyle kapının iki kanadını tutup, bereket ile duâ eyledi ve çıkıp gitti.
Bir miktar kalsın
Hazreti Ali buyurdu ki:
“Resulullah’ın hanemize teşrif buyurduğu gün, düğünden dört gün geçmiş idi. Bizimle sohbet eyledi. Sonra bana dedi ki:
- Yâ Ali. Su getir.
Kalktım su getirdim. Bir Ayet-i Kerime okudu ve buyurdu ki:
- Bu sudan biraz iç. Bir miktar kalsın.
Öyle yaptım. Kalan suyu başıma ve göğsüme serpti. Tekrar, "Su getir" buyurdu. Yine su getirdim. Bana yaptığı gibi, Hazreti Fâtıma'ya da yaptı. Sonra beni dışarı gönderdi. Fâtıma'ya nasihat ettikten sonra, beni davet etti. Bana da Fâtıma'yı ısmarlayarak buyurdu ki:
- Ya Ali. Fâtıma'nın hatırına riayet eyle. O benden bir parçadır. Onu hoş tut. Eğer onu üzersen, beni üzmüş olursun.
Sonra, ikimizi de Allahü Teâlâ’ya ısmarladı.” Resulullah’ın soyu Hazreti Fâtıma'dan devam etti. Peygamberimizden 6 ay sonra vefat etti.
Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)