DURAKLAMA DÖNEMİ

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Soykırımcı Epstein cephesi genel anlamda İran'la ve dolayısıyla tüm dünya ile yaptığı savaşta olabildiğince mühimmat kullandı ve savaş nedeniyle sadece mühimmat değil bir irade kaybına da uğradı.

Caydırıcılığı, itibarı, sözü ve tehditlerinin değeri de mühimmat ve stoktaki enerji ve petrol gibi kritik seviyelere geriledi…

Bölgede son raundunu İsrail’i ayakta tutmak ve bölgesel, dolayısıyla bölgede küresel egemenliğini ayakta tutmak için İslam ümmeti/direniş ile girdiği savaşta 7 Ekim’den bu yana ve 28 Şubat’la yeni bir ivme kazanan aşama ile yıprandı, tükendi, çaresiz kaldı…

Ne kendisi bölgede ki secdeli Siyonist ordularını, üslerini koruyabildi ve ne de onlar onu koruyabilecek durumda kalabildi.

Umman üzerinden tekliflerini İran’a ileten ve adeta günü kurtarmak adına Hürmüz’ün açılmasını sağlamak için adeta yalvaran pejmürde bir duruma düşmüş durumda soykırımcı Epstein cephesi ve bölgede ki secdeli ve secdesiz dost ve müttefikleri…

Kısacsı duraklama dönemine girmişler denebilir…

İRAN-UMMAN’IN HÜRMÜZ GÖRÜŞMELERİ

Duraksama dönemine girmiş olmanın birçok göstergesi olmasına rağmen bunların bir kısmına değinelim.

1. 28 Şubat’tan sonra daha önce ki dönemlerde Netanyahu’nun ABD'ye gidip Trump'la görüşmesi genellikle yeni bir savaş sürecine ve saldırı planı ve hazırlıklarına tekabül ederdi. Ancak bu defa öyle olmadı. Ordularını birleştirme girişimleri çerçevesinde kotarmak istedikleri yasa ile durumu risklerden bir miktar korumaya yelteniyorlarsa da bunun ne derece faydası/pratiği mümkün olacak, zamanla göreceğiz.

2. Tüm cephelerde bir temkinlilik ve kendini tutma durumu söz konusu ve bu açıkça gözlemleniyor. Korku ve panikten kaynaklı ve bu temkinlilik ve apar topar üslerden ve nihayet hava ikmal uçaklarının İsrail’den çekilmesi. Tüm bu gelişmeler yeniden bir konumlama hedefleri de içeriyor olabileceği gibi bir kaçışın başlangıç sinyalleri de olabilir.

3. 28 Şubat karşılaşması dahil İran ile ABD ve İsrail birlikte karşılaşırken bu defa sadece ABD-İran direkt karşılaşmalarına şahit olmaktayız ve İsrail ABD’ye katılamamaktadır…

Her ne kadar İsrail bunu bir avantaj olarak da görüyorsa da bu, aynı zamanda bir gerilemeye ve İsrail’in İran’ın hedefine girmeye cesaret edememesinin de bir göstergesi.

4. Esas önemli belirtilerden biri ise Umman’la ile İran arasında bitmek üzere olan ve belki de bu yazı yayına girdiğinde bitmiş olacak olan Hürmüz’le ilgili görüşmeler ve olası bir anlaşma.

Öncelikle daha önce Hürmüz konusunda İran ile birlikte hareket edince ABD tarafından bombalanmakla tehdit edilen Umman’a bu defa ABD sessiz kalmaktadır. Bunun bir nedeni ise ABD’nin bu görüşme üzerinden İran’a Umman üzerinden kendi bu görüş, öneri ve belki de şartlarını iletme imkanı bulmuş olması. ABD’nin daha direkt müzakerelerden böylesi yancı pozisyona düşmesinde ve bunu kabullenmek zorunda kalmasında ABD için özellikle Hürmüz’ün bir süreliğine de olsa açılmasının ertelenemez derecede kritik bir duruma gelmiş olması, yorgun ve bitkin düşmesi etkili olmuştur denebilir.

Dolayısıyla bu görüşmeleri ABD, İran ile görüşüyoruz şeklinde lanse ederken İran yalanlamakta. Ancak ABD’nin Umman’a görüşlerini iletmesi ve bu görüşmelerde gündeme getirilmesini talep etmesi bu görüşmelerin ABD’nin basına açıkladığı gibi AB-İran görüşmeleri olduğu anlamına gelmez.

Buna rağmen bir bakıma ve dolayısıyla bu görüşmelerde ABD de var olmuş, en azından görüş ve şartları da müzakere konusu olabilmiştir. Zaten ABD, Umman’a bu konuda bir gündem dayatmasa ya da önermese de İran, bu anlaşmanın ABD talep ve dayatmalarına da yer verecek, bu konuda ki duruşundan taviz vermeyecekti. Genel anlamda Soykırımcı Epstein Cephesinin bölgeden elini çekmesine yönelik ve bölge ülkelerinin kendi sorunlarını kendi aralarında çözme modelini pratize etme çabasından vazgeçmesi söz konusu olamaz. Öyle olsaydı direkt ABD ilke görüşür, Umman’ı muhatap bile almazdı…

Bu anlaşmanın en önemli yönlerinden biri ABD’nin devre dışı bırakılması. Esasen bu savaşın ana hedefi de bu. Yabancıların bölge üzerinde ki elini kesmek…

İran, konjonktürel olduğunu bildiği halde belge/belgelenmiş olması bakımından stratejik potansiyel taşıyan mutabakatı ABD’ye imzalatarak önemeli bir adım atmış, bölgesel bir güç olduğunu kanıtlamıştı. Bu defa Umman ile ve ABD’yi devre dışı bırakarak bu çizgiyi pekiştiriyor. Bu bakımdan bu görüşmelerde İran’ın beklentisi Hürmüz için son yapılanların bunlar olacağı ve artık buna uyulacağı değil. Esas önemli kazanım ABD’nin, tıpkı mutabakatı kabul etmeye mecbur olduğu gibi bile olsa bunu da kabul etmeye mecbur olduğu bir pozisyonda olduğunun bilinmesi ve bu, ikinci belge ile stratejik bir tescilleme daha sağlanıyor olacağıdır. 

Bu durumda yani bir anlaşma olursa bu, İran ile Umman arasında olmuş olacak. Resmi olarak budur. ABD, buna sessiz kalarak zımnen kabul etme durumunda kalmakla baş başa kalabilir.

Burada ABD, sadece Hürmüz ile ilgili kararı ve yeni bölgesel statüyü değil; kendisinin bölge meselelerinde ve dizaynında devre dışı olduğunu da fiilen kabullenmiş olacaktır.

Eğer savaşa bir ara vermek, Hürmüz’ü açarak seçim ve mühimmat gibi hazırlıklara yönelmek, kara savaşına bel bağlamaya devam etmek gibi bir macerada ısrar etmek, bölgenin esas belirleyici ve etki oluşturan, dönüştürücü gücü olduğu halde İran’ı dışarıda bırakan bölgesel ittifaklara bel bağlamak, bölgenin secdeli ve secdesiz Siyonist askerleri olan terörist yapılarından hala bir fayda beklemek isterse bu anlaşmayı kabul etmek, Hürmüz açılıyorsa sessiz kalmak zorunda kalabilir. Yok eğer yenilgiyi dolaylı yoldan kabul etmek gibi bir kolaylaştırıcı olarak bu anlaşmadan yararlanmak isterse de bu anlaşmayı yüksek sesle kabul ettiğini deklare ederek, uluslararası garantilerle kalıcılaşmasına dönük adımlar atabilir.

Bu ikincisi; yeni bir çağın başlangıcı olur ve belki de o zaman İsrail üssü de dahil olmak üzere üslerini, ait olmadıkları evimizden, bölgemizden apar topar kaçmak ve Afganistan’da ki duruma düşmek yerine taşımak için kendilerine bir süre de tanınabilir. Bilemiyoruz tabii. Elbette bir süre tanınacak olursa bu, çok ama çok kısa bir süre olur. 

DURAKLAMA DÖNEMİ

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.