ALLAH’IN HESABI

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İran 12 gün savaşında test edildi. İran'ın teslim alınması direnişi ve İslam ümmetinin haysiyetini tamamen bitirir. Bunun sünnetullah'a aykırı olduğu bilinir.

Allah mutlak galiptir ve dinini koruyacaktır.  “Nice az birlik vardır ki, Allah’ın izniyle sayıca çok birliği yenmişlerdir, Allah sabredenlerle beraberdir” (Bakara:24) ayeti de aynı zamanda Allah'ın da bir hesabı olduğunun göstergesi.

Tarihte de bunu hep gördük. Yarım asırdır münafıkların ve Siyonistlerin ömür biçtiği ha bu yıl, ha bu gece diyerek bekledikleri İslam Devriminin yıkılması gerçekleşmedi. Tam tersine dünyaya meydan okuyor. Dünyanın tüm en süper güçleri onu kuşatma altına almak için neredeyse tüm güçlerini bölgeye gönderdi…

Bunların Suriye'de olduğu gibi İran'da da Siyonizm’in ve yezidin zaferini ilan edememelerinin sancılarını ve kusmuklarını iğrenerek müşahede ediyoruz.

Evet direniş, yani İslam/Din/Allah'ın dini yenilmeyecektir. Teknik ve silah üstünlüklerine ve münafıklara/secdeli Siyonist askerlerine rağmen bunu başaramayacaklardır. Hüseyinler ve Kerbelalar çoğaldı; her yer Kerbela bile olsa orada Hüseyin de var olacaktır.

İran 1979'dan beridir boğulmak isteniyor. İran - Irak savaşı diye dayatılan savaş, Devrim kadrolarının suikastlerle yok edilmeliler, yaptırımlar vs. İran ilk gündendir rotasını belirlediği ve hazırlığını yaptı; yarım asır boyunca sıkıntılara katlanarak sabretti ve şimdi direniş ruhu tüm kürede. Ne din ne mezhep buna engel olmadı. Ümmetin, kalbinde hastalık olanlarına gelince; onların canı cehenneme. Onları İslam'a, iyiye, izzette ve şerefe davet etsek de boş; etmiyoruz...

SAVAŞ İLANI

12 gün savaşının ardından soykırım cephesi bazı gösteriler (Venezuela, Kanada, Grönland) yaparak bir korku atmosferi ve algı oluşturdu. Oluşan bu rüzgarla İran’ı da kotarma denemeleri yapmakta. Ancak olmuyor…

İran içinde tekrar bir saldırı başlattı. İran halkı bunun da üstesinden geldi; onurunu, egemenliğini, bağımsızlığını ve vatanını korudu ancak soykırım cephesi vazgeçmiş değil.

Oluşturduğu ancak İran’ı etkileyemediği bu algıyı, şimdi de güç yığarak tahkim etmeye ve bir daha asla oluşturamayacağı bir caydırıcılık oluşturmaya yelteniyor. İran’a baskıyı maksimum seviyeye çıkararak teslim tutanağını imzalatmayı deniyor.

İran’ın geri adım atmaması, onu çaresiz bırakmış durumda.

Önerilerinden de bunu anlamak mümkün. Biz bir saldırı yapalım ama siz de sınırlı, sembolik bir karşılık verin.

Diğer önerileri ise İsrail saldırıya katılmaz ise İsrail'e karşı bir misilleme yapmayın.

Özetle; Biz saldıralım Ama siz işi büyütmeyin, diyorlar. İran ise tümünü reddetti ve ABD'den gelecek en küçük bir sırlarının bölgesel savaşın başlangıcı olacağını kesin kararlılıkla belirtti. Aslında bu bir savaş ilanıdır. Daha doğrusu Savaş ilanına karşı bir savaş ilanı. https://www.ydh.com.tr/d/34589/washington-ve-tel-aviv-in-talepleri-reddedildi-iran-topyekun-savas-ilan-etti

MÜZAKERE Mİ?

Onların müzakere dediği teslimiyet. Zaten var olan anlaşmayı yırtanlar da onlar. İran, onlarla müzakere halindeyken 12 gün savaşını başlatan saldırıyı yaptılar. Filistin heyeti Katar’da müzakere masasında iken saldırıya uğradı. Lübnan ile yapılan müzakere ve ateşkes anlaşması bir yılda en az 5 bin kez İsrail tarafından ihlal edildi. Bugün İsrail tankları bile artık Lübnan sınırından giriş yapmış durumda ve Suriye’yi zaten söylemeye gerek yok…

Bu güvenilmez, kuralsız, haydut ve soykırımcılarla nasıl bir anlaşma yapılabilir ki? Yapılsa bile bunların anlaşmaya uymayacağı belli. Onlar İsrail’in bölgeye hakimiyeti ajandasını zaten ilan etmiş durumdalar…

Neyse, konumuza dönelim: Öyleyse müzakereyi kabul edin, dediler. Bunca yığınakla, dayatma ile bir müzakere teklif etmenin tuhaflığı ayrı konu ancak müzakere dedikleri de tuhaf; şunu diyorlar; nükleer programdan tamamen vazgeçin ve zenginleştirilen uranyumu teslim edin. Balistik füzelerin menzilini de kısaltın. Ya bu şartları kabul edin ya da savaş. İran, ikinci şıkkı tercih ve deklare etti. İran, barışçıl nükleer programı sürdüreceklerini, füze programının ise müzakere konusu olamayacağını belirterek dayatma olmadan, karşılıklı saygı içerisinde müzakereye hazır olduklarını ve aynı şekilde savaşa da hazır olduklarını kesin bir şekilde onlara, komşularına, bölgede ki münafıklara ve ABD/İsrail destekçilerine ve tüm dünyaya ilan etti.

ALLAH’IN HESABI VE OLASILIKLAR

Mesele son denemelere ve taşların bir şekilde yerine oturma safhasına gelmiştir. Seçenekler çok değil ancak sonuçları kestirmek zor.

Tüm bu yaygaralara rağmen bir saldırıya cesaret edemeyebilirler. Çünkü İran, kendiliğinden devreye girecek karşı misilleme mekanizmasını devreye sokmuş durumda. ABD’nin, çapı ve şekli ne olursa olsun bir saldırında bu mekanizma devreye girecek ve hatta bu mekanizma, önleyici bir saldırı olarak da devreye girebilir… https://ydh.com.tr/d/34702/iran-korfez-in-kalbine-atesten-kilit-vuruyor

İslam Cumhuriyeti Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, Tahran’ın savunma doktrini, bölgesel güvenlik stratejileri ve son askeri gerilimlere dair yaptığı kapsamlı açıklamalarda önemli huşuları belirtti.

"Amerikan uçak gemileri, İran'ın hipersonik füze teknolojisi karşısında oldukça kırılgandır. Bölgedeki tüm Amerikan üsleri İHA ve füzelerimizin menzilindedir. Bir saldırı durumunda savaşın kapsamı tüm Batı Asya’ya yayılır; bu, ABD Başkanı'nın iki saat sonra bir tweet atıp 'her şey bitti' diyebileceği bir süreç olmayacaktır." https://ydh.com.tr/d/34707/iran-ordu-sozcusu-amerika-nin-ucak-gemileri

Sonuç olarak; bu savaşa cesaret etmeyebilirler. Bu durumda kazanan taraf İran olur. Savaş başlayabilir. Bu durumda savaş bölgesel olarak başlayacak ve uzun sürmesi İran’ın lehine olacak. Uzayacak. Bu aşamada hem silah ve taktikler hem de bölgesel hareketler, hareketlenmeler konusunda sürprizlerle karşılaşacağımız kesin gibi.

Tüm bunların ötesinde iyiler Allah’ın da bir hesabı olduğunu bilirler. Rabbim, mazlumları bu soykırımcı Siyonist haydutlardan ve onların münafık ümmetinden korusun. 

ALLAH’IN HESABI

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.