Kâinatta fark edilemeyen bir değişim ve hareketlilik vardır. En küçük atomdan en büyük kürelere kadar bütün eserler, aynı tarzda, gözle fark edilemeyen ama ilmen tespit edilen bir hareket halindedirler. Dünya, gezegenler, ay, güneş ve yıldızlar fark edilemeyen ölçüde ama durmaksızın hareket ediyorlar.
Keza bitkilerin yetişip büyümesi, hayvanların en kısa ömürlüden en uzun ömürlüsüne kadar büyümeleri, doğumdan ölümlerine kadar ömür sürecinde hayatlarındaki değişim aşamaları, gözle fark edilmeyen hızda gerçekleşiyor. Gözle fark edilemeyen ama inkâr da edilemeyen bir hareketle olmaktadır. İnsanın büyümesi, çocukluk, gençlik, yaşlılık evrelerine geçişi, fark edilmeyen hareket hızındadır. Kur'an ayetinde dağların da bulut gibi hareket ettiği bildirilir. "Sen dağları görür, onları yerinde durur sanırsın. Oysa onlar, bulutlar gibi geçip gitmektedir. Bu iş, her şeyi sağlam ve mükemmel yapan Allah'ın sanatıdır." (Neml, 88.) Aynı şekilde atomlar, moleküller de aynı hız ve tarzda hareket ediyor. İşte Kâinattaki bütün eserlerde ilmen görülen benzersiz minvaldeki aynı tarz bu hareketler ilahî bir mühür özelliğindedir. Ay ve güneşin kendi yörüngelerinde, bir felek içinde yüzdüğünü söyleyen Yasin suresi ayetinde bu yüzme ile sözünü ettiğimiz hareketi ifade ettiği açıktır. Söz konusu ayetlerde şöyle buyrulmuştur: “Güneş, kendisi için karar kılınan yörüngesinde akar, gider. Bu, her şeye hükümran olup üstesinden gelen güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir. Ay’a da menziller takdir ettik. Sonunda o, ağaçta kalan eskimiş hurma sapı gibi bir duruma döner. Ne güneş ay’a erişebilir ve ne de gecenin gündüzü geçmesi mümkün olabilir. Her biri bir felek içinde (yörünge, galaksi) yüzüp gider.” (Yasin, 38-40.) Koca koca küreler ay’ın, güneşin, yıldızların tayin edilmiş yörüngelerinde, belirlemiş kanun, nizam ve disiplin içinde kusursuz hareketleri, uçsuz bucaksız bir deniz mahiyetindeki uzayda “yüzme” ile ifade edilmiştir. Her şeyin bu hali, onları yüzdüren ve bu hareketi veren Yaratıcıyı gösterir. Yaratıcının varlığına, birliğine, esma-i hüsnasına ve sıfatlarına delil ve sembol olmalarından mülhem olarak, Allah’ı noksanlıklardan tenzih ve O zat-ı Akdes’i zikrederek yüceliğini ilan etme işlemi de “yüzdürme” kök anlamlı “tesbih” kavramıyla ifade edilmiştir.
Kur'an ayetinde her şeyin tesbih ettiği bildirilmiştir. “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar, O’nu tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. O Halîm’dir, Gafûr’dur.” (İsra, 44.) ayeti veciz bir şekilde ilahi kanunu ifade eder. Bazı ayetlerde de Allah’ı hamd ile tesbih etmek emredilmiştir. Ayetler, “Hamd ile tesbih eder” dediğine göre, asıl yapılan işlem tesbih’tir, ancak bu tesbihi hamd ile yaparlar. Hamd, övgü anlamındadır. Yani yaratılan her şey Yüce Yaratıcıyı övgüyle tesbih eder.
Tesbih, “s-b-h” kökünden gelir ve “yüzmek” anlamındadır. Arapça’da bir harf eklemeyle yapılan “sebbeha” fiilinin masdarıdır. Bu konumdaki anlamı “yüzdürmek”tir. Terim olarak “Bilinçli bir şekilde Allah’ın yücelik ve birliğini kavramak, noksanlıklardan tenzih etmek, O’nu hakkıyla takdir etmek” gibi anlamlara gelmektedir. Her şey tesbih ettiğine göre, insanlar dışında diğer mahlûkat için bu kavramı sözlük manasıyla bağlantılı olarak anlamak lazımdır. Buna göre, “yüzdürülmek” hareketi ifade eder; hareket ise gücü, kudreti gösterir. Fizik ilmi de şahittir ki hareket varsa, hareket ettiren bir güç vardır. Kâinatta atomdan gezegene kadar her şeyde hareket olduğu bilinmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu hareket de kusursuz, taklit edilmez bir özelliktedir. Her şey konulduğu ortam ve tahsis edilen alan içinde hareket etmekte yani yüzmektedir. Bütün bu hareketler, hareket ettiren bir gücü gösterir. Bu güç ise eşi benzeri olmayan kusursuz Yüce Allah’tır. O halde her şeyi belirli alanında yüzdürmesi, onları seyredip inceleyen şuurlulara Allah’ı göstermek içindir. Buna işaret etmek üzere Kur’an’da, “Her şey Allah’ı hamd ile tesbih eder.” buyrulmuştur. Tesbih, yüzme yani hareket anlamındaki "sebeha" kökenindendir. Kâinattaki en küçükten en büyüğe kadar her şeyde “yüzdürme” ile ifade edilmiş olan hareket, Yaratıcının imzasını gösteren doğallık, benzersiz bir kudret, harikalık, benzersiz sanat nakışları gibi, Yaratıcıyı gösteren özel bir imzadır. Yani bu hareket de benzersiz ve erişilmez bir Kudretle gerçekleştirilmektedir.