KUSURLU TERAZİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Allah’ın kanunları kevnî kanunlar ve şer’i kanunlardiye kısma ayrılır. Kevni kanunlar, kâinatta cereyan etmekte olan tabiat kanunlarıdır. Güneşin doğup batması, varlıklara ısı, ışık ve renk vermesi; yıldızların, gezegenlerin, hareketleri, mevsimlerin meydana gelmesi, yağmur, kar ve dolunun yağması suyun sıfır derecede donması ve yüz derecede kaynaması, yer çekimi ve suyun kaldırma kuvveti, bitkilerin ve ağaçların baharda dirilip yeşermeleri,  yemyeşil yaprak, rengârenk çiçek ve meyvelerle süslenmeleri, insanların ve hayvanların imdadına yetişip onlara rızık olmaları, suyun karada yaşayan canlıları boğması, havanın deniz hayvanlarını karada yaşatmaması ve ateşin yakması gibi fizik, kimya, biyoloji, matematik, astronomi ve botanik ilimlerinin konu edindiği kanunlar Allah’ın kevnî kanunlarıdır.

İnsanların bu kevnîkanunlara uymama gibi bir şansları yoktur. Uymadıkları takdirde yaşamaları mümkün olmaz. Yani bu kanunlara uymayanların cezası hemen dünyada verilir.

 Allah’ın şer’i kanunları ise, insanlar için peygamberler vasıtasıyla indirilmiş semavi kitap ve sayfalardaki, helal haram, günah sevap, emir ve yasaklarla ilgili kanunlardır. Zina, içki ve hırsızlık gibi fert ve topluma zararlı olan şeyleri yasaklayan, namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetleri emreden kanunlar Allah’ın şer’i kanunlarına birer örnektir.

İnsanlar bu kanunlara uymadıkları takdirde dünyada yaşamalarına devam etmeleri mümkündür. Yani cezaları hemen dünyada verilmez, ahrete tehir edilir ve onların cezaları Allah’ın adaleti gereği cehennemde verilir. Kâfirlerin cezası sonsuza dek cehennem azabıdır. Günahkâr müminlerin cezası ise günahları kadar cehennemde yanmaktır.

Kevni olsun şer’i olsun Allah’ın kanunları,  O’nun ilim ve kudreti sonsuz, geçmiş ve geleceği kapsayıcı, zaman üstü, noksansız ve kusursuz olduğu için, mutlak ve kesin adaleti ve hakkaniyeti gerçekleştirmektedirler. Bu kanunlar, hassas ve doğru tartan, hiçbir sakatlığı bulunmayan sapasağlam teraziye benzer.

Beşeri kanunlara gelince; her toplumun kendi düzenini kurmak ve korumak, toplumda fertlerin hak ve yükümlülüklerini belirlemek, asayiş ve güvenliği sağlamak ve uymayanları cezalandırmak amacıyla toplumdaki insanlar tarafından düzenlenmişolan kanunlardır. Bu kanunlar o toplumun kendi örf ve geleneklerine dayanır veya başka bir toplumun kendi örf ve geleneklerine göre düzenledikleri kanunlarından iktibas edilerek düzenlenir. 

Bu kanunların kaynağı genelde, toplumun tarihinden gelen gelenekleri, birikmiş kültür ve inançları, etkisinde kaldıkları bazı güçlü ve hâkim milletlerin kültür ve yaşayışlarına özentidir. Beşeri kanunlar, tamamen insan düşüncesinin mahsulü olduğundan, sık sık yetersiz kalır, değiştirilmesi zorunlu hale gelir.

İlahi kanunlar, kevni olsun şer’i olsun, Allah’a ve onun vahyine dayandıkları için her yönü ile mükemmel, her asrın ihtiyacına en uygun bir şekilde cevap veren noksansız kanunlardır. Her toplumun ve her asrın zaman içinde değişebilen bütün ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yorumlanmaya ve uygulanmaya elverişli elastikiyete sahip oldukları için değiştirilmelerine de ihtiyaç yoktur. Çünkü Bu kanunların kaynağı olan Allah, her şeyi bilen, yaratan, terbiye edip yetiştiren, ezeli, ebedi ve noksansızdır. Onun için zaman ve mekân mefhumu yoktur, onun ilim ve kudretine geçmiş ile gelecek eşittir. Bu sebeple onun kanunları da kusursuz ve adildirler, onları uygulayanlar adaleti gerçekleştirmiş olurlar.

Beşeri kanunlar ise, Toplumun uzmanları tarafından ve kolektif yani birçok düşüncenin ortaklaşa mahsulü olduğu için elden geldiğince büyük bir önem ve itina ile eksiksiz olmalarına dikkat ediliyor ise de o düşünceler, sahipleri de insan olduklarından noksanlıktan tamamen kurtulamazlar. Çünkü beşer olarak her insanın bazı zayıf tarafları eksikleri ve unutkanlıklarının bulunması kaçınılmazdır. Dolayısıyla İnsan aklının mahsulü olan kanunların tamamen kusursuz olmaları mümkün değildir.

Beşeri kanunları, kusurlu bir teraziye benzer. En adil bir insan dahi sakat bir terazi ile tartsa adaleti gerçekleştirmesi mümkün değildir. Mesela: bir kilogramı 800 gram olarak veren sakat bir terazi ile dünyanın en dürüst, en adil adamı bile bir kilo şeker tartsa yine adalet yapmış olmaz.Çünkü terazi sakat olduğu için yine 800 gramı bir kilo diye gösterecek ve zulüm yapmış olacaktır.

Aynen bunun gibi, dünyanın en adil ve dürüst hâkimleri dahi noksan olan beşer aklının mahsulü kanunlara göre hüküm verse yine de adaleti gerçekleştirmiş olmaz. Çünkü kusurlu teraziyle tartmanın sonucu her zaman kusurlu olur. 

 

KUSURLU TERAZİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.