Muhterem Kardeşlerim…
Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlas Yayınlarından faydalanarak sizleri bilgilendirelim istiyoruz.
Efendim;
Evlenen rızka kavuşur. Doğrudur yani rızka kavuşması kolay olur. Çünkü Peygamber Efendimiz, “Evlenerek rızık arayın.” buyuruyor. (Deylemî)
Hazreti Ömer de, “Evlenmeden rızk arayanlara şaşarım” buyurup, Nur sûresinin 32. âyetini okuyor.
Meali şöyledir:
“İçinizdeki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allahü Teâlâ, lütfu bol olandır, bilendir.” [Nur 32; Medârik Tefsiri]
Bir atasözümüz de şöyledir:
“Ev alan ile evlenene, Allahü Teâlâ yardım eder.”
Demek ki, zengin olmasa da, Allahü Teâlâ, dine uymak, haramlardan korunmak niyetiyle evlenen sâlih Müslüman’a rızık sıkıntısı çektirmez.
Hadis-i Şerif:
“Haramdan korunmak için evlenene, Allah’ın yardımı hak olur.” [İbni Meniy]
Evlenmek için belli bir yaş, belli bir zaman var mıdır veya evlenmeden önce neleri yapmak, hazırlamak gerekir?
Bir gencin evlenme vakti gelmesi için önce, İslâmiyet’i öğrenmesi, nefsi, İslâmiyet’e uyar hâle getirmesi, gönül sahibi olması, rüştü, aklı olgunlaşması lazımdır. Ondan sonra, sünneti yerine getirmek niyeti ile evlenilir.
Evlenirken dinin emrettiği nikâh akdini yapmakla, Allahü Teâlâ’nın emri yerine getirilmiş olur. Kanuna uygun evlenmeyen, suç işlemiş olur. Dinî nikâh akdi yapmayan, günah işlemiş olur. Bunlara aldırış etmeyenin cezası, kat kat çok olur. Müslüman, suç ve günah işlememelidir. Suç işleyerek cezaya çarpılmak da günahtır.
Gayr-i Müslimlerdeki nikâh akdi
“Gayr-i Müslimlerin, evlenirken kendi aralarında yaptıkları nikâh akitlerini ve bu evlilikten doğan çocuklarını, İslâmiyet meşru mu kabul etmektedir?” konusu ile alakalı olarak Dürr-ül-Muhtâr’ın şerhi olan İbni Âbidîn’de “Kâfirin Nikâhı” bahsinde deniyor ki:
“Burada üç şey bildirilecektir:
1- Müslümanlar arasında sahih olan her nikâh akdi, kâfirler arasında da sahihtir.
2- Şartı noksan olduğu mesela şahitler olmazsa veya kadın iddet zamanını doldurmamış ise, Müslümanların nikâhı haram olur. Hâlbuki kendi dinlerine uygun olunca, kâfirlerin böyle nikâhları caiz olur.
3- Müslüman’ın nikâh etmesi haram olan kadınları, kâfirin, kâfir kadınlardan alması caiz olur. Bunları alınca da nafaka vermeleri lazım olur. Fakat Müslüman olunca nikâhları bozulacak olanlar, birbirinden miras alamaz.
Üçüncü kısım nikâh akdi ile evlenmiş kâfirin ikisi de Müslüman olursa, hâkim bunları ayırır. Mecusi karı kocadan birisi veya kitaplı kâfirlerden kadın Müslüman olursa, ikincisine de Müslüman olması söylenir. O da Müslüman olursa, nikâhları bozulmaz. Mecusi olan evlilerden, erkek Müslüman olsa, kadın ise Yahudi veya Hristiyan olsa, nikâhları bozulmaz. Kitaplı kâfirlerden kadın veya erkek Müslüman olup, İslâm diyarına gelse, nikâhları bozulur.
Müslüman evlilerden biri Müslümanlıktan çıksa, nikâhları bozulur. Erkek mürted olur, sonra imanı ve nikâhı yenilerse, caiz olur. Talak olmadığı için, üçten fazla da ve iddet beklemeden de yenilemesi caiz olur ve mahkemeye lüzum kalmaz. Erkek mürted olunca, iddet zamanı süresince, nafaka vermesi lazım olur. Kadın mürted olunca, iddet için nafaka lazım olmaz. Mürted adam, iddet zamanında ölürse, Müslüman olan zevcesi buna vâris olur.”
Allahu Teâlâ cümlemizi Kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)