Yeryüzü, insanlar için var edilmiş ve döşenmiştir. Bunlardan biri de mağaralar. Eskiden betonarme yapılar yok idi. Bu yapılardan önce insanlar, mağaralar da yaşıyordu. Bu mağaraların bir kısmı doğal bir kısmı da yapay.
Doğal olanlar ise, Rabbimizin ilahi fermanı gereği insanlar için bir barınma ve yaşam yeri olarak var edilmiş.
Yani, insanlar var olmadan önce, insanoğlu için Rabbimiz, hazır evler halk etmiş.
Bunların var edilmesi ise, milyon seneler önce olmuş.
İşte bunlardan biri de Rabbimizin bir ikramı olan, Zonguldak iline bağlı Gökgöl mağarası.
Bu mağaranın geçmişi 350 milyon seneler önce oluşmuş bir yer.
Dağların için de.
Büyük bir kapısı var.
3350 metre uzunluğunda.
İnsanlar için de rahatlıkla yürüyebilir. İlginç sarkıtlar oluşmuş. Yazın ortasında doğal bir serinlik veriyor. Sadece serinlik vermiyor.
İçin de tertemiz akıp giden bir dere de var.
Büyük bir afet sırasında, doğal bir sığınma evi.
Çünkü tertemiz bir suya sahip.
Belki de Zonguldak nüfusunu içine alabilecek kadar büyük bir alana sahip.
İşte böyle bir yer, Gökgöl mağarası.
Gidip görmek lazım.
"Geziniz, görünüz ve ibret alın." İlahi bir ferman abidesi Gökgöl mağarası.
Rabbimiz, sadece yeme ve içme için kâinatta doğal şeyler var etmemiş, barınma için de şehirlerin sığınak bileceği kadar büyüklükte yerler yaratmış.
Gökgöl mağarası, Türkiye'nin en büyük 10 mağarası.
Zonguldak içinde de en büyük ikinci mağarası.
Gidip görmek ve ibret almak lazım.
Kalın selâmet ile.
Not: Zonguldak gezisi sırasında bize mihmandarlik yapan, değerli hocam Nihat Sezer ve eşi Fatma hanıma teşekkür ederim.