Mekke/Kabe, Soykırımcı Epstein Cephesi elinde tutsak. Sapık olduğu ve adası deşifre olduktan sonra ona Kabe örtüsünü hediye eden rezillerin elinde tutsak. Kudüs/Mescid-i Aksa da Mekke/Kabe de tutsak…
Mekke saldırı altında diyerek yeni bir mizansen ortaya konuyor. Böylece ABD ve İsrail’in kurtaramadığı Suudi rejimine yönelik İslam ümmetinin tepkisine oynanıyor. Daha önce de denenmiş ve bayatlamış olan bu numara, aynı zamanda bir çaresizliğe de tekabül etmekte.
“Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Çarşamba günü yaptığı açıklamada Mekke’ye yönelik “alçak ve vahşi” saldırıyı “mümkün olan en güçlü ifadelerle” kınadı.
Şerif, X’te “Pakistan halkı bu çirkin eylem nedeniyle üzgün ve büyük bir endişe içindedir” dedi.
Çoğunluğu Müslüman 57 ülkeden oluşan bir blok olan İslam İşbirliği Teşkilatı da “vahşi” saldırıyı kınadı.” https://tr.euronews.com/2026/09/16/husiler-suudi-savas-ucagini-dusurduk-mekkeyi-hedef-almadik
“Husilerden yalanlama
Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, Mekke'yi hedef aldıkları yönündeki iddiaları yalanlayarak saldırılarda yalnızca petrol tesisleri ve askeri üslerin hedef alındığını savundu.” https://anlatilaninotesi.com.tr/20260916/disisleri-bakanligi-husilerin-kutsal-mekke-sehrini-hedef-alan-iha-saldirisini-siddetle-kiniyoruz-1108816084.html
https://ydh.com.tr/d/44775/haber
Mekke/Hac paralarının nereye gittiği meselesi bir yana, BM raporlarına göre bile 387 bin; bağımsız kaynakların tahminlerine göre ise en az 500 bin insanın katledildiği, yüz binlercesinin yerinden edildiği, geçmişte Gazze’den daha zorlu şartlara maruz kaldığı hatta bir defasında bir düğüne Suudilerin bir düğüne saldırısında 1400 Yemenli hayatını kaybetmişti… İslam İşbirliği Teşkilatı da dahil, Yemen’de bunların hiçbirine değinmeyenler şimdi kıyameti koparıyor, Mekke tehlike altında, yetişin İslam ümmeti, diye. Suudiler bu savaşta Yemen halkına 70 bin’den fazla saldırı düzenledi.
Oysa bu yaygaraya sarılan M.Bin Selman, Kâbe örtüsünün bazı parçalarının çocuk istismarı suçlusu Jeffrey Epstein'e gönderdiğinde; Epstein’in tüm yapıp ettikleri, istismarcılığı, adası ve ettikleri ifşa olmuştu. Bu bilindiği halde, CİA ve Mossad ile bağlantılı bu sapkın suçluya Kabe örtüsünün parçalarını ABD’ye göndermişlerdi…
*
Şimdiye kadar kimse bir aile devleti olan suudi Arabistan’a ABD/İsrail destekli Suudiler demedi. Husiler ise Yemende sadece bir aile ve bu ailenin tümü, tüm husiler aynı görüşte ve cephede de değil… Maalesef nüfusun yüzde seksenini kontrol eden, yöneten, meclisi, ordusu olan, bölünmeyi reddeden Sanaa yönetimine Husiler demek, diğer yüzde yirmilik nüfusun ancak yarısından destek alan ve Yemen’e dahi giremeyen, Suudi Arabistan’da bulunan Aden yönetimine de ise devlet demek reel anlamda oldukça tutarsız…
YEMEN’DE SUUDİ VE KOALİSYONU NE YAPTI?
Yemen’e saldırıları ilk başlatan Suudilerdir. ABD, İngiltere, körfez ülkeleri ve daha birçok yapı ve örgüt değişik zamanlarda, değişik koalisyon ve adlarla Yemen’e acımasızca saldırdı. Kimileri boyun eğdirmek, kimileri Yemen’i bölmeyi ama nihayetinde onu da İsrail’e kurban etmeyi hedeflemekteydi. Suudi’nin en son İsrail’e sığınması, ABD’nin Suudi’ye f35 savaş uçağı satma kararı düşündürücü ve boşuna değil…
Arap baharı denen süreçte Suudilerin Yemen’in iç meselelerine müdahalesi ile başlamıştı süreç ve çatışmalar. Aynı Suudi, o yıllarda Bahreyn halkını, tanklarla Bahreyn’e girerek bastırmış https://www.sabah.com.tr/dunya/suudi_ordusu_bahreyne_girdi_13097166722-1778654 ve İsrail’in Bahreyn’de ki iktidarını korumuştu. Yemen’de ise bu iş o kadar kolay değildi. Çünkü orada Ensarullah vardı…
Uzatmayalım, Yemen’e çok acılar yaşattı bu Siyonist ümmet. İsrail’in Gazze’de, Filistin’de yaptığı abluka, açlık ve ilaçsızlıktan öldürme, yerinden etme ve diğer tüm yöntemler denendi bu ayağı çıplak asil millet üzerinde.
Değişik zamanlarda, o zamanki can kaybı ve diğer suçlarla ilgili bazı rakamlar şöyle:
27 Mart 2025 tarihli bir açıklama: “On yıllık savaşın ardından Yemen, dünyanın en kötü insani krizlerinden biri olmaya devam ediyor. Tahmini 4,5 milyon insan (nüfusun %14'ü) şu anda yerinden edilmiş durumda ve bunların çoğu yıllar içinde birden fazla kez yerinden edilmiş durumda. 18,2 milyondan fazla insan acil insani yardım ve koruma hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Ülkede büyük ölçekli bir kıtlık riski hiç bu kadar yüksek olmamıştı. On binlerce insan zaten kıtlık benzeri koşullarda yaşıyor ve şaşırtıcı bir şekilde beş milyon daha fazla insan da gıda güvensizliği yaşıyor.” https://www.unrefugees.org/news/yemen-crisis-explained/
23 Kasım 2021 tarihli bir haber: “BM'ye göre Yemen'deki savaşta ölü sayısı yıl sonuna kadar 377.000'e ulaşacak.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) yeni raporuna göre, Yemen'deki savaş sonucunda ölenlerin sayısı 2030 yılına kadar 1,3 milyona ulaşabilir.” https://www-aljazeera-com.translate.goog/news/2021/11/23/un-yemen
21 Kasım 2018 tarihli iki haber: “Yemen krizi: '85 bin çocuk açlıktan öldü'” https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46271632
“Yemen: Savaşın başlangıcından bu yana 85.000 çocuğun açlıktan ölmüş olabileceği tahmin ediliyor.” https://www.savethechildren.net/news/yemen-85000-children-may-have-died-starvation-start-war
Kısaca özetleyecek olursak resmi rakamlara göre -ki en azı budur- 2015’ten bu yana Yemen’de 151 bin insan bombalamalarla, 260 bin kişi bu saldırılar ve ablukalar dolayısıyla oluşan şartlardan dolayı hayatını kaybetmiştir. 4,3 milyon kişi yerinden edildi, 23 milyon 400 bin kişi ise temel gıda, ilaç ve insani yardıma muhtaç hale gelmiştir. Küresel Siyonizm tüm haysiyetli ve direnen, insanlık onuru, haklar ve ülkelerini korumak, İslam Ümmetini savunmak adına savaşanlar soykırıma uğrarken sessiz kalan İslam İşbirliği Teşkilatı denen Siyonist yapının da Yemen’in yapmadığı, asla yapmayacağı Kabe provokasyonuna katkıda bulunuyor, İslam ülkelerini birbirleri ile savaşa teşvik eden açıklamalar yapabiliyor.
Oysa ilk talimat ya da çağrı ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Joe Wilson’dan geldi. Wilson şöyle diyordu: “Mekke Savunma İttifakı, birine yönelik saldırının herkese yönelik saldırı olduğu söylüyor. Şimdi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Husileri yok etme vakti. Özgür Yemen!” Bu çağrıdan sonra sünniyonistlerin hepsi de aynı çağrıyı değişik kelimelerle tekrar etti, İİT da dahil. https://www.yazilimedya.com/dunya/haber/76152/ensarullah-in-ilerleyisi-abd-yi-panikletti-turkiye-yi-savasa-cagirdi
İİT’nın bu kirli koroya katılması, zavallı, yalınayak Yemen halkına bu bühtanın atılması haysiyet, vicdan, İslam ve izandan uzaktır. https://www.aydinlik.com.tr/haber/suudilerden-yemende-yenilgiye-kutsal-kilif-buyuk-mekke-kiskirtmasi-590465
Oysa meseleyi sürekli çarpıtmak, aşiretçilik, mezhepçilik bağlamında lokalize etmek gibi tasarlanmış Siyonist algılardan beri olmalı. Yemen ve Libya müftülerine kulak verelim bu konuda:
“Yemen Müftüsü: Mesele Şiilik-Sünnilik değil; İslam ve küfür meselesidir…
Yemen Müftüsü Allame Şemseddin Şerafeddin, Suudilerin Yemen’in Mekke’yi hedef aldığı yönündeki iddialarını reddederek, Yemen halkının İslam tarihindeki konumuna ve Gazze savaşındaki tutumuna dikkat çekti.” https://ydh.com.tr/d/44764/yemen-muftusu-mesele-siilik-sunnilik-degil-islam-ve-kufur-meselesidir
“Libya Başmüftüsü: Suudiler, Amerika adına vekâlet savaşı yürütüyor…
Libya Başmüftüsü Şeyh Dr. Sadık el-Giryani, Yemen’deki savaşın Suudi Arabistan tarafından ABD adına yürütülen bir vekâlet savaşı olduğunu savunarak, Ensarullah’ın Babülmendeb Boğazı’nda denetim sağlamasının Washington’ın bölgedeki durumunu daha da zorlaştıracağını söyledi.” https://ydh.com.tr/d/44765/haber
TÜRKİYE YEMEN’E SALDIRIR MI?
Barrack’ın Türkiye-İsrail için çizdiği bir görev haritası vardı. Elbette yol haritası Türkiye’nin gücünden yararlanmayı zorunlu kılıyor. İşi bitince ne planlanıyor? Ne demişti Barrack? İsrail bölgede ulus devlet/güçlü devlet istemiyor, demişti. İşi bitince tek parça kalmış diğerleri de Suriye ve Irak gibi bir hale getirilecek. Plan bu. Gizli değil. İşte Yemen sorusu ya da Mekke Anlaşması’na biraz da bu tuzağı görerek yaklaşmak önemli…
Bu girişten sonra bir cevap ekleyelim: “Asla.
1918’de imparatorluk dağılırken herkesin sırtını döndüğü o zifiri karanlıkta bile dağlık Yemen’in Zeydi lideri İmam Yahya ve o yiğit insanlar Türk askerine ihanet etmediler. Yahya, savaş öncesinde sorunlar yaşadığı Osmanlı yöneticilerine savaşın başlaması ile sadakatini etti. "Kafirlerle savaşan Osmanlı'ya karşı savaşılmaz; Osmanlı ile beraber kâfire karşı savaşılır" diyerek cihadı ekbere dahil oldu.” https://www.milligazete.com.tr/turk-ordusu-yemene-saldirir-mi
*
Neyse; neredeyse her gün Kudüs/Mescidi Aksa hürmetsizliğe maruz kalırken, tehdit altında iken ve koskoca soykırımlar yapılırken duymayan, görmeyen, Hamas’ı suçlayan, İsrail Siyonistleri ile raks eden, normalleşen, soykırımı tedariklerle destekleyen haysiyetsiz ve münafıklar, İsrail suudi ortak yapımı Kabe’ye yönelik bu provokasyon ile heyheylendiler, Yemen’in Kabe için her ferdinin canını verebileceğini çok iyi bilen bu münafık ümmet, hala Siyonizm düşmesin diye kalan güçlerini, içlerinde kalan son kusmukları dışarı çıkarmasına olanak sağlayan ve dört ülkeden yardım isteyen/dilenen https://rasthaber.com/suudi-arabistan-4-ulkeden-yardim-istedi/ https://ydh.com.tr/d/44791/yemen-karsisinda-caresiz-kalan-suudiler-israi habis yapının bu son çırpınışların da eceline faydası olmayacağı kesin…
KİMDİR BU ENSARULLAH?
Tanınmış ve saygın bir analist, gazeteci İbrahim Emin’den Ensarullah hakkında önemli bir yazı. Husiler denerek marjinal ve gayrimeşru gösterilen Sana hükümetinin ana taşıyıcısı bu yapının ne olduğunun objektif olarak ve saptırılmadan bilinmesi oldukça önemli.
“Gün gelip Ensarullah, Hizbullah ve İran arasındaki ilişkinin destanı elbette tüm çıplaklığıyla yazılacak; ancak şu an, bölgedeki bütün direniş saflarını aydınlatmak ve karşı cephede hakikati kavramak isteyenlere ışık tutmak adına kimi başlıkları açmak kaçınılmaz hale geldi.” Diyor İbrahim Emin. https://ydh.com.tr/d/44680/haber
Sonuç:
Elbette Mekke ve Kabe tehdit altındadır ama Yemen’in değil; Suudi ve İsrail’in tehdidi altındadır. Evet müdahale edilmelidir ve kurtarılmalıdır. Yemen de bunu yapmaya çalışıyor. Eğer İslam ümmeti ve iyiler destek verirse Kudüs’ten önce Mekke’nin özgürleşmesi neden mümkün olmasın?
Tüm bu yaşananları parçalar halinde ele almak zihnimizi tahriş eder ve bizi sağlıklı bir muhakemeye ve sonuca götürmez.
Büyük resimde ne olduğuna bakmalı. ABD ve İsrail evimizde, bölgemizde kalmak istiyor; ümmetin ayartılmamış, bozulmamış, münafıklaşmamış, satılmamış, namus ve haysiyetini korumuş, İslam ve değerleri için savaşan, Filistin, Mekke için sahada bulunan, soykırımlara uğrayan küçük bir kısmı ise direniyor ve yabancıların mahremimizden çıkmasını istiyor.
Yemen bu süreçte önemli başarılar elde ediyor. Bu zaferlerin Gazze’ye, Lübnan’a, İran’a, Irak’a olumlu yansımaları olacak/oluyor da ve soykırımcı Epstein cephesi geriliyor. İsrail ile birlikte canı yananları Allah’a havale etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
Buna göre kim, neyi, niçin yapıyor? Açıkça belli. Rabbim, hepimize feraset, basiret, cesaret ver.
*
Uzman gazeteci Fehim Taştekin 16 Eylül 2026 tarihli “Yalınayak kamalılar, biçare ağalar” başlıklı yazısında şu ifadelere yer veriyor: "İran felaket derecede bir hesap hatasıydı. İran’ın asimetrik kapasitesinin üreteceği yanıtlarla şoke oldular. Şimdi de yalınayak kamalıları hafife alarak Hürmüz’den sonra Bab’ul Mendeb’i de direniş eksenine kaptırdılar. Bir kilit Hürmüz’e, bir kilit Bab’ul Mendeb’e. İran ‘sahaların birliği’ dediğinde Körfez medyasında alaycı yorumlardan geçilmiyordu…
Yemen’e çok büyük ölüm, yıkım ve açlık getiren bu savaş, ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyordu…
Yemenlileri dize getiremediler. Yalın ayaklıların İran’ın teknik desteğiyle artık siber savaş birimleri, füze ve SİHA’ları, topçu birlikleri, hava savunma yetenekleri ve yıldırım botları vardı. Suudilerin petrol zenginliği bu savaşta kendi zayıflıklarına dönüştü. Devasa tesisler artık camdan köşk gibiydi. Ateşi düşman topraklarına hapsetmek asimetrik savaş matematiğinde mümkün değildi.
Suudi Arabistan ve BAE 2019’dan itibaren ayrıştı. Emirlikler, ‘mademki Yemen’i bütün olarak yutamıyoruz o halde biz de güney ve güneybatı Yemen’i koparırız’ diyen bir yola saptı. Burada emelleri İsrail’le çakışıyordu. Riyad bölünmeyi kendi güvenliği açısından tehdit olarak görüyordu. Abraham Anlaşmaları ile İsrail ve BAE ilişkileri resmileşince Yemen’i koparma çabaları daha da arttı. Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb’de kontrol yeteneklerini artıracak şekilde adaları ele geçirdiler. Afrika’dan paralı savaşçılar getirdiler. Kesenin ağzını açarak Yemenli aşiret güçleri ve muhtaç gençlerden ordular kurdular.
Fakat Suudi-Emirlik anlaşmazlığı, İran’ın desteklediği San’a güçlerine karşı birlikte hareket etme motivasyonunu yok etmedi. Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin 9-10 Eylül’de ele geçirdiği stratejik liman kenti Muha gibi yerlerden çekilen batı sahilindeki güçlerin bağlılığı silah ve paranın kaynağına göre Suudilere ya da Emirliklere kayıyordu. Çöküşün yaşandığı bölgede de hem Suudi hem Emirlik destekli güçler vardı. Toplam 38 tugay ve 76 bin askerden oluşan bir güç bileşeni söz konusuydu. Bir davaları olmadığından 18 saat içinde sefil bir şekilde dağıldılar. 2025’in sonlarından itibaren Emirlikler ve İsrail ikilisi Somaliland senaryosunu Güney Yemen’de tekrarlamayı denedi. Böylece Aden Körfezi’nden Kızıldeniz’e doğru stratejik üstünlük kurmayı hedefliyorlardı. Sana güçlerinin savaş tecrübesi; sabırlı, metanetli ve adanmış karakterleri; hybrid ve asimetrik savaş yöntemlerini hızla öğrenme yetenekleri planları bozdu.” https://hurseda.net/fehim-tastekin/52809/yalinayak-kamalilar-bicare-agalar.html
BUNDAN SONRASI
SUUDİ ve genel anlamda Soykırımcı Epstein cephesi önünde iki seçenek var:
Birincisi; saha gerçekliğine uygun davranıp yenilgiyi kabullenmek ve uzlaşma arayışlarına girmek. Diğeri ise gerilimi tırmandırarak sonunu çabuklaştırmak.
Rabbim, neylerse güzel eyler. Allahım, yardıma devam et.