Tüm maskeler düştü. Ahirette hasım olanlar dünyada da hasımlığını gösterdi. Meğer bizi bağladıkları ipler bizimmiş, bizden görünenlermiş, güzel Kuran okuyan, güzel nutuk atanlarmış. Ve Tufan acil bir gereklilikti. https://ydh.com.tr/d/45595/neden-tufan
Gazze Çocuk Soykırımı
Bu soykırımda Müslümanlar büyük rol oynadı. Onların hem eli hem dili ve hem de yüzü kanlıdır…
“BM verilerine göre 7 Ekim 2023 öncesinde Gazze’nin nüfusu 2 milyon 300 bindi. Resmi verilere göre vefat eden 74 bin ancak bu rakama yıkılan bombalanan yerle bir olan binaların altında kalanlar ve cesedi çıkarılamayanlar dahil değil. Onlar eklendiğinde şehit sayısının 300 binlere dayanması hiç de abartı olmayacaktır. BM verilerine göre 100 bin Gazzeli Gazze’den ayrılmış durumda. Yüzde 85 i yıkılmış yüzde 70 i İsrail işgalinde olan Gazze’de şuanda 2 milyona yakın insan yaşıyor.
BM’nin Ağustos 2026’daki ayrıntılı hasar değerlendirmesine göre 38240 çok katlı bina, 178632 konut incelenmiş bunların 70 bini hafif- orta hasarlı 108 bin konut ağır hasarlı yıkılmış yaşanamaz durumda. UNUSAT uydu değerlendirmesine göre ise 328627 konut hasar almış durumda buda tüm Gazze’deki konutların yüzde 82 si demek.
Gazze’de yaşayan 2 milyon insanın en az yüzde 65 i çadırlarda ya da derme çatma barınaklarda yaşıyor. Buda 1 milyon 300 bin insan demektir. Kalan 600 bin kişi ise sağlam ya da kimi az, kimi çok hasarlı binalarda yaşıyorlar.” https://islamianaliz.com/makale/28943502/ramazan-deveci/kudus-gonullulerinin-gazze-calismalari-uzerine
DİĞER GAZZE: YEMEN
Yemen’de soykırım 10 yıldan fazladır devam ediyor.
“Birleşmiş Milletler (BM) raporlarında ve bağımsız izleme örgütlerinin (Yemen Data Project vb.) verilerine göre, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerinin Mart 2015 ile Mart 2022'de ateşkes ilan edilene kadar Yemen'e düzenlediği toplam hava saldırısı sayısı 25.054 olarak kayıtlara geçmiştir.” https://yemendataproject.org/data/saudi-air-war-2015-2022
“Bu saldırıların dağılımı bağımsız verilerde şu şekildedir:
• Askeri hedefler: 8.121 hava saldırısı
• Askeri olmayan (sivil) hedefler: 9.878 hava saldırısı
• Hedefi tespit edilemeyen/bilinmeyenler: 7.055 hava saldırısı
(Not: Mart 2022 ateşkesi sonrasında ve sonraki dönemlerde taraflar arasında karşılıklı hava veya füze saldırıları zaman zaman yeniden rapor edilmeye devam etmiştir.)” https://www.aljazeera.com/news/2026/9/13/fighting-continues-between-yemen-govt-forces-houthis-what-is-the-latest
*
Yemen’e yapılanlar Gazze soykırımının birkaç katı. Tam kapsamlı abluka uygulandı, devam etmekte. Çocuklar başta olmak üzere açlıktan ve ilaçsızlıktan ölenlerin sayısı belli değil. Her ülke, en güçlüsünden en zayıfına kadar Yemen’e saldırdı, şimdi de saldırıyor. Yemen’e saldırıyorlar, Yemen gibi yalın ayaklı bir topluma bu düşmanlık niye? https://rasthaber.com/ensarullah-hukumetine-yonelik-dusmanligin-nedenleri/
Küresel mafyaya, Soykırımcı Epstein cephesine teslim olmadığı için, Gazze’yi, kendi mazlum haliyle diğer mazlumları savunmaktan vazgeçmediği için. Zora, zorbaya boyun eğmediği, haysiyetli ve hür olduğu için…
Tekrar tekrar deniyorlar. Tekrar saldırıyorlar. Nöbetleşe geliyorlar, toplu olarak geliyorlar. Utanmadan dünyanın en gelişmiş ülkeleri ve kendilerine Müslüman diyen güçler, ittifaklar, kolaisyonlar, münafıklar, teröristler, Siyonistler, itler, köpekler…
Topu topu bir avuç yalın ayak namuslu insan, şerefli ve uşak olmayı reddeden insan da öyle kalmasın diye. İsrail, tüm bölgede, kendini iyice tahkim etsin diye…
“Suudiler 10 yıldan fazladır Yemen’de Ensarullah hareketine (Husiler) saldırıyor ama sonuç alamıyor. Tersine Ensarullah kazanıyor. Em. Albay Douglas MacGregor canlı yayında Andrew Napolitano’ya anlatmıştı: İki yıl önce 70 ABD ve İsrail özel kuvvet askeri Yemen’e sızarak kritik noktalara operasyon düzenlemeye kalktı ama Ensarullah tamamını yok etti.
Türkiye kamuoyunun, özellikle muhafazakâr kesimlerin şu soruya yanıt vermesi gerekiyor: ABD, İsrail ve Suudi Arabistan’ın yapamadığını Yemen’de yapmaya kalkmak, neden Türkiye’nin çıkarına olsun?” https://qoshe.com/cumhuriyet/mehmet-ali-guller/abd-israil-in-yapamadigini-turkiye-neden-yapsin-/189290396
*
YEMEN HAYSİYETTİR
Yemen imanı ve izzeti temsil eder. Bu çağın devrimlerinden biridir Yemen. Yemen’de olanı, olmakta olanı doğru bilmeli. Bu bakımdan onları doğru tanımalı, doğru anlamalı ve doğru anlatmalıyız. https://ydh.com.tr/d/28677/yemen-i-anlamak-1-2-devrim
İslam ülkeleri yöneticilerine küresel hegemon Siyonistlerin verdiği görevler artık halkların iradesine ve dayanma gücüne daha sert çarpıyor. İsrail merkezli bölgesel düzen için bugüne kadar İslam ülkelerine yapılanlar yetmemiş gibi daha fazlasını istiyor, hep istiyor, hep istiyor…
Plan belli. İslam ülkeleri ve onların oluşturacakları koalisyonlarla İsrail’e ön açmak. Öncelikle İran’ın İsrail çevresinde oluşturduğu direniş kuşatmasının zayıf halkalarını kırmak ve en sonunda münafıklar, Siyonistler, teröristler ve her türlü gücü ve elemanı ile İran’a son darbeyi vurmak. Bu bağlamda Suriye’de hedef gerçekleşti ve Suriye artık İsrail’de.
İsrail’in Gazze planı sorunsuz işliyor. Orada Hamas’a şimdilik silah bıraktıramadılar ama ateşkes ve zamana yayılan planlarla tek taraflı bir eylemsizlik oluşturdular. Bunu, henüz tam garantiye almamış olsalar da dönüp oraya bakmıyorlar ve orada soykırım devam etmiyormuş gibi bir algı ile yola devam ediyorlar.
Aslında diğer hedef Lübnan direnişiydi. Lübnan direnişi ihalesi hükümet ve onun iç destekçileri eliyle belli bir aşamaya getirilmiş, Suriye üzerinden Suriye’den NATO’nun tüm terör ve askeri unsurları ile Lübnan’a bir çıkarma planlanmıştı ki; Yemen, beklenmeyen bir çıkış gösterdi ve sıralamayı değiştirdi.
İyi kötü bir çatışmasızlığın olduğu ama Suudi ablukası ve işgalinin devam ettiği atmosferi ilk bozan Suudi aşireti idi. Hamaney’in cenazesinden dönen ve Yemen hükümet yetkililerini taşıyan İran uçağının Yemen’e inmesi engellendi ve havaalanı bombalandı Suudiler tarafından. Birkaç gün sonra da Yemen’de Suudiler bir limanı bombaladı.
Bunun üzerine Yemen, limana karşı liman, havaalanına karşı havaalanı, ablukaya karşı abluka denklemini deklare etti ve bugünlere gelindi. Yemen, işgal altında ki topraklarını kurtarmaya ve Babül Mendeb’i kontrol etmeye başladı. Bu gelişmeler soykırımcı Epstein cephesi için stratejik bir kırılma idi ve hemen Mekke İttifakı’nı bu işte kullanmaya yeltendiler. Müslüman görünümlü ve orijinal tüm Siyonistlerden fetvalar ve talimatlar havada uçuşmaya başladı. Oysa Yemenli alimler işin böyle olmadığını belirtmişlerdi. https://ydh.com.tr/d/44760/yemenli-alimlerden-mekke-iddialarina-tepki
Hem Pakistan hem Türkiye’de ki siyasi ekip ABD-İsrail’in Mekke İttifakı’na biçtiği bu göreve bir direniş gösteremiyor, teslim olmuş ve istekli bir resim veriyor. Ancak bu defa hem Pakistan’da buna tepki olarak yüz binler sokağa döküldü hem de Türkiye’de ciddi bir direnç var. Zira bu iş ne vicdanlara ne de başka hiçbir değere göre hazmedilebilir, yenilir yutulur görünmüyor.
Abdurrahman Dilipak, Doğu Perinçek, Mehmet Ali Güller, Hasan Ünal, Süleyman Seyfi Öğün ve daha birçok önemli isim bu konuda ciddi uyarılarda bulunuyor.
Konunun meclise getirileceği açıklandı.
Normalde iktidar isterse meclisten geçer. Bu konuda ne halkın ne de tabanın bir sorun çıkaracağı beklenmiyor. Ancak bu görevin daha önce ABD, İngiltere, İsrail ve bunların da içinde olduğu çeşitli koalisyonların denediği ve yenildiği bu işin başarı şansının olmayacağı kesin olduğu için ve iç ve dış dengelerden dolayı iktidarları sallama ve düşürme potansiyeli, tehlikesi barındırdığı için bu işin boylarını aştığı biliniyor. Hem Pakistan’da işin nereye varacağı da hala belli değil. Suudi’nin her türlü silahı var ancak savaşacak adamı yok. Bu durumda Türkiye bu yükün hem manevi hem maddi olarak altında kalır.
Öyle ise reddetme, bu görevden, ABD ve İsrail’i kızdırmadan çekilmenin yolu nedir?
Meclis oylaması. Bu bağlamda meclisten tezkere çıkarılması gibi çıkarılmaması da iktidar bloğunun elinde. Böylece ABD ve İsrail’e; gördünüz, meclis onay vermedi demek gibi bir bahane oluşturabilirler. Buna yönelirler mi? Bilemeyiz.
Tüm bu ittifaklar, Gazze soykırımı karşısında ki tavır, Suriye’nin İsrail’e açılması, terör örgütleri ile barışmalar ve bu minvalde ki, kimisi göreceli bir olumluluk taşıyan iş ve eylemlerin hepsi İsrail merkezli bölgesel dizaynın aşamalarıdır. Bunu Barrack, açıkça söylüyor zaten.
*
28 Şubat ile başlayan İran’ı devreden çıkarma hedefi ters tepince Ortadoğu’da ki, vekillere büyük iş düştü. ABD, artık üslerinde bile barınamıyor hale getirilince Soykırımcı Epstein cephesi bölgeden çekilmenin hazırlıklarını yapar duruma geldi. Irak’tan çekildi. Yemen’e müdahale bile edemiyor. Bu çekilmenin Afganistan’da ki gibi olmaması ve çekilmeden sonra bölgede nüfuzunun devam etmesini hedefleyen cephe neredeyse tüm görevlerini ve ağır bir yükü bölgede ki vekillerine yüklüyor ve bu bağlamda Mekke İttifakını da kullanmak istiyor.
“ABD açısından meselenin esası da bu zaten. Mekke ittifakı üzerinden Yemen’deki Husilere karşı harekete geçmesi, Türkiye’nin fiilen İran’la karşı karşıya gelmesi demektir ki bu Washington’ın 40 yıllık amacıdır.
Bunu, iktidarın “yeşil ışık” yakarak hevesli olduğunu göstermesine rağmen Türkiye’ye kabul ettirmek elbette kolay değil. İşte bu nedenle Mekke ittifakına Mekke/ Kâbe tuzağı kurmaya başladılar:” https://qoshe.com/cumhuriyet/mehmet-ali-guller/mekke-ittifakina-k-be-tuzagi/189281865
“ABD’NİN SUUDİLERİ KORUMA GÖREVİ TÜRKİYE’YE
Trump’ın açıklamasındaki anahtar cümle şu: “Nihayet kendilerini daha anlamlı bir şekilde savunabileceklerini gösteriyor.”
Trump yönetiminin hazırladığı Donroe Doktrini’nin müttefiklerle ilgili kısmı tam da buydu. ABD Batı Yarımküre’ye egemen olmayı önüne hedef koyarken Avrupa ve Ortadoğu’daki işlerini müttefiklerine paylaştıracaktı. ABD’li yetkililer bunu “yük paylaştırma stratejisi” olarak yorumluyorlar.
İşte Trump’ın “Nihayet kendilerini savunacaklar” derken kastettiği bu: ABD’nin Suudi Arabistan’ı savunma işini fiilen Türkiye ve Pakistan üstlenmiş oluyor!” https://qoshe.com/cumhuriyet/mehmet-ali-guller/akp-ye-ortadogu-da-yeni-gorev/189308727
SONUÇ
İster büyük güçler ister diğerleri olsun ister Siyonist, haçlı batı güçleri ister kendilerine müslüman diyen güçler olsun mazlumlarla ve direniş toplumları ile savaşmanın sonucu rezilliktir, yenilgidir.
Yol erken iken bu, uzun zamandır girilen kötü yoldan ve kötü işlerden dönmelidir.
“İslami direniş hareketleriyle/mücadeleleriyle/islami direniş düşüncesiyle/fikriyle savaş halinde bulunan, Haçlı/Siyonist emperyalist irade karşısında yaşanmakta olan mutlak iradesizlik, mutlak etkisizlik, ahlak ve karakter zaafıyla malul bir siyaset tarzı, bütün umutları ve gelecekleri imkansız kılar. Bugün, aziz İslamın bağımsızlık onurunu temsil etmekte olan İran, Hizbullah/Hamas ve Ensarullah gibi direniş hareketleri dışında İslam dünyası ulus-devletleri, varlıklarını mutlak siyasal iradesizlikleriyle sürdürüyor. İran ve diğer direniş hareketleri karşısında Haçlı emperyalizminin yanında yer alan İslam dünyası ülkelerinin hangi tarafta yer aldıkları konusunun cevabı ancak, uçsuz/bucaksız bir utanç konusu olabilir.” https://islamianaliz.com/makale/28903967/atasoy-muftuoglu/varolussal-sorular-sormak?
Rabbim, iyilerledir.