Muhterem Kardeşlerim…
Her yazımızda olduğu gibi, sizlere önemli konuları öncelikle sahih kaynaklardan, Tam İlmihal Saadeti Ebediyye, İmamı Rabbani Hazretlerinin Mektubat, Hakikat Kitab Evinin İhlâs Yayınlarından faydalanarak sizleri bilgilendirelim istiyoruz.
Efendim;
Öncelikle bizleri yine bir bayrama kavuşturan Allahu Teâlâ’ya hamdolsun. Ümmeti Muhammed’in mübarek Kurban Bayramı hayırlara vesile olsun.
Efendim;
Ne ki dinimizce “güzeldir”, onu örnek almak lazımdır. Bir işin delisi olmadıkça, o işin velisi olunmaz.
İşte tamda ülkemiz kendi ayağı üzerinde durmaya başladı, kimseye bağımlı olmayacağız. Avrupa Birliği ülkeleri isterse vize uygulamasına son vermesin, zaten bizim kimsenin toprağında gözümüz yok, kimsenin de bizim bir karış da olsa toprağımızda gözü olmasın diye düşünürken, yine mezhepsiz birileri ortalığı karıştırmaya, huzurumuzu kaçırmaya yeltendi. İçimizdeki hainlerde boş durmuyor tabi. Ateşe körükle gittikleri yetmiyormuş gibi, birçok gencimizin, insanımızın (Polis/Asker/Sivil-Türk/Kürt-Arap vs fark etmez) ölmesine sebep oluyorlar. Sonuçta ölenler hep bizim insanımız. Dinsiz yada din cahili mezhepsiz, mürted, kafir her kim olursa zaten Allahu Teâlâ cezasını verecektir. Ondan hiç şüphemiz yok. Onun için çok şey söylemek istemiyoruz. Söylenecek çok söz var ancak, tek kelimeyle Allahu Teâlâ Müslümanlara zulmeden her mahlûku ıslah eylesin, akıl, iz’an versin. (Amin)
İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
Ehlullaha, yani Allah adamlarına karşı gelmekten çok sakınmalı. Hele arada pîrlik ve rehberlik bağı varsa ve ondan istifade yolu açılmışsa, onun ufak bir şeyini beğenmemek, öldürücü zehir olur. Bu yolda olanları tanıyıp sevmek, Allahü Teâlâ’nın en büyük nimetlerindendir. Şeyh-ul-İslam Abdullah-i Ensari hazretleri, “Yâ Rabbî. Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyan sana kavuşuyor, tanımayan ise, sana kavuşamıyor. Felakete düşecek olanı da üstümüze atıyorsun, yani bize saldırtıyorsun” buyuruyor. Bu büyüklere düşmanlık etmek veya onları incitmek, sonsuz felaketlere sebep olur. Böyle büyük bir zat ele geçerse, bütün arzularımızı onun eline bırakmalıyız, ölü yıkayıcının elinde, teneşirdeki meyyit gibi [itirazsız ona tâbi] olmalıyız, (1/78, 1/106, 1/61)
Bu hususta iki menkıbe şöyledir:
Behaeddin Buhârî hazretleri, bir sohbette talebelerinden Molla Necmeddin'e dönüp, “Sana ne söylersem, sözümü tutup söylediğimi yapar mısın?” dedi. Molla Necmeddin, “Elbette yaparım efendim” dedi. “Bir günah işle desem, mesela hırsızlık yap desem yapar mısın?” dedi. Mazur görün efendim, hırsızlık yapamam” dedi. “Madem sözümü dinlemiyorsun, burayı terk et” buyurdu. Molla Necmeddin, dehşet içinde, olduğu yere düşüp bayıldı. Oradakiler Behaeddin Buhârî hazretlerine yalvarıp, onun affedilmesini sağladılar. Molla kendine gelip kalktı. Hep beraber evden dışarı çıktılar. Behaeddin Buhârî hazretleri yoldaki bir evin duvarını gösterip talebelerine, “Bu duvarı delin, evin içinde falan yerde bir çuval kumaş var, onu alıp getirin” dedi. Talebeleri duvarı yarıp, kumaş dolu çuvalı alıp getirdiler. Az sonra bir köpek sesi işitildi. Behaeddin Buhârî hazretleri, Molla Necmeddin'e, “Bir arkadaşınla gidip evin etrafına bakın, ne var?” dedi. Gidip baktılar ki, o eve hırsız gelmiş, evde ne varsa almışlar. Durumu hocalarına anlattılar. Sabah olunca, Behaeddin Buhârî hazretleri, gece o evden aldırdığı kumaş dolu çuvalı sahibine gönderip, talebelerine, “Gece buradan geçerken, bu malınızı alarak hırsızların çalmasına mâni olduk, bu malınızı hırsızlardan kurtardık” demelerini tembih etti. Onlar da götürüp sahibine teslim ederek durumu anlattılar. Molla Necmeddin'e de, “Eğer sen emrimize uysaydın, sana çok sırlar açılacak ve çok şey kazanacaktın. Maalesef nasibin yokmuş” dedi. Molla Necmeddin, çok pişman olduysa da, iş işten geçmişti.
Kurban bayramı namazı ve namazdan önce ne yapılır?
Kurban bayramı namazından önce bir şey yememek, namazdan sonra önce kurban eti yemek, namaza giderken yüksek sesle, özrü olan yavaşça tekbir getirmek müstehaptır.
Bayram namazları iki rekâttır. Cemaat ile kılınır, yalnız kılınmaz.
Bayram namazı şu şekilde kılınır:
1- Önce “Niyet ettim vacip olan Bayram Namazını kılmaya, uydum hazır olan imama” diye niyet ederek, namaza durulur. Sonra “Sübhaneke” okunur.
2- Sübhanekeden sonra eller üç defa tekbir getirerek kulaklara kaldırılıp, birinci ve ikincisinde iki yana bırakılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. İmam önce Fatiha, sonra bir sure okur ve beraberce rükuya eğilinir.
3- İkinci rekatta, imam önce Fatiha ve bir sure okur. Sonra iki el üç defa tekbir getirerek kaldırılır. Üçüncüde de yanlara bırakılır. Dördüncü tekbirde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükuya eğilinir. Kısaca: İki salla, bir bağla, Üç salla, bir eğil diye ezberlenir.
Bayram namazına geç gelen diğer namazlardaki gibi, imam selam verince, kalkıp kılamadığı rekâtları tamamlar. İkinci rekâtta yetiştiyse, imam selam verince kalkıp Sübhaneke okur. Sonra, üç defa tekbir getirerek ellerini kulaklarına kaldırır, birinci ve ikincisinde iki yana bırakır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlar. Fatiha ve Zamm-ı Sûre okur, rükû ve secdeleri yapıp oturur ve namazını tamamlar. İkinci rekâta da yetişemediyse, yukarıda bildirildiği gibi birinci rekâtı kılıp kalkar. Fatiha ve Zamm-ı Sûreden sonra, iki elini üç defa tekbir getirerek kaldırır. Üçüncüde yanlara bırakır. Dördüncü tekbirde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükûa eğilir. Secdeleri yapıp oturur ve namazını tamamlar.
Teşrik tekbirleri ne zaman söylenir? Söylemek farz mıdır?
Kurban Bayramının Arefesi günü, Sabah Namazından, dördüncü günü İkindi Namazına kadar, Hacıların ve Hacca gitmeyenlerin, erkek, kadın herkesin, cemaat ile kılsın, yalnız kılsın, farz namazından sonra selam verir vermez, bir kere “Teşrik tekbir”ini okuması vaciptir. Camiden çıktıktan sonra veya konuştuktan sonra, okumak lazım değildir. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. (Halebi-yi Kebir)
Teşrik tekbiri; “Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahü vallahü ekber. Allahü ekber ve lillahil-hamd”.
Teşrik tekbirleri
Kurban Bayramının Arefesinin Sabah Namazından, dördüncü günün İkindi Namazına kadar, 23 Farz Namazın bitiminde selam verince Teşrik Tekbiri okunur. Bu tekbir getirilen günler, Arefe, Bayram ve Eyyam-ı Teşrik denilen üç gündür, hepsi beş gün ediyor. İlk güne Arefe, ikinci güne Bayram, Zilhicce’nin 11, 12 ve 13. günü olan diğer üç güne de, Eyyam-ı Teşrik deniyor.
Allahu Teâlâ cümlemizi kendisine layık kul, Habibine layık ümmet eylesin. (Amin)