MERHAMET NASIL ZULÜM OLUR?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sadece duygusal olan, aklın kontrolünde olmayan merhamet, merhamet değildir, beklenen işlevi vermez ve zulme sebep olabilir. Bu itibarla merhamet, cibilli bir duygusallıktan ibaret olmamalı, aklın süzgecinden geçmeli ve yerinde olmalıdır. 

Bir hastanede yaşanmış şu olay, konumuzu aydınlatması bakımından önelidir: Doktor sırası bekleyen bir adam,  yiyecek bir şeyler yiyor. Karşısındaki sandalyede oturan bir çocuk canı çekmiş bir şekilde ona pür dikkat bakınca, o da dayanamayıp bir parça yiyecek ona veriyor. Çocuk iştahla yemeye koyuluyor. Biraz sonra annesi gelip çocuğun yiyişini görünce küplere biniyor, çok öfkeleniyor. Adama: "Bunları sen mi verdin?" diye soruyor. O da  "Evet." cevabını verince Kadın kızıyor: “Allah seni kahretsin! Aç karnına tahlil verecekti. Mecburen yarın yine geleceğiz!” Meğerki çocuğun kanı alınıncaya kadar hiçbir şey yememesi gerekiyormuş. Aç karnına tahlil yapması gerekiyormuş birkaç gündür gidip geliyorlarmış. Adam bu merhametle iyi etmediğini anlamış ama artık yapacak bir şey yoktu. 

İşte merhamet böylece zulme dönüşebilir. Hastane ortamında tahlil için aç bekleyen çocuğa yiyecek verilmemesi gerektiğini aklen bilmeli, merhamet duygusunu aklıyla bastırmalıydı. Şeker hastası bir çocuğa çikolata vermek, yerinde olmayan bir merhamettir. Böyle bir çocuğa, canı çok çekse bile çikolata vermemek akıllıca olan merhamettir. 

Bu hikâyedeki gibi, merhametten ve tamamen iyi niyetle yapıldığı halde zulme yol açan benzer başka durumlar vardır. Bunlardan biri de hayvanlara merhametten doğan zulümlerdir. 

Sokaklarda, caddelerde kaldırım kenarlarında kedi ve köpekler için yer yer konulmuş mamalara rastlıyoruz. Bu mamalara para verip o yerlere bırakanlar, hayvanlara merhamet ettiklerini düşünüyorlar, onlara büyük bir iyilik ettiklerini sanıyorlar. Oysa bu yanlıştır. Çünkü avcılık yeteneğiyle donatılmışlar, rızıklarını kendileri bulup alırlar, bu onların fıtratına en uygun olanıdır. Rezzak olan Yüce Yaratıcı, onlara karşı insanlardan çok daha merhametlidir ve onları rızıksız bırakmaz. Sömürü sarmalı olan mafyanın mamalarına ihtiyaç yoktur. Kedi ve köpekleri mama ile beslemek, onların avcılık yeteneklerini ve doğal yapısını bozar. Bu ise onlara yapılabilecek en büyük zulümdür. 

Evet, kedi ve köpeklere mama vermek, onlara merhamet değil, zulme sebep olur. Çünkü fıtratları ve doğal yaratılışları bozulur. Köpeğin yaratılışında gece yatmamak dikkatli ve uyanık olmak, sahibinin evini, malını, hayvanlarını korumak için tehlikeli yaratıklara karşı bekçilik yapmak vardır. Bu itibarla köpek, sabaha kadar uyumaz, insanlar sabah namazı için kalkmaya başladıklarında artık köpeğin nöbeti bitmiş olur, uyumaya koyulur. Kedinin fıtratında ise fare ve diğer muzır yaratıkları, insanlara zarar veren hayvanları avlayarak evleri ve yaşam alanlarını temizlemek vardır. Fıtratına bu görev ve yetenek yerleştirilmiştir.  Ama mamayla beslenince bunların yaratılış mahiyeti bozulmuş olur görevlerini yapamaz duruma düşerler. Bu da büyük bir zulümdür. Sürekli mama ile karnı tok olan kedi, avcılık yeteneğini yitirir, yan gelip yatar, fare avlamaz. Bu da kendinin yaratılış amacına aykırıdır. Kuran ayetini tahrif etmek ne kadar günah ise, tekvini ayetler olan kedi ve köpekleri işlevsiz bırakacak şekilde, yeteneklerini tahrip etmek de onun kadar günahtır.

Hayvanlara, İslam’ın kuralları çerçevesinde yalnız Allah için merhamet eden Müslümanları tenzih ederiz ama namaz ve zekât gibi farz ibadetlerini yapmayan,  tesettüre riayet etmeyen, Allah’ın yasakladığı faiz, içki, kumar, gıybet gibi haramlardan kaçınmayan kimi Müslümanlar, kedi ve köpeklere mama vermekle, Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmemenin yol açtığı boşluğu doldurmaya, vicdani rahatsızlıklarını gidermeye ve kendilerini kandırarak avutmaya çalışıyorlar. Bu durum zamanla şeytanın da okşamasıyla “kendini Rezzak’ın yerine koyma” gibi bir firavunluk damarının depreşmesine yol açabilir. 

Atalarımızın, yerinde ve akıllıca olmayan, onun için zulümlere yol açan merhamete dikkat çekmek için, "Merhametten maraz doğar." Sözleri meşhur olmuştur. 

“Merhametten maraz doğar” sözünün anlamını Bediüzzaman, “Merhamet-i İlahîden fazla merhamet merhamet değildir.” ölçüsü ile birleştirerek, Merhametten nasıl maraz doğduğunu şöyle izah etmektedir: “Şefkat-i insaniye, merhamet-i Rabbaniye’nin bir cilvesi olduğundan; elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Rahmeten-lil-âlemîn Zât’ın (asm) mertebe-i şefkatinden taşmamak gerektir. Eğer aşsa ve taşsa o şefkat, elbette merhamet ve şefkat değildir; belki dalalete ve ilhada sirayet eden (dinsizlik ve inkâra bulaşan) bir maraz-ı ruhî (ruhsal bir maraz) ve bir sekam-ı kalbîdir. (Kalp hastalığıdır.)” (Kastamonu Lahikası)

MERHAMET NASIL ZULÜM OLUR?

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.