FIKIH İLMİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Muhterem Kardeşlerim…

Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak sizleri bilgilendirelim istiyoruz. 

Efendim; 

Fıkıh hayatın can damarıdır. Müslüman’ın fıkıhsız hayatı olmaz. İmam-ı A’zam hazretleri fıkıh için (lehine ve aleyhine olanı bilmektir) diyor. Kârını zararını bilmeden iş yapana deli denir. Dinde de kârını zararını bilmemek felakettir. Fıkıh bilmeden ibadet yapılamaz, iman da korunamaz.

Piyasadaki mealler birbirini tutmaz. En doğru olan mealden bile fıkıh öğrenilmez. Mesela Kur’an-ı Kerimde (Namaz kılın) buyurulur, ama nasıl namaz kılınacağı, namazın farzları, namazı bozanlar gibi hususları Kur’an-ı Kerim’de bulamayız. Kur’an-ı Kerim’i Peygamber Efendimiz, Hadis-i Şerifler ile açıklamıştır. Hadis-i Şerifleri de İslam Âlimleri açıklamıştır. Bunun için Kur'an-ı Kerim’in hakiki manasını anlamak, öğrenmek isteyen bir kimse de, meal değil, İslam Âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır. Bu kitapların hepsi, Kur'an-ı Kerim’den ve Hadis-i Şeriflerden alınmıştır. 

Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:

Bize, tefsir kitaplarına göre amel etmek emredilmedi. Fıkıh kitaplarına tâbi olmamız emredildi. (Berika)

Hadisler, Âyetlerin açıklamasıdır

“Kur’ân-ı Kerimi, Peygamber Efendimizin sözleri yani Hadîs-i Şerifler olmadan anlamak mümkün müdür?” Konusu ile alakalı olarak Mîzân-ül-Kübrâ’da buyuruluyor ki:

“Sünnet, yani Hadîs-i Şerifler, Kur’ân-ı Kerimi açıklamaktadır. Mezhep İmamları, sünneti açıklamışlardır. Din Âlimleri de, Mezhep İmamlarının sözlerini açıkladılar. Kıyamete kadar da böyle olacaktır. Sünnet, yani Hadîs-i Şerifler olmasaydı sular, taharet, namazların kaç rekat oldukları, rüku ve secdede okunacak tesbihleri, Bayram ve Cenaze Namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisabını, orucun, haccın farzlarını ve nikâh, hukuk bilgilerini, hiçbir Âlim, Kur’ân-ı Kerimde bulamaz ve öğrenemezdi. 

İmrân bin Husayn hazretlerine birisi;

-“Bize yalnız Kur'ân-ı Kerim’den söyle” deyince;

-“Ey ahmak. Kur’ân-ı Kerim’de, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin?” dedi.

Hazreti Ömer’e;

-Farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kur’ân-ı Kerim’de bulamadık, dediklerinde;

-Allahü Teâlâ, bize, Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Biz, Kur’ân-ı Kerim’de bulamadıklarımızı, Resûlullah Efendimizden gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde dört rekat farzları iki rekat kılardı. Biz de, öyle yaparız buyurdu.

Din imamlarının hiçbir sözü, İslâmiyet’in dışında değildir. Çünkü her biri, hem hakikatte, hem de Ahkam-ı İslâmiyye’de alimdirler.”

Kur’ân-ı kerimde bildirilen hükümleri anlamak ve öğrenmek için ne yapmalıdır?

Allahü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerimi, sevgili Peygamberine, Cebrâil ismindeki Melek ile yirmi üç senede gönderdi. Vefatından sonra, Hazreti Ebu Bekir’in emri ile bir araya toplandı ve bu kitaba Kur’ân-ı Kerim ve Mushaf denildi. Kur’ân-ı Kerim’in hepsi, Arabi’dir. Manasını herkes anlayamaz. Kelam-ı İlâhiden, Murâd-ı İlâhiyi, yalnız Muhammed aleyhisselam anlamış, Eshâbına bildirmiştir. Muhammed aleyhisselamı gören Müslüman’a Sahâbi, hepsine Eshâb denir. Eshâb-ı Kiram, Resûlullah Efendimizden öğrendiklerinin hepsini, talebelerine bildirdi. Bunlar da açıklayarak, binlerce kitaplarında yazdılar. Bunlara Ehl-i Sünnet Âlimleri denir. Dört Mezhep İmamları ve İmam-ı Ahmet Rabbânî, Muhammed Masûm hazretleri, Ehl-i Sünnet Âlimleridirler. Görülüyor ki, Kur’ân-ı Kerim’in manasını doğru olarak öğrenmek isteyenin, Ehl-i Sünnet Âlimlerinin fıkıh ve iman kitaplarını ve İmam-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât kitaplarını okuması lazımdır. İman kitaplarında, kalp ile inanılacak bilgiler yazılıdır. Fıkıh kitaplarında, beden ile yapılacak işler, ibadet, muamelat bilgileri yazılıdır.

Mealler hatalıdır

Bilindiği gibi mealler değişiktir. Birbirini tutmayan yerleri çoktur. Prof.Dr. M.Sait Yazıcı Diyanet İşleri Başkanı iken açıkladığı gibi meallerde hata olur. Hiç hata olmasa bile meale "Allah kelamı" denmez. Kur’an-ı Kerim’in başka dillere yapılan çevirmelerine Kur'an denmez. Bunlara, Kur’an-ı Kerim’in meali denir. Bunlar, Mütehassıs ve Halis Müslümanlar tarafından hazırlanmış ise, Kur’an-ı Kerim’in manasını anlamak için okunabilir. Buna bir şey denmez. Ancak bunlar, Kur'an diye okunamaz. Bunları, Kur'an diye okumak sevap olmaz, günah olur. 

İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki:

“Kur’an-ı Kerim tercümesini, Kur’an-ı Kerim yerine okumak haramdır.” [Fetava-i Fıkhiyye s. 37]

Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)

FIKIH İLMİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.