Firavun'un hakimiyeti altında yaşayan İsrailoğulları yanlış putperestlik yolunu tutturmuştu bundan vazgeçemiyorlardı. Hz. Musa öncülüğünde Mısır'dan Firavunun baskısından kurtulup denizi geçtikten sonra putlara tapan bir kavmi görünce bilinç altlarındaki putperestlik depreşmiş ve Hz Musa'ya, "Bizim için de bunların putları gibi bir ilah edinsene.." demişlerdi. Bu olaydan Kur’an-ı Kerim’de şöyle söz edilmektedir: "İsrailoğullarını denizden geçirdik. Derken, kendilerine mahsus birtakım putlara tapan bir kavme rast geldiler. “Ey Musa,” dediler, “onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap da tapalım.” Musa “Siz ne cahil milletsiniz,” dedi. (A'raf, 138.)
Günümüzde Amerika ve İsrail dostluğu ve bağımlılığı ile Firavun'un baskısı altındaki İsrail oğullarına benzer bir sapkın yol içinde bulunan bir kısım müslümanlar ne yazık ki her konuda Amerika ve İsrail'in kışkırtmasıyla onların dostluklarından ve Müslümanlar için çizdiği rollerden kurtulamıyorlar. Amerika'nın tehdit olarak gördüklerini tehdit, terörist saydıklarını terörist saymaktan geri durmuyorlar.
Bakınız Amerika ve İsrail Gazze'yi yakıp yıktı. Yüzbinden fazla bebek, çocuk, kadın, masum insan öldürdüler. Hatta enkazlarda kaybolan, tesbit edilemeyenlerle birlikte şehit sayısının ciddi kaynaklarca beşyüzbini aştığı söyleniyor. Buna rağmen az önce belirttiğimiz zihniyete mensup Müslüman kesimden bir tepki görülmedi, sessiz kalmayı tercih ettiler. Yemen başından beri, İran da sonradan geç kalmış bir şekilde tepki gösterdi, İran'ı ve Yemen'i Hamas gibi düşman ve terörist ilan ettiler, onların üst düzey yöneticilerini, bir numaralı dini lider Ali Hamaney'i, komutanlarını ve başarılı bilim insanlarını öldürdüler. İran'da sivil halktan da çok sayıda insan, çok sayıda çocuk öldürdüler, binalarını, tesislerini yok ettiler. Bilim insanlarını çoluk çocuklarıyla birlikte öldürdüler. Buna rağmen yukarıda belirttiğimiz zihniyete mensup sözde Müslüman kesim, İran'ı oyun yapmakla, oyalamakla, İsrail ve Amerika ile işbirliği yapmakla itham ediyorlar.
Amerika ve İsrail dostluğunun etkisiyle yanlış bir yol tutturan bu Müslüman topluluk, İsrail’le savaşanları samimiyetsizlikle, oyun ve hile yapmakla suçluyorlar ama İsrail ve Amerika'yla işbirliği yapan, o zalimlerle dost olan yöneticilerini görmezden geliyorlar, hatta gerçek dışı yorumlarla bu tutumlarının hikmet ve maslahat gereği olduğunu savunuyorlar. Söz konusu bu fikirlerin İsrail ajanları tarafından yaygınlaştırıldığını seziyoruz.
Hz. Musa'ya güya iman eden, onun peşinden giden ve Firavundan kurtarılarak sahil-i selamete eriştikten sonra içlerinden bir türlü söküp atamadıkları putperestlik huyunu tekrar depreştirip Hz Musa'dan put istemeleri misali günümüzün bu müslümanları da bir türlü Amerikanın etkisini içlerinden söküp atamıyorlar, Amerika'yı içlerinde putlaştırmış durumdadırlar.
Üniversite öğrenciliğimde okula gidip geldiğim güzergahta trafik ışıkları bulunan merkezi bir kavşakta, orayı mesken edinmiş bir deli vardı. Bir iple boynuna asttığı düdüğünü çalıyor, bir eliyle de arabalara "dur!" işareti veriyordu. Kırmızı ışık yanıp arabalar durunca o kendi işaretiyle ve düdüğüyle durduklarını zannederek müthiş bir keyif alıyor ve kahkaha ile gülüyordu. Sonra toparlanıp düdük çalarak, "geç!" işaretini veriyordu. Bu kez de yeşil ışık yanınca arabalar hareketlenip geçiyordu. O deli, verdiği işaretle geçtiklerini sanıp yine keyifle katıla katıla gülüyordu bu hal sürekli devam ediyordu.
Amerika başkanının aynen o deli durumunda olduğunu düşünüyorum. Kendisini başkan sanıp emirler veriyor, imzalar atıyor, birçok ülke liderleri ile görüşmeler yapıyor, kararlar alıyor ancak görüntüde başkan ama aslında kukla bir manyaktan ibarettir, gerçekte Amerika'yı yöneten İsrail ve Yahudi lobisinden başkası değildir. İran'la görüşmeler sürerken Amerika'nın gerçek yöneticisi Yahudilerin aldığı kararlar yürürlüğe konuyor, saldırılar düzenleniyor. Haberdar olunca da sahiplenmek zorunda kalıyor. Bu durumu sanırım bilmeyen yoktur.
Aslında görüntüdeki sözde başkanın perde arkasında Hz. Musa zamanındaki Firavundan çok daha zalim zamanımızın Firavun’u olan İsrail vardır. O yönetip yürütüyor. Olaylara biraz dikkatli bakan herkes bu gerçeği görür. Ama ayet-i kerimede belirtilen cahil kavmin günümüzdeki mensupları hariçtir, onlar anlayamazlar.