ARA RAPOR-2

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çıkış Var mı? 

İran ve direniş ümmeti ABD’ye ve genel anlamda Atlantik’e büyük bir tokat attı, çok büyük bir ders verdi. Onu aşağıladı ve stratejik olarak yendi. “Almanya Başbakanı Merz: İran ABD'yi küçük düşürdü” https://www.dw.com/tr/almanya Aslında bu şikayet ciddi ve gelinen durumu özetleyen bir analiz. Durum budur… 

ABD, bu savaşa girişmeden evvel ‘Önce Amerika’ mottosuyla kendi mahallesine dönme kararı almıştı, Batı Asya’dan çekilme sinyalleri vermişti. Venezuela’yı bir gecede dize getirmiş, sıraya Küba’yı koymuştu. Aslında işler, kendisi açısından fena da gitmiyordu. Ama ne olduysa oldu, kırk yıldır bugünü ve böyle aptal bir başkanı bekleyen Siyonizm, İran ile ABD’yi birbirine vurdurmayı başardı.

Bu da ABD’ye şimdiden büyük stratejik kayıplar yaşattı. Öyle ki artık kendi mahallesinde bile işler eskisi gibi kolay olmayabilir.

Biraz açalım:

ABD Çin ve genel anlamda Avrasya ile rekabette gerileyen, borçlu bir dönemdeydi. Kendi iç sorunlarına, borçlarına dönmesi, daha lokal bir alanda faaliyet göstermesi, kendisini toparlaması gerçekçi politikalar olarak kabul görmüştü. Avrupa ile neredeyse ipleri koparmış, onlara her gün hakaretler ediyor, İngiltere’yi bile soğutmuş, NATO’yu işlevsizleştirmişti adeta. İsrail için İran ile kapışmalar yaşamış, İran’a İsrail ile birlikte saldırma konusunda pervasızlaşmıştı. İsrail’i tedarik ediyor, soykırıma tam destek veriyordu….

Böyle bir süreçte girdi İran batağına. Venezuela ve İran’a önceki saldırıları yeterince değerlendirmedi, İran’ın stratejik sabrını anlamlandıramadı. Çevresinde işten anlayanların, uzmanların uyarılarını dikkate almadı. Azalmış mühimmatını ve İran’ın artan yeteneklerini yeterince hesaba katmadı. Kısa süreli olacağını sandı ve işin muharebe kısmında/yıkım ve imha konusunda başarılı da oldu.

ABD, çok şey öğrendi ve dünya büyük gerçekleri, esas resmi gördü. Bunlar insanlık adına ve küresel sonuçlar ve katkılar oldu. Ancak ABD, İran’a saldırmanın ne demek olduğunu, böyle bir aptallığın asla yapılmaması gerektiğini öğrendi/öğreniyor. ABD, gücünün ve tek olma ayrıcalığının sonuna geldiğini gördü/görüyor. NATO ve genel anlamda batılı müttefikleri ve dünyanın diğer bölgelerinde ki koruma şemsiyesinin parçalandığını gördü/görüyor. Ve artık kendi mahallesinde bile istediği gibi at koşturmasının çok kolay olmayacağını gördü/görüyor.

Dünya ise direnmenin küresel çeteyi mağlup edebileceğini, İran direnişinin bunun en güzel örneklerinden olduğunu ve bunun kanıtlandığını gördü/görüyor…

100 bin’ den fazla ev yıktı İran’da. Ama İran’ın silahlarına ve silahlarını kullanma kabiliyetine ciddi bir zarar veremedi. İran’ın direncini kıramadı. Hedeflediği suikastları yaptı ancak halkla ilgili, iç isyanlarla ilgili ve genel anlamda rejimi devirme ile ilgili hiçbir hedefine ulaşamadığı gibi halkın ülkesi ile kenetlenmesi gibi tam tersi bir sonuca imza attı…

Terör ve soykırımla, işgalci politikalarla bölgeyi zayıflatarak teslim alacağı gibi reel olmayan bir teze sarılmak dışında seçenekleri kalmadı. 

Lübnan’da 1 milyondan fazla sivili göç ettiren ve Gazze soykırımı gibi bir soykırımı da orada gerçekleştirmenin yollarını arayan, sivilleri bombalayan ve mevcut duruma bakıldığında ateşkesi bozan İsrail’in ateşkese uymaması görmezden geliniyor.

Ancak Hizbullah, yeni bir sürpriz yaptı ve yeni dronları ile sahada ciddi kayıplar verdiriyor İsrail’e. “İsrail Sağlık Bakanlığı, İran’la ateşkes sonrası Lübnan cephesinde yüzlerce yaralanma yaşandığını açıklarken, artan kayıplar ve uyarılar ordudaki yapısal krizi yeniden gündeme taşıdı.” https://ydh.com.tr/d/38970/israil-saglik-bakanligi-lubnan-cephesinde

“Örümcek ağından daha zayıf: Hizbullah'ın lifli ipliği Merkava'yı tuzağa düşürdü.

Mikronlarla ölçülen bir silah, İsrail'in onlarca yıllık askeri doktrinini alt üst etti. Güney Lübnan'da yaşananlar sürpriz bir saldırı değil, son savaşı kazanmak için inşa edilmiş bir sistemin açığa çıkmasıydı.” https://thecradle.co/articles/weaker-than-a-spiders-web-hezbollahs-fiber-thread-traps-the-merkava#google_vignette

Batı Şeria ve Gazze’de de soykırım hız kesmiş değil. Açlık ve susuzluk Gazze’ye dayatılmaya devam ederken, Batı Şeria’da ciddi bir esir alma dalgası, işkence ve yerleşimci adı verilen silahlı teröristlerin yoğunlaşmış soykırımı devam ediyor. “Siyonist işgalciler ve Yahudi çeteler, 2026'nın başından bu yana Batı Şeria'da 21 binden fazla ihlale imza attı. Saldırılarda onlarca Filistinli şehit olurken, binlerce kişi yaralandı ve alıkonuldu.” https://ilkha.com/filistin/bati-seriada-21-bini-askin-ihlal-saldirilarin-merkezinde-yahudi-ceteler-var-521152

Artık kendilerinden bazıları bile buna dayanamaz duruma gelmiş, insanlıktan çoktan çıkılmış bir durum söz konusu. “Eski Mossad Direktöründen Şok Sözler: “Yahudi Olmaktan Utanıyorum”

Batı Şeria’daki uygulamalar sert eleştirildi

İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın eski direktörü Tamir Pardo, işgal altındaki Batı Şeria’da yaşananlara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Pardo, İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin uygulamalarını sert sözlerle eleştirerek, yaşananları tarihin en karanlık dönemlerinden biriyle kıyasladı.

“Gördüklerim Holokost’u hatırlattı”

2011–2016 yılları arasında Mossad direktörlüğü görevini yürüten Pardo, bölgede yaptığı gözlemler sonrası yaşananların Holokost dönemini hatırlattığını söyledi.

Pardo, “Gördüklerim, geçen yüzyılda Yahudilere yapılanları hatırlattı. Utanç duyuyorum.” ifadelerini kullanarak, mevcut duruma yönelik derin rahatsızlığını dile getirdi.” https://www.mirathaber.com/eski-mossad-direktorunden-sok-sozler-yahudi-olmaktan-utaniyorum/

YANLIŞ HESAPLAR

Aslında savaşın uzamayacağı ve kesinlikle başarı elde edileceği tezi üzerinden bir hesap yapıldı. Uzun vadeli bir yıpratma savaşına dönüşmeyeceği hesaplandığı için bir çıkış planı yapılmadığı anlaşılıyor. Zira İran’ın yenilmeyeceği hesaplanmamıştı yapılan itiraflar artık sadece ABD’de yükselmiyor…

“Eski ABD’li müzakereci Wendy Sherman, İran’la yürütülen savaşın “yanlış hesaplandığını” belirterek, mevcut krizin yalnızca Orta Doğu’yu değil küresel güç dengelerini de etkileyen çok katmanlı bir sürece dönüştüğünü ifade etti.” https://ydh.com.tr/d/38876/eski-abd-li-muzakereci-iran-la-savas-yanl

Gelinen noktada ABD’de ve İsrail’de olduğu gibi (“ İsrail'de eski başbakanlar Yair Lapid ve Naftali Bennett, bu yıl düzenlenecek genel seçimde Başbakan Binyamin Netanyahu'ya karşı güç birliği yapacaklarını açıkladı.” https://www.bbc.com/turkce/articles/cg73735j54mo) NATO içinde ve AB’de de durumun sürdürülebilir olmadığı sesleri yükseliyor, ABD'nin Avrupa'dan asker çekeceği haberleri gayri resmi olarak da olsa dolaşımda… 

Bir çıkış, kaçış yolu arıyorlar. İran, bunu da 10 madde olarak onlara sundu. Bu fırsatı da kaçırırlar mı, bilinmez. Ama son olarak üç aşamalı bir çıkış sundu ve Trump’un bunu beğenmediği, burun kıvırdığı söylentileri var. Bu üç aşamalı yöntem aslında Trump’u da kurtarabilir nitelikte ve nükleer konuyu son aşamada ele almayı içeriyor. Öncelik savaşın durdurulması, saldırganlığın durdurulması, tazminatlar, Hürmüz’ün açılması, yaptırım ve ablukaların kaldırılması ve elbette uluslararası garantiler filan. Özellikle saldırı olmayacağı konusunda… 

İran’ın Hürmüz’de kontrolü sağlamasına karşılık kendisi daha geniş bir banttan İran limanları ve Hürmüz’e giriş ve çıkışları engelleme gibi bir abluka ile kendince İran’ın üretim yeteneklerini ve kuyularını işlevsizleştirme yoluna gitti ve bundan bir sonuç bekliyor.

Savaşa devam edilmemesi durumunda ABD’nin bir seçeneği de bu ablukayı sürdürerek İran kuyularını işlevsizleştirmek ve pes etmesini sağlamak. Bu süreçte küresel petrol arzının nasıl karşılanacağı ise ciddi bir sorun ABD stokları kritik seviyeye ulaştı ve petrol fiyatları arttı. (“Arz krizi korkusu: Petrol 124 doların üzerine çıktı” https://ydh.com.tr/d/38967/arz-krizi-korkusu-petrol-124-dolarin-uzerine-c “ABD’nin İran ablukasını uzatacağı beklentisi ve Hürmüz’deki belirsizlik, Brent petrolü 120 dolara taşıyarak küresel piyasaları sarstı.” https://ydh.com.tr/d/38963/brent-petrolde-2022-den-beri-ilk “ABD'nin petrol stokları alarm veriyor” https://ydh.com.tr/d/38962/abd-nin-petrol-stoklari-alarm-veriyor”)

Böyle olunca toplantılar yapıldı ve tedbirler alınmaya çalışılıyor. Tam da bu süreçte BAE’nin OPEC’den çıkma kararı -ki böylece petrol arzını yükseltebilecek- sadece petrol ile ilgili değil, Körfez işbirliği mekanizmasını da sarsıcı etkileri olacak gelişmelere yol açabilecek nitelikte. (“AE’nin OPEC ve OPEC+ hattından ayrılma yönündeki adımı, Körfez’de enerji politikalarının yeniden şekillendiği ve Suudi Arabistan merkezli petrol düzenine karşı daha bağımsız bir çizginin öne çıktığı yönünde yorumlanıyor. …  Ayrıca, bu ayrışmanın yalnızca ekonomik değil, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid ile Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasındaki stratejik ve kişisel ilişkiyi de etkilediği belirtildi. 

“Tehlikeli bir ayrışma”

Londra Ekonomi Okulu’ndan Fawaz Gerges, “Suudi Arabistan ile BAE arasında ciddi bir gelişme yaşanıyor… düşündüğümüzden çok daha tehlikeli bir ayrışma” ifadelerini kullandı ve bunun Körfez’in iki güçlü lideri arasında bir kopuş anlamına geldiğini söyledi. 

Körfez kaynakları ise BAE’nin adımını, Suudi liderliğindeki petrol yönetiminden stratejik bir uzaklaşmanın sonucu olarak değerlendirdi. Yemen ve Sudan’daki çatışmalar, enerji kotaları ve bölgesel sistem vizyonundaki farklılıkların bu süreci beslediği ifade edildi.” https://ydh.com.tr/d/38976/bae-nin-opec-hamlesi-ne-anlama-geliyor)

Elbette Trump'ın YASAK demesine rağmen Lübnan'da ateşkesi bozan İsrail, büyük ihtimalle dahlinin olduğu BAE'nin bu hamlesinin ABD'nin İran'a yönelik ablukasını sürdürmesini kolaylaştırıcı etkisini hesaba katmış olabilir. 

ABD, saldırgan ve kibirli bir şekilde kendinden emin olarak başladığı rezillikte ateşkes isteyen taraf oldu. İran’ın muhatap bile almadığı bir konumda artık ve durmadan ateşkes isteyen ve kendi başına ateşkesi tek taraflı uzatan acınası rezil bir durumda… 

Aslında tekrar savaşa dönülse bile (Bu arada önemli sayılabilecek bir gelişme oldu ve üzerinde fazla durulmadı.

Amerikan donanmasına ait Arleigh-Burke sınıfı, güdümlü füze muhribinde açık denizde (Hint Okyanusu) yangın çıkmış ve gemi devre dışı kalmış.

Daha önce de Gerald Ford uçak gemisinin çamaşırhanesinde ki yangından dolayı devre dışı kaldığı açıklanmıştı.

Elbette her iki vakada da ister isabet alarak, ister teknik arıza nedeniyle olması zayıflığın işareti...)

Durumun değişmeyeceğini neredeyse bütün uzmanlar söylüyor. ABD, yenildiğini biliyor. Uluslararası önemli otoriteler, kuruluşlar ve analistle bu yönde görüş belirtiyor ancak ABD, yenilgiyi bir türlü kabul etmeye yanaşmıyor. Tekrar büyük yığınaklar yapıyor. Kısa süreli kapsamlı sonuç alma harekatı söylemi tekrar devrede. 

İran ise savaşa da hazır olduğunu, bu defa daha sert karşılıklar vereceğini, saldırgan gemileri yakacağını, Babül Mebdep kartını da oynayabileceğini belirtti. “https://ydh.com.tr/d/38925/yemenliler-hurmuz-modelinden-ilham-aliyor “

Bu arada Arakçi’nin Rusya gezisi önemliydi. Bu ziyaretle birlikte Trump’un Ukrayna ağırlıklı olduğu algısı ile Putin’le gerçekleştirdiği telefon görüşmesi ise dikkatle değerlendirilmeli…

Bir de kongrenin 60 günlük yetki olayı var. Kongre onayı olmadan başkanın savaşı sürdürme yetkisi... Bu süre doldu. Bu durum Trump için bir kaçış imkanı da sağlayabilir ancak bu da kongrenin bundan sonraki tutumuna da bağlı. "İran’a saldırı kararını büyük bir yanlış hesaplama olarak nitelendiren Rasmussen, İsrail ve ABD içindeki bazı siyasi çevrelerin baskısının yönetimi daha fazla çatışmaya itebileceğini belirtti.

Rasmussen, ABD’nin yenilgiye benzeyen bir durumdan kaçınmaya çalıştığını, ancak İran’ın teslim olacağı beklentisinin gerçekçi olmadığını ifade etti.

ABD yenilgiden kaçınmanın yollarını arıyor, ancak muhtemelen bunu yapmak zorunda kalacak; aksi halde geleceğin ne getireceği bilinmiyor.” dedi."

 https://ydh.com.tr/d/39039/abd-li-yetkili-savas-yetkileri-kapsamin

SONUÇ

Seçenekler ve Çıkış

Elbette ki; askeri seçenek olasılığı henüz tam anlamıyla bitmiş değil. “ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, iki kaynağa dayandırılan bilgilere göre 30 Nisan Perşembe günü Başkan Donald Trump'a İran'da yürütülebilecek askeri faaliyetlere ilişkin yeni planlar hakkında brifing verecek.

Axios'un haberine göre, söz konusu toplantıya ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine'in de katılması bekleniyor.

Üç ayrı kaynağın aktardığı bilgilere göre CENTCOM, İran'daki altyapı tesislerini de kapsaması beklenen "kısa ve güçlü" bir saldırı dalgası planladı.

Washington yönetimi, bu saldırıların ardından Tahran'ın nükleer müzakere masasına dönmesini ve nükleer konularda daha esnek bir tutum sergilemesini hedefliyor.

Başkan Trump'a sunulması beklenen bir diğer seçenek ise ticari gemilerin geçişini yeniden tesis etmek amacıyla Hürmüz Boğazı'nın bir kısmının ele geçirilmesini içeriyor.” https://ydh.com.tr/d/38969/centcom-un-iran-icin-hazirladigi-askeri-sec

Aslında çıkış yolu var. Ancak soykırımcı Epstein ittifakının küresel sonuçlar doğuran bu yenilgiyi kolay kolay kabullenmesi zor.

Taslağa göre İran, geçiş düzenlemeleri ve ücretlendirme protokollerini belirleyerek Hürmüz Boğazı'nı yeniden trafiğe açacak; buna karşılık ABD de İran üzerindeki deniz kuşatmasına son verecek. Bahşayişi, bu ilk adımların ardından nükleer dosyaya ilişkin müzakerelerin başlayabileceğini ifade etti….

New York Times'a konuşan kaynaklar, Trump'ın danışmanlarına İran'ın önerisinden memnun olmadığını ilettiğini aktardı. Habere göre yönetimdeki bazı yetkililer boğazın açılmasını en uygun seçenek olarak görürken, diğerleri kuşatmanın iki ay daha sürmesinin İran enerji sektörüne telafi edilemez zararlar vereceğine inanıyor.” https://ydh.com.tr/d/38921/iran-in-kapsamli-baris-plani-trump-yonetimi

Özellikle Hürmüz ve genel anlamda bölgenin kurtuluşa ermesi, kaynaklarının haydut soykırımcı işgalci Epstein ittifakından kurtarılması ve yeniden dizaynı gibi sonuçlar/hedefler açısından Rehber Mücteba'nın son mesajı kayda değer:

"İlahi güç ve kuvvetle, Fars Körfezi bölgesinin aydınlık yarınları; Amerika’nın olmadığı, halkların ilerlemesine, huzuruna ve refahına hizmet eden bir gelecek olacaktır.

Bizler, Fars Körfezi ve Umman Denizi’ndeki komşularımızla "ortak bir kadere" sahibiz. Binlerce kilometre öteden gelip burada açgözlülükle fitne çıkaran yabancıların ise, bu suların derinlikleri dışında bölgede sığınacak hiçbir yerleri yoktur." https://ydh.com.tr/d/38980/ayetullah-mucteba-hamenei-hurmuz-bogazi-nda-yeni-bir-donem-basliyor

İran için öncelikli olan ateşkes değil; savaşı, uluslararası garantileriyle birlikte sona erdirmek ve bölgede ki Siyonist nüfuz ve dönemin sona erdirilmesi. O yüzden nükleer meseleyi en sona bırakmış durumda. Nihayetinde bu veya benzeri bir sonucun dışında çıkış görünmüyor. Ya savaşa tekrar devam ederek ya da şimdi güçlü bir ihtimalle yapılacak olan budur. 

Ve unutmamalı ki; İran sadece soykırımcı Epstein ittifakının askeri potansiyeli ile savaşmıyor; bu mutlak kötülüğün zihinsel altyapısı ile de savaşıyor. Genel anlamda iyi ve kötü savaşıyor; iki farklı yaşam tarzı savaşıyor.

Bekleyip göreceğiz. Rabbim mazlumları güldürsün. 

ARA RAPOR-2

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.