Yaklaşık iki milyar insanın, gönülden inandığı ve bağlandığı bir kutsal kitap ile alay etmek.
İki milyar insanın hukukunu savunmak, her vicdan sahibi insanın görevidir. İster Müslüman olsun isterse kâfir olsun.
Ancak, iki milyar insanın hukukunu savunmak yerine, İslam'ın kutsalı olan ve ilahi olan kitap yani Kur'an da çok ile dalga geçen Müslümanların (!) sesi daha fazla çıkıyor.
Örneğin, gidip hapishane de ziyaret etmek ya da açıklamaları ile destek olmak gibi.
Kim bu Müslüman (!) görünümlü şahsiyetler.
Gezi olaylarına destek olan kesimler.
Özgür Özel, CHP'li, DEM partili bazı yetkililer, İYİ Parti, Zafer partisi gibi.
Yaptıkları açıklamalar ile Deniz Göktaş denilen terbiyesiz herife sahip çıkıyorlar.
Peki, bu ülkede yaklaşık 80 milyon insanın inandığı kutsala sahip çıkmak gerektirmez mi?
Elbette, hukuk ve insanlık bunu gerektirir.
Seçim zamanı gelince Müslümanlardan destek isteyenler bunlar değil mi?
Bunlara destek veren her Müslüman, verdiği destek ile ahirette hesap verecek, Hesap gününde.
Çünkü," Kişi sevdiği ile beraber hasr olacak."
Bunu söyleyen İslam peygamberi.
Mizah deyip geçmemek lazım.
Çünkü bu tipler, İslam'a olan kinini kusuyorlar.
Buna benzer çıkışlar ile kimin ne mal olduğu ortaya çıkıyor.
Müslüman inancına sahip olan her kim olursa, Müslümanın değerleri alay edenlere asla destek olmaz.
Müslüman, Müslümanın kardeşidir.
Kardeşlik ise, ya soy ile olur ya da inanç bağı ile olur.
İnanç bağı ile olan kardeşlik ise, milyar insanın hukukunu savunmak gerektirir.
Evet, ehli iman olan her kim olursa olsun, ne kâfirlere destek olur ne de yandaşlarına.
İslam peygamberi ile, Kur-an ile dalga gecenin dilini koparmak gerekir.
Bu çıkışı yapan her Müslüman yiğit insandır.
Benim hukuk hakkım yok mu?
Benim şerefimle, inancım ile mizah haline getiren soysuzlar dan.
Gün, kim gerçek Müslüman kim de iki yüzlü Müslüman (!) olduğunu tanıma günüdür.
Güneş, üflemek ile sönmez.
Bu Nur her geçen gün daha da parlayacak inşallah.
Kalın selâmet ile.