RAMAZAN ORUCU GAFLETİ KIRAR

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsan sınırsız bir acizlik içindedir ancak Cenab-ı Hakk’ın kendisine bahşettiği nimetleri, gücü ve diğer lutüf olan donanımları, şeytanın kışkırtmasıyla kendi eseriymiş gibi bir rububiyet vehmine kapılır. Bundan doğan bir gaflet, koyu bir sis gibi aklını ve basiretini kapatır, hakikatı görmesine engel olur. Ramazan orucu, insanın düştüğü bu gaflet sisini dağıtır ve aslında ne kadar aciz olduğu gerçeğini görmesini sağlar. 

Yüce Allah, insana verdiği değer ve iltifattan dolayı yarattığı her şeyi insana boyun büktürmüş, onun istifadesine sunmuştur. Bundan dolayı insan, hayvanlara, bitkilere, dağlara, denizlere, hülasa tüm varlıklara sözünü geçirebilmekte ve istediği şekilde yararlanabilmektedir. Küçücük bir çocuk, koca filin sırtına binip istediği yöne sevk edebiliyor; insan yüksek dağların üstünden bile yol geçirebiliyor; Fırat gibi azgın nehirlere gem vurup dizginleyerek sularını ovalara, şehirlere aktarıp azami ölçüde yararlanabiliyor. Buna benzer örnekler çoğaltılabilir. Yalnızca insana bağışlanan bu nimet ve ilahi iltifat, şükretmesine sebep olması gerekirken, ne yazık ki gaflet sonucu acizlik ve muhtaçlığını unutmasına ve her şeyin üstesinden gelebilecek bir güçte olduğu kuruntusuna yol açmıştır.  Yırtıcı, saldırgan bir köpeğin, sahibinin “dur!” işaretiyle misafir çocuğuna ses çıkarmaması, boyun bükmesi karşısında çocuğun kendi gücüyle bu köpeği durdurup uysallaştırdığını zannetmesi ne kadar maskara edici büyük bir yanılgı ise, insanın acizliğini unutarak gücünden, kudretinden dolayı kâinata hükmettiğine inanması, ondan daha fazla maskara edici, aptalca bir yanılgıdır. 

Oysa gerçekte insan, gözle görülmeyen küçücük bir mikroba bile mağlup olacak ölçüde aciz ve güçsüzdür. Bir sivrisinek, ölümü ve hayatı yarattığını iddia eden ve rablık taslayan Nemrut’un hayatına son vermiştir. İnsanı aciz bırakan, hasta düşüren kış soğuklarını ve yaz sıcaklarını hangi güç durdurabilir?

İnsan bu güçsüzlüğünün yanında bir de her şeye karşı büyük bir ihtiyaç içindedir. Fakirden sultana kadar “artık hiç bir ihtiyacım yoktur” diyebilen bir insana rastlayan var mıdır? İnsan, yemeye, içmeye, her an nefes almaya muhtaç olduğu gibi, huzura, sevgiye ve bütün duygularını tatmin etmeye muhtaçtır. Büyük bir âlim, insandaki acizlik ve muhtaçlığı şu veciz sözüyle özetlemiştir: “İnsanın ihtiyaç ve arzuları hayalinin yetiştiği yere kadardır; buna karşılık gücü elinin yetiştiği yere kadardır.” İnsan ebedi bir hayata namzet olduğu ve böyle bir istekle de donatıldığı için, insanın yaşamında ihtiyacı sonsuz olmaktadır. Çünkü ebedi yaşamaya da muhtaçtır.

Durum böyle iken, insan gafletin etkisiyle, kararsız ve geçici dünya malıyla kibir ve gurura kapılır, sonsuz muhtaçlığını unutur. Oysa elde ettiği mal da Yaratıcının ihsanıdır. Kendi gücünün icadı değildir. 

Gaflete kapılan insan, yapısındaki sınırsız güçsüzlüğünü ve acizliğini görmek istemez. Ne kadar zayıf, tükenmeye maruz ve musibetlere hedef bulunduğunu, çabuk bozulup dağılan et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmez. Sanki çelik bir vücudu varmış gibi ölümsüzce, kendini ebedi hayal edercesine dünyaya saldırır; şiddetli bir hırs ve düşkünlükle, büyük bir ilgi ve sevgiyle dünyaya atılır. Sonunu, nereye varacağını düşünmeden lezzetli ve menfaatli her şeye bağlanır. Kendisini mükemmel bir şefkatle terbiye eden yaratıcısını unutur. Hayatın neticesini ve ahiret hayatını düşünmez, kötü bir ahlak içinde yuvarlanıp gider.

İşte Ramazan orucunun bu gafleti kırma yönünden büyük etkisi vardır. En inatçı gafillere bile acizliklerini, zaaf ve muhtaçlıklarını hissettirir; onları kendilerine getirir. Gaflet perdesi altında unutulup kaybolan ya da kişinin düşünmek istemediği mahiyetindeki gerçek kusurları göz önüne koyar. Oruçtaki açlıkla zorunlu olarak midesini düşündürür ve midesindeki ihtiyacı anlar. Zayıf vücudunu ve ne ölçüde çürük olduğunu hatırlar. Ne kadar şefkat e merhamete muhtaç olduğunu anlar. Nefsin firavunluğunu bırakarak tam bir acizlik ve muhtaçlık hissi içinde Allah’ın dergâhına sığınmaya güçlü bir istek uyanır. Eğer gaflet onun kalbini tamamen bozmamışsa, manevi bir şükür takınır ve şükür bu eliyle Rahmet kapısını çalmaya hazırlanır. 

RAMAZAN ORUCU GAFLETİ KIRAR

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.