Muhterem Kardeşlerim…
Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak, bu yazımızda da “Ölü İçin Kurban Kesmek” konusunda sizleri bilgilendirelim istiyoruz.
Efendim;
Bazı mezhepsizler, “Hadisler lüzumsuzdur, Kur'an yeter. Kur’an-ı Kerim’de olmayıp da, hadislerle bildirilen haramlara itibar edilmez” diyorlar.
Bu sözler elbette, küfürdür. Böyle söyleyenler, Hadis-i Şerifleri kabul etmedikleri gibi, Âlimlerin “Küfürdür” diye verdiği fetvaları da kabul etmezler. “Kur’an yeter” derler. Tabiî Kur’an-ı Kerim’den de, Resulullah'ın ve Âlimlerin anladıklarına değil, kendi anladıklarına uyarlar. Sonra da, “Allah böyle diyor” veya “Kur’an böyle yazıyor” diyerek kendi anlayışlarını Allah'ın emri gibi pazarlamaya çalışırlar.
Kur’an-ı Kerimi toplayan Eshab-ı Kiram olduğu gibi, Hadis-i Şerifleri toplayan ve nakleden de Eshab-ı Kiramdır. Eshab-ı Kiramdan şüphe etmek, Kur'an-ı Kerim’den de, şüphe etmeye yol açar. Eshab-ı Kiram’ın hâşâ Hadis uydurduğunu sanmak çok tehlikelidir. Onların hepsinin cennetlik olduğu Âyet-i Kerimeyle bildiriliyor. Hadislerden, sahihlik yönünden şüphe değil de, bizzat hadislerin kendisini lüzumsuz görmek, “Resulüme uyun” emrini inkâr olacağı için küfür olur. Hâşâ Allahü Teâlâ, “Resulüme uymayın, Kur’an size yeter” mi demiştir? Aksine Resulüne uyulmasını emretmiştir. “Allah ve Resulüne itaat edin” mealinde çok Âyet-i Kerime vardır. Bu Âyetler nasıl inkâr edilir? Bir de Resulüne uymak, ona itaat etmek Allah'a itaatten farklı değildir.
Bir Âyet-i Kerime meali:
“Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.” [Nisa 80]
Resulullah'ın dine ait her sözü vahye dayanır.
Bir Âyet-i Kerime meali:
“O, kendiliğinden konuşmaz, her sözü vahye dayanır.” [Necm 3-4]
Allah'a inanan, nasıl olur da, “Resulünün vahye dayanan sözlerine lüzum yoktur” diyebilir?
Allahü Teâlâ, her Peygambere tâbi olunmasını, ona uyulmasını emretmiştir.
Bir Âyet-i Kerime meali:
“Biz her Peygamberi kendisine itaat edilsin diye gönderdik.” [Nisa 64]
Resulullah Efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", Kur’an-ı Kerim’de bulamadığımız birçok şeyleri haram etmiş, birçok şeyleri de farz olarak bildirmiştir.
İşte üç Âyet-i Kerime meali:
“O Peygamber, güzel, temiz şeyleri helâl; çirkin, pis şeyleri haram kılar.” [Araf 157]
“Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dini [İslamiyet'i] din edinmeyen kimselerle; zelil bir hâlde kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.” [Tevbe 29]
“Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının.” [Haşr 7]
“Yalnız Kur’an yeter” diyenler, bu âyetlere kesinlikle inanmıyorlar. İnansalar, “Hadisler lüzumsuz” demezler. Resulünün emrettiğini alıp, yasakladığından kaçarlar.
Hadis-i Şerif düşmanlarının hilesi
Hadis, kadim [eski] kelimesinin zıddıdır, yani yeni demektir. Ayrıca söz ve haber anlamına da gelir. Kur’an-ı Kerim’de geçen bütün Hadis kelimeleri, söz ve haber anlamındadır. Deyim olarak, Resulullah’tan rivayet edilen haberlere Hadis denir. Hadis-i Şerif, Resulullah Efendimizin şerefli, mübarek sözleridir.
Dini yıkmak isteyenler, önce Âlimlerden, mezheplerden başladılar, sonra da Hadis-i Şeriflere saldırdılar. Sahih de olsa Hadis-i Şerife düşmanlıklarını gizlemediler. Ama her Müslüman bilir ki, Hadis-i Şeriflere düşman olmak, “Resulüm vahiyden başka söylemez” buyuran Allahü Teâlâ’ya düşmanlıktır. Bu Allah düşmanları, “Yalnız Kur’an” yaftası altında, hadislerden başlayarak İslamiyet’i yıkmaya çalışıyorlar.
Allahü Teâlâ, Resulüne uymayı, kendine uymak olarak bildirmekte ve Resulün emri ile kendi emrini ayıranlara kâfir demektedir.
İşte Âyet-i Kerime mealleri:
“Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.” [Nisa 80]
“Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.” [Ahzab 71]
“Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının.” [Haşr 7]
“Resulüm de ki: ‘Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.’ ” [Al-i İmran 31]
“Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız.” [Araf 158]
Bu Âyetlere rağmen, hadislere savaş açıldı. Mezhepsizler, kasten söz anlamındaki hadis kelimesini sanki Hadis-i şerif gibi göstermeye çalışıyorlar. Uygunsuz bir söz ifadesini, uygunsuz bir hadis diye tercüme ediyorlar. Hadis kelimesini söz olarak tercüme etmeyip hadis olarak söylüyorlar, mesela “Kur’an-ı Kerim’den sonra hangi söze inanacaklar?” Âyetini, “Hangi Hadise inanacaklar” diye değiştiriyorlar.
Halbuki Kur’an-ı Kerim’de, Hadis kelimesi bazen, Kur’an anlamında da kullanılıyor. O zaman Hadis kelimesini, Hadis-i Şerif olarak göstermek, kendi aleyhlerine delildir.
İşte Âyet mealleri:
“Bu Hadise [söze yani Kur’ana] inanmayanlar [helak olacakları için] arkalarından üzülerek neredeyse kendini harap edeceksin.” [Kehf 6]
“Allah, Hadislerin [sözlerin] en güzelini bir kitap halinde indirdi.” [Zümer 23]
“Şimdi siz bu hadise mi [söze yani Kur’ana mı] şaşıyorsunuz?” [Necm 59]
“Âlemlerin Rabbi tarafından indirilen bu Kur’an-ı Kerim’e ancak temiz olanlar dokunabilir. Siz bu hadisi mi [sözü mü yani Kur’an-ı mı] küçümsüyorsunuz?” [Vakıa 77-81]
Kur’an-ı Kerim’de Lehv-el Hadis, boş laf demektir.
Bir Âyet meali:
“İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmi delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır.” [Lokman 6]
Hadis düşmanları, buradaki boş lafa, Hadis eğlencesi veya uydurma Hadis demişlerdir. Bu hileye, bu oyuna gelmemelidir.
Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)