Utanç çağı bitiyor; Yeni bir çağ başladı
Dünyanın en büyük gücünün İran’a dayattığı savaşa; İran teslim olmayı ve boyun eğmeyi reddederek katıldı. Tüm donanması, komuta kademesi, askeri yeteneklerinin yok edildiği söylendi. İslam ümmetinin başı Hamaney şehit edildi ve komuta kademesinin önemli bir bölümü de şehit edildi. Bu doğru. Donanması vardı denemez ama deniz gücünün bir bölümü de yok edildi. Bu da doğru.
“Pentagon iki günde 5,6 milyar dolarlık mühimmat kullandı” https://www.indyturk.com Sadece bu iki günlük mühimmat Irak işgalinde kullanılan mühimmattan kat kat fazla…
Ancak İran da muazzam güç orantısızlığına ve böyle bir durumda bile ne denizde ne de havada inisiyatifi elinden bırakmadı. Uçak gemilerini 800 mil uzakta tutmayı başardı…
Asimetrik bir savaşın zorunlu olmasına rağmen simetrik cevaplar verdi ve hatta bazı ilkler yaşattı. Görünmez denen uçakları gördü ve bazı uçakları düşürdü. Bu bir ilkti ve düşman tarafından teyit edildi.
Askeri değerlendirmeler yapacak bir uzman değilim ama bırakın asimetriyi ve simetriyi; bu, ‘kısas’ı da aşan bir karşı koyuş ve üstünlük. Savaşın başından bu yana İran, kendisine yapılan tüm saldırılara en az misliyle karşılık verebilme yeteneğini ve kararlılığını göstererek inisiyatifi elinde tutmaya ve soykırımcı Epistein koalisyonunu sonunda ateşkes dilenmeye mecbur bıraktı ancak muhatap bile bulamıyorlar. İran, şartlarında ısrar ederek şimdilik bu çağrılara red cevabı verdi ve onları mıuhatap almıyor.
İran ve direniş ümmeti bu azgın gücün hegemonyasının sınırlarını çizdi, münafık çoğunluğu etkisiz bırakmayı başardı. Secdeli Siyonizm de büyük kırılmalar yaşadı. Her alanda olumlu bir yetkinlik gösteren İran’ın başını çektiği İslam ümmetinin mutlak kötülük ve zillet ile savaşında İran; askeri, siyasi, ekonomik sahada dünyaya bölgesel ve küresel bir aktör olduğunu kanıtladı. Böylece tüm ümmet adına, insanlığın vicdanı adına büyük bir stratejik zaferi insanlığa hediye etti. Tüm iyiler ve tüm mazlumlar minnettardır.
ZİLLET ÇAĞI’NIN SONU
Yeni bir çağ
Bu, bir çağın kapanıp; yeni bir çağın başlamasının adıdır.
Bu çağda artık Atlakntik/Batı soykırım cephesi ve hegemonyası Batı Asya’da ve dolayısıyla dünyanın başka yerlerinde mutlak egemen konumda o la ma ya cak.
Körfez ülkeleri ve bölgedeki Siyonist aparatlar, ABD/NATO üslerinin artık onları koruyamayacağını anladı, gördü.
Dolar dışında ödeme alternatifleri ile küresel emperyalizmin en önemli ayaklarından biri olan dolar sistemi sarsıldı.
Petrol üzerinde ve Batı Asya’nın genel anlamda kaynakları konusunda küresel hegemonyanın sonlanması süreci başladı. https://ydh.com.tr/d/37254/bloomberg-hindistan-rusya-ile-islemlerde-dolar
Küresel hegemonyanın ve siyonizmin psikolojik üstünlüğü ve algı oluşturduğu argümanları ve inandırıcılığı, antisemitizm, demokrasi götürme, insan hakları, uluslararası hukuk gibi silahları ve operasyonel aldatma aparatları da caydırıcılıkları/dokunulmazlıkları da sona erdi…
Küresel vicdan uyanıyor, İspanya gibi NATO/Batı ülkeleri ve halkların itirazları büyüyor. https://ydh.com.tr/d/37251/abd-de-iran-savasina-tepki-buyuyor
*
KAÇIŞ ÇABALARI VE HÜRMÜZ
Soykırımcı Epstein cephesi tarafından belli hedefler ve süre ilan edilerek İran’a saldırılarla başlayan savaş, önce yıpratma savaşına dönüştü ve enerji ve finans odaklı bir savaşa tamamen evirilme tehlikesiyle devam ediyor.
Askeri caydırıcılığı kaybolan ve irtifa kaybeden Epstein cephesinin seçenekleri daraldı. Yemen elleri tetikte bekliyor ve Hizbullah Lübnan’da destan yazıyor. Bunu da not etmeden geçmeyelim. “İslami Direniş, Perşembe günü gerçekleştirilen faaliyetlerin bilançosunu da paylaştı.
Yapılan açıklamada, 46’sı doğrudan ilerleme girişimlerini püskürtmeye yönelik olmak üzere toplam 96 operasyonun başarıyla tamamlandığı kaydedildi.
Bu süreçte İsrail işgal güçlerine ait 29 Merkava tankı, 10 sığınak ve tahkimat alanı, 5 yerleşim birimi, 2 topçu mevzisi ve 1 iş makinesinin imha edildiği veya ağır hasar aldığı duyuruldu.” https://ydh.com.tr/d/37291/hizbullah-isgal-guclerini-roket-salvolariyla
Gelinen noktada Hürmüz Boğazı, egemenlik ve itibar mücadelesi bakımından özel anlamlar ifade etmeye başladı. Bu stratejik değer, genel anlamda savaşın sonucuna göre yeni bir konum kazanacaktır.
*
Müzakere Bilmecesi
Öncesinde de yoğun ve önemli olayların yaşandığı süreci Trump’un son verdiği beş günlük ertelemeden devam edelim.
Saldırı ve suikastlerle beklentileri bir türlü gerçekleşmeyen Epstein cephesi çıkmazda. En son İran’ın enerji santrallerini vurmakla tehdit etmişlerdi ve 48 saat süre vermişlerdi. Ancak 48 saat dolmak üzere iken beş günlük bir ara verildiğini ve henüz ne idüğü belli olmayan müzakerelerde bulunduklarını açıkladılar. Aslında önerilerini iletmek amacıyla yaptıkları ve İran tarafından red aldıkları mesajlaŞmaları kamuoyuna müzakere diye sunmaları bir bakıma düştükleri çaresiz durumu da gözler önüne seriyor. Şimdilerde bir aylık bir ateşkesin de İsrail tarafından dillendirildiği ise işin sahada ki sonucunun şimdiden ilanı niteliğindedir.
Sonuç; Soykırımcı Eptein cephesinin stratejik yenilgisidir… (Arakçi, mevcut durumda herhangi bir müzakerenin yürütülmediğini ve politikanın “direnişin sürdürülmesi” olduğunu açıkladı. https://ydh.com.tr/d/37253/arakci-su-asamada-muzakere-yok-direnis-sur İran, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın açılması için verdiği 48 saatlik ültimatoma sert yanıt vererek, yöneltilen her türlü tehdidin doğrudan "savaş eylemi" sayılacağını ilan etti. https://ydh.com.tr/d/37249/iran-dan-abd-ye-rest-her-turlu-ultimatom-do)
Küresel hegemonyanın, caydırıcılığının, askeri üstünlüğü ve tahakkümünün en önemli iki simgesi değersizleştirildi. Uçak gemileri her yanaştığında vuruldu ve savaş alanından uzaklaştırıldı. Şimdilik batırılmasına gerek bile kalmadı.
Yine birçok katmandan oluşan Arow, demir kubbe, thaat gibi gelişkin hava savunma sistemleri işe yaramaz hale getirildi ve aşıldı. Böylece bu hava savunması alanında ki aşılmazlık efsanesi de çökmüş oldu…
Soykırımcı Epstein cephesinin aracılar vasıtasıyla gerçekleştirdiği mesajlaşmalara İran, nihayet aracılara şartlarını iletti. https://ydh.com.tr/d/37278/iran-abd-ye-sartlarini-iletti
ÜSLER UTANÇ VE ONURSUZLUĞA TEKABÜL EDER
Üslerin kendilerini bile savunamadığı tescillendi. Üslerden kaçan askerler otellerde, mahallelerde hedef alındı, bazı ülkelerde ki üsler boşaltıldı, çoğu da tahrip edildi, yerle bir edildi. Irak ve diğer bazı üslerden düşman askerleri üsleri boşaltarak terk etmeye ve kaçmaya başladı. Şimdiye kadar 17 üssün tahrip edildiği duyuruldu.
Üslerin zillet ve utanç kaynağı olduğu gerçeği deşifre edildi ve meşruiyeti sonlandırıldı. Üslerle ilgili algıların, gerçeklerin ortaya çıkması ile üsler değersizleştirildi. Bundan sonra onurlu ve bağımsızlığına düşkün halkların üslerle ilgili tavrı elbette daha sert olacaktır. https://ydh.com.tr/d/37241/katar-in-eski-basbakanindan-sok-itiraflar
TEK KUTUPLULUĞUN SONU
Bölgede eski ittifaklar fiilen sarsıldı ve yeni ittifakların önü açıldı. Tek kutupluluk dönemi tamamen sona erdi ve yeni kutbun adının şimdiden Direniş/İslam ümmeti kutbu veya bir benzeri olacağı kesinleşti…
İran askeri ve stratejik hedeflere yönelip sahada başarılı olurken; soykırımcı Epstein cephesi sivillere ve tutsaklara, okullara, hastanelere yöneliyor. Lübnan’da sivil katliamı ve yıkımı yaparak 1 milyon kişiyi yerlerinden ediyor, Filistin’de zaten ellerinde olan ve esirlere kötü muamele ediyor, onları idam etmeye yöneliyor… (İran, bölgedeki Amerikan üslerinin vurulduğunu belirterek bazı ABD askerlerinin üsler dışındaki gizli sığınaklara çekildiğini açıkladı. https://ydh.com.tr/d/37239/iran-yok-ettigimiz-abd-uslerinden-kacan-ameri https://ydh.com.tr/d/37240/filistinli-tutsaklar-icin-idam-yolu-aciliyor)
İKİNCİ ERTELEME
Düşmanın İran’ın enerji santralleri ve alt yapısına saldırı tehdidini ikinci kez ertelemesi anlamlıdır. Elbette İran’ın ülkeye yayılan küçük elektrik santrallerine sahip olmasının bunda payı var ancak esas nedenin kararlılık olduğu nettir.
Bu ikinci ertelemede Devrim muhafızlarının şu açıklamasının etkili olduğu düşünülebilir:
“Hastanelerimizi hedef aldınız, aynı şekilde karşılık vermedik. Acil yardım merkezlerimizi vurdunuz, aynısını yapmadık. Okullarımızı hedef aldınız, karşılık vermedik. Ama elektriği hedef alırsanız elektriği hedef alırız.”
Sadece bununla kalmadı İran’ın açıklamaları. Hatemül Enbiya Karargahı da çeşitli tedbirleri ve misillemeleri devreye sokacaklarını açıkladı. Bunlar arasında şunlar yer alıyor:
“Hürmüz Boğazı’nın mayınlanması ve bu defa tamamen kapatılması ve yıkılan enerji santrallerimiz yeniden inşa edilene kadar tekrar açılmaması.
Siyonist varlığın tüm enerji santralleri, enerji altyapısı ile bilgi teknolojisi tesislerinin kapsamlı bir şekilde hedef alınması.
Bölgedeki Amerikan finans şirketlerinin hedef alınması.
Amerikan üslerine ev sahipliği yapan ülkelerdeki enerji santrallerinin hedef alınması…”
"Savaşı biz başlatmadık ancak düşman tesislerimize herhangi bir zarar verirse, ülkemizi ve halkımızın çıkarlarını savunmak için ne gerekiyorsa yapacağız. ABD ve müttefiklerinin bölgedeki enerji, petrol ve sanayii altyapısını yok etme operasyonlarımızın devamını hiçbir şeyin engelleyemeyecek."
Kısacası Hatemül Enbiya Karargahı tehdide karşı tavrını şöyle özetliyor: "Savaşı biz başlatmadık ancak düşman tesislerimize herhangi bir zarar verirse, ülkemizi ve halkımızın çıkarlarını savunmak için ne gerekiyorsa yapacağız. ABD ve müttefiklerinin bölgedeki enerji, petrol ve sanayii altyapısını yok etme operasyonlarımızın devamını hiçbir şeyin engelleyemeyecek."
*
Elbette ki merak edilen soru şu: Bu zamanı bir tuzak hazırlamak için mi kullanacaklar yoksa çıkış/kaçış yolu mu planlayacaklar? Bekleyip göreceğiz…
Uzmanlar; Hürmüz Boğazı’nın mayınlanması seçeneği gerçekleşirse savaştan sonra mayınların temizlenmesinin 6 ay süre gerektireceğini belirtiyor. Boğazın kapalı olmasına 3-5 gün dayanamayan küresel ekonominin bunu göze alabileceğini söylemek oldukça mantık dışı gibi.
BİR ETELEME DAHA
Cumartesi gelmeden Trump bir aylık bir erteleme daha yaptı. “ABD Başkanı Trump, İran'ın talep ettiğini öne sürerek, elektrik santrallerine saldırıları ertelediğini duyurdu.” https://www.cumhuriyet.com.tr
*
İRAN’IN ŞARTLARI
Aslında İran’ın başından beri öne sürdüğü şartlar 4 maddede özetlenebilir:
İran’a bir daha saldırı yapılmayacağının garantilenmesi, Şimdiye kadar yapılanlara karşılık tazminat ödenmesi, Bölgedeki tüm savaşların durdurulmasına yönelik anlaşma yapılması, ABD üslerinin bölgeden çıkarılması.
Şimdi de bitirmeye karar verseler ve çekilseler ya da savaşı uzatsalar da durum değişmeyecektir. KAYBETTİLER.
İran, kendisine dayatılan savaşa; Batı Asya’da hiçbir gücün tek başına yapamadığı şekilde karşılık verdi ve karşı tarafı ateşkes için yalvaracak duruma sürükledi.
İran, stratejik anlamda ve saha hakimiyeti bakımından inisiyatifi elinde bulunduruyor ve bu denklemi sürdürme kabiliyeti de test etti, kanıtladı…
Bu açıdan İran’ın talepleri ve bu savaşın olası stratejik sonuçlarının da örtüştüğü bir gerçekle yüzleşmeye başlandı.
İran, bölgeye egemen olmaya değil bölgenin Batı ve İsrail merkezli tahakkümden kurtulmasını sağlamaya çalışıyor.
Bu bağlamda İran'da savaşa komuta eden Hatem'ul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari’nin aşağıda ki çağrısı önemi ve dikkate değerdir:
“Müslüman kardeşlerimiz; bölgemizin güvenliğini sağlamak için binlerce kilometre ötedeki bir devlete ihtiyacımız yok. Kendi ifadeleriyle İslam ülkelerini sağılacak bir inek gibi gören, İsrail’in güvenliğini ve çıkarlarını her şeyin üstünde tutup diğer tüm ülkeleri bu uğurda feda eden bir güce muhtaç değiliz.
Müslümanları değersiz varlıklar olarak gören; topraklarımızın zenginliklerinden, petrolünden ve gazından başka bir şey düşünmeyen bir devletten ne hayır gelebilir?
Amerika ve bölgedeki üsleri size bugüne kadar ne fayda sağladı?
Bugün Siyonist rejimin ordusu tarafından bir saldırıya uğrasanız, Amerikalılar sizi savunmak için tek bir kurşun sıkar mı sanıyorsunuz?
Kendi güvenliğimizi sağlamak için birleşmeli; merkezinde İslam ve Kur’an olan, sağlam temellere dayalı bir kolektif güvenlik paktına doğru adım atmalıyız.
Müslüman devletlerin birbirine güvenmek yerine, emperyalist ve kafir bir devletle ittifak kurması kabul edilemez. İslam dünyasının yaşadığı tüm musibetlerin temelinde Kur’an-ı Kerim’den ve onun öğretilerinden uzaklaşmak yatar.” https://ydh.com.tr/d/37193/iran-dan-islam-dunyasina-mesaj
“İran Başsavcılığı, olası bir ateşkes süreci için yaptırımların kaldırılması, ABD üslerinin bölgeden çekilmesi ve dondurulan varlıkların iadesini de içeren beş maddelik şartlarını ilan etti. Elbette bir daha İran’a bir saldırı yapılmayacağına dair uluslararası garantiler, ateşkesin bölgede devam eden çatışmaları da kapsaması ve direnişin diğer unsurlarına karşı güvenceler de bu şartlar içinde yer almakta.” https://ydh.com.tr/d/36370/iran-dan-ateskes-icin-bes-maddelik-sart-listesi
*
ABD ÇEKİLİRSE KORKUSU
Bölge uşakları secdeli Siyonist münafıklarının, koltuklarını borçlu oldukları Epstein cephesinin bölgeden çekilmesi korkusu varken; İsrail için ise aynı derecede ve hatta daha ölümcül bir korku var: ABD’nin savaştan çekilmesi…
Her ne şekilde olursa olsun ABD’nin İran’a karşı savaştan çekilmesi İsrail için ölümcül bir darbe niteliğinde ve İran dışında da tüm hak sahiplerinin arzuladıkları İsrail ile bire bir karşı karşıya kalmak.
İSRAİL MERKEZLİ BÖLGE DÜZENİ TAMAMLANMADAN ÇÖKTÜ
Savaşın şimdi veya ertelendikten sonra sonlanması durumunda dahi işin askeri verileri salt sahada ki kayıp-kazanım anlamında İran kaybeden taraf görünebilir ancak stratejik olarak İran, bölge ve Avrasya cephesi, genel anlamda Atlantik karşısında mutlak kazanan olmuştur/olacaktır. Zira yürürlükte olan Batı Asya’da İsrail merkezli bölge kurma projesinin çökmesi, Batı’nın Batı Asya’da kesin yenilgisinin en belirgin göstergesi olacaktır. Bunu görmekte olan bazı ülkeler ve örneğin Almanya dahi şimdiden ağız değiştirmeye ve bu gerçeği ima eden açıklamalar yapmaya başladı bile…
İRAN BÖLGE ÜLKELERİNİ DE KURTARIYOR
İran’ın sadece kendini savunuyor gibi görünen mücadelesinin aslında tüm mazlumları, bölgeyi ve küresel iyileri savunmaya tekabül ettiği gayet nettir. Zira İsrail açıkça bölge ülkelerinin topraklarının da bir kısmını kapsayan haritanın kendi hakkı olduğunu ve bunu alacağını hedefleyerek saldırılarını sürdürüyor. İran bu savaşla bölge ülkelerinin bu topraklarını da korumuş oluyor ancak bölge ülkeleri ise bu savaşta İran’a destek olmalıyken, alelacele İran’ı kınamak ve ona karşı ABD koordinasyonunda hizalanmakla meşgul maalesef. Oysa Batı ve NATO devleti olan İspanya’nın tavrı Müslüman ülkelerin örnek alması gereken onurlu bir tavır değil miydi?
Gelinen noktada müzakereler tekrar gündemde ancak Epstein cephesinin kara savaşı tehdidi de ihtimal dahilinde. https://afroasyatoday.com
ABD, kara savaşı ile ateşi daha da körükleyip uzun vadeli bir kaosa neden olabilir. Müzakerelerin sonucunu beklemeden ateşkese de gidebilir veya kara harekatına girişebilir.
İsrail oldukça zor durumda. Zira ABD bile onu dertten kurtaramadı. ABD’nin savaştan kaçmasını engellemeye yönelik her şeyi yapacağı kesin. Bunlardan biri de ateşkes kabul etmemesi ihtimali….