Şimdi artık İsrail sonrası olmasa da ABD sonrası ile başlayan cümleler duyuyoruz. ABD’nin yok edilişi değil elbette. Ancak ABD’nin bölgeden çekilmesi için kullanılıyor bu ifade. Demek ki, ABD’nin bölgede eskisi gibi mutlak hükümran olamayacağı bir dönem artık kesin. Tek başına bu denklem bile büyük ve stratejik bir zafer ve bölgesel, küresel bir devrime tekabül eder.
Bölge piyonlarına büyük iş düşüyor bu süreç için. Bölge ile ilgili yapılacak bütün analizlerde bu denklemi mihenk olarak almadığımızda, gerçeklikten tamamen kopmuş oluruz.
Bazıları hiç öyle olur mu, ABD yenilir mi, bölgeden gider mi gibi sorular sormaya, ilahından kopma konusunda kabızlık yaşasa da durum budur ve bunu ilahları da artık dile getiriyor. “İsrail askerî istihbaratı ve başbakanlık bünyesinde üst düzey görevlerde bulunmuş isimlerin kaleme aldığı INSS raporu, ABD’nin Ortadoğu’daki kalıcı askerî varlığını azaltma sürecine girdiğini vurgulayarak, Siyonist rejime yeni bölgesel mimaride dışlanmama ve ayakta kalma tavsiyelerinde bulundu.” https://ydh.com.tr/d/46661/israil-askeri-istihbaratindan-rejime-abd-sonras
DURUM VE YARIN
Her Allah’ın günü o kadar önemli gelişmeler yaşanıyor, o kadar önemli analizler yapılıyor ki…
Ancak temel hatlarla bir özetleme yapmakla kalınabiliyor. Bu bile büyük bir veri içeriyor. Ne yapsak tüm gelişmeler değinmek, haberdar olmak, haberdar etmek ve onları doğru yere koyarak genel resmi tam anlamıyla görünür kılmak konusunda ki çabalar eksik kalıyor. Ancak şu var ki; ana gelişmeler artık çok net. Nedir?
Soykırım cephesi yenildi, bölgeden büyük ölçüde çekilecek, yeni bir bölgesel düzen inşa edilecek, bölgede ki vekiller bu boşluğu doldurmakla görevlendirildi ve roller paylaşılıyor, ittifaklar ve yeni konumlanmalar hız kazandı. Savaş ve müzakereler bölgeselleşti. Sıcak çatışma riskleri devam edebilir ancak sonucu değiştirici olmayacağı kesinleşti. Bir yandan da Soykırımcı Epstein Cephesi, tehdit dozunu yükselterek ve müzakere adı altında daha fazla taviz koparmaya çalışmaktan vazgeçmeyecek.
Durum özetle budur.
Nereye ve ne oranda evirileceği net olmayan ama direnişin asla teslim olmayacağı ve Soykırımcı Epstein Cephesinin Sünni ittifak kolu başta olmak üzere bölgede ki aparatları ve vekilleri sonuna kadar ter ve kan dökmeye devam edecek. Bu iki husus ise net.
Biraz açalım:
“ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper, İran’a yönelik yeni saldırı seçeneklerini ABD Başkanı Donald Trump’a sundu.” https://ydh.com.tr/d/46660/centcom-trump-a-iran-planlarini-sundu
Ancak ciddi uyarılar da geliyor.
“ABD ordusunun bazı üst düzey komutanları, Savunma Bakanı Pete Hegseth'e İran'a karşı yürütülen geniş çaplı operasyonların uzatılmasının sürdürülebilir olmadığını ve ABD ana karası dahil başka bölgelerdeki tehditidlere karşı koyma kabiliyetini zayıflatma riski taşıdığını bildirdi.” https://gazeteoksijen.com/dunya/abdli-komutanlardan-hegsethe-iran-uyarisi-operasyonlar-surdurulemez-hale-geliyor-287810
“ABD Özel Operasyonlar Komutanlığı eski komutanı, İran’a yönelik daha fazla saldırının savaşın sonucunu mutlaka değiştirmeyeceğini ve Washington’ın mevcut durumdan çıkmak için iyi seçeneklere sahip olmadığını belirtiyor.” https://hurseda.net/dunya/277506-amerikali-amiral-itiraf-etti-iran-la-savasta-cikmaza-girdik.html
“El-Hindi: İran’a Karşı Alınan Yenilgi, Siyonizmin ve Amerika’nın Ölümünün Başlangıcıdır” https://rasthaber.com/el-hindi-irana-karsi-alinan-yenilgi-siyonizmin-ve-amerikanin-olumunun-baslangicidir/ “
“Bölgesel arabuluculuk sürerken Tahran, nükleer görüşmelerden önce deniz ablukasının ve yaptırımların kaldırılmasını istiyor; önceki mutabakatın çökmesi ABD’nin taahhütlerine duyulan güvensizliği artırıyor.” https://ydh.com.tr/d/46666/iran-abd-gorusmelerinde-guven-sorunu-ve-sart
Yemen, Taiz için gün sayıyor, Taiz tamam gibi ve şimdi Aden kapılarında.
ABD tarafının taktikleri devam ediyor. Samimi olmadıkları halde sürdüyorlar bunu ve bu teslimiyet isteyen kibirlerine müzakere isteği adını veriyorlar. İran ise her şeyin farkında. Bu konuda son girişim Vance’nin mektubu: “İran, Vance’in Mektubuna Yanıt Vermedi” https://rasthaber.com/iran-vancein-mektubuna-yanit-vermedi/
Evet. Süreçle durumu birlikte kısa notlarla ortaya koymaya devam edelim:
““Jeffrey Sachs”, “Büyük İsrail Hayali Bir Fikirdir” başlıklı makalesinde, “Büyük İsrail” adı verilen projenin başarısızlık ve çöküşten başka bir kaderi olmayan hayali ve acı verici bir plan olduğunu duyurdu.” https://rasthaber.com/jeffrey-sachs-buyuk-israil-projesi-basarisizliga-mahkum-bir-projedir/
“Trump Arap Liderlerinin Hayalini Nasıl Yerle Bir Etti?” https://rasthaber.com/trump-arap-liderlerinin-hayalini-nasil-yerle-bir-etti/
“ABD ve Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü savaş hangi mantıkla ve hangi açıdan incelenirse incelensin; sonuç bizzat Trump, Amerikan halkı ve Washington’ın Asya ile Avrupa’daki müttefikleri açısından tam anlamıyla bir felaket olmuştur.” https://rasthaber.com/iranla-savas-abdnin-bolgedeki-guvenlik-semsiyesini-nasil-yerle-bir-etti/
ABD SONRASI İÇİN BÖLGESEL YAPILANMALAR/SİYONİZM’İN BÖLGESEL ASİMETRİSİ: SÜNNİ İTTİFAK
Sünni itifak veya sünni koalisyan kavramı/projesi oldukça önemlidir. Çünkü Suriye’yi yıkan ve İsrail’e peşkeş çeken, bu sayede soykırımı tekrar başlatan ve İsrail’in bölgede yayılmasını, hatta İran’a saldırıyı kolaylaştıran koalisyon böyle bir koalisyon ya da bu koalisyon. Bu bakımdan giriş yapmadan önce dikkat çekmek amacıyla kısa bir not alıntılayalım buraya: ““Sünni Koalisyon” kimin fikridir?
İsrail İç İstihbarat Örgütü’nün (Şin Bet) eski Başkanı Ami Ayalon, 2012 yılında Amerikalı televizyon programcısı Charlie Rose’a verdiği röportajda, Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği için Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önderliğinde bir Sünni devletler koalisyonu önermişti. Ayalon “Bir tür Sünni koalisyon oluşturmalıyız… Türkiye, Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan ile. Bunlar, temel çatışmanın İran tarafından yönetildiğini anlayan ülkeler.” ifadelerini kullanmıştı.” https://www.yenicaggazetesi.com/sunni-ittifak-israilin-projesiydi-1079175h.htm
Devem edelim.
Belli ki, ABD, bölgede kendinden sonrası için bir zemin ve harekat planı işletiyor. Bu zaten vardı ve işliyordu ancak şimdi daha hayati ve acil durumlar olduğu kesin. Bu bağlamda en güvendiği ve Suriye’yi İsrail’e teslim etmede ki başarısından dolayı minnettar olduğu, teşekkür ettiği ve daha istediği ve yapılacağından emin olduğunu belirttiği şeyler olduğunu, talepleri olduğunu belirttiği sünni ittifak denen bölgedeki Siyonist cephe kolu. İşte Soykırımcı Epstein Cephesi Mekke ittifakına bu misyonu biçerek yeniden bölgeyi kan gölüne çevirme pahasına tekrar bölgesel bir hesaplaşmanın fitilini ateşleme niyetini açıkça deklare ediyor. Mekke ittifakı ise bu konuda net değil. Zira, Türkiye’de mecliste onay öncesi İran’a, daha önce Davutoğlu’nun Suriye’ye yaptığı tarzda/görünümünde bir ziyaret gerçekleştirerek oylamaya katkı sunmayı hedeflese de İran’ı ittifakın dışında bırakmalarından dolayı bu şüpheler ve olasılıklar gündem olmaya devam ediyor.
Her iki taraf da bölgesel birlikteliklerden bahsediyor ama aynı şeylerden ve aynı taraflardan, aynı niyetlerden değil. Bir taraf bölgesel kurtuluşu esas alan bir birliktelikten bahsederken; diğer taraf bölgesel esaretin ve İsrail hakimiyetinin devamını korumaya yönelik hedefleri olan birliktelikten bahsediyor. Bu bakımdan Mekke İttifakı’nın hangi kategoriye giren birliktelik olduğu ve/veya olacağı hayati öneme sahip.
Soykırımcı Epstein Cephesi Bölge Valisi Barrack da sık sık vurgular: “Barrack yaptığı açıklamada şu ifadeleri vurguladı: “Amerika her şeyi çözemez. Bana göre şu anda gerçekleşmekte olan şey, yani bölge ülkelerinin bizzat işlerin sorumluluğunu üstlenmesi ve yeni ittifakların şekillenmesi, tam olarak çözümün kendisidir. Bu süreç sadece zaman, sabır ve sorumluluk bilinci gerektirmektedir.” https://rasthaber.com/abd-bolge-ulkeleri-kendi-guvenliklerinin-sorumlulugunu-ustlenmeli/ Tabbi ki, kendi güvenlikleri derken neyi kast ettiğini artık çok iyi biliyoruz…
Ali Bulaç da çağrıda bulunuyor: “Amerika ve İsrail’in yanında saf tutan Arapların ve sözde Sünni yönetimlerin –ki bunların Kurucu İmamların Sünniliğiyle alakaları yok-, beslemesi ulema, akadimseyen, aydın, yazar ve çizerler; dernekler, vakıflar, sözüm ona stk’lar; Gazze için periyodik hamaset yüklü gösterilerden başka bir şey yapmayan gerçek veya tüzel kişilikler bilerek veya bilmeyerek- Amerika ve İsrail’in suç ortaklarıdır.
Kaldı ki, bu savaşta mezhebin hiçbir önemi yoktur; savaş saldıran ile saldırıya uğrayan, işgalciler ile toprağı işgal edilen, zalimler ile mazlumlar, kısaca Müslümanlar ile Haçlılar-Siyanistler arasındadır.
Biz Türkiye’de yaşayan, İslami hassasiyeti olan dindarlar olarak ülkemizin bu küresel ve bölgesel suç çetesinin yanında yer almasını tasvip etmiyoruz; 2003 tezkeresinde olduğu gibi vicdan sahibi laik-seküler, Kemalist, solcu, sosyalist, milliyetçi, liberal çevreler de aynı hassasiyeti ve tepkiyi gösteriyorlar.” https://rasthaber.com/mekke-ittifakina-ve-yemen-tezkeresine-hayir/
SONUÇ
Neticede hala her şey mümkün. İran’da da tüm seçenekler masada. https://ydh.com.tr/d/46684/abd-ve-israil-iran-a-karsi-yeni-bir-savasa Bu bağlamda yayınlanan nükleer fetvası ve nükleer deneme animasyon videosu ciddiye alınması gereken bir seçenek…
Aslında İran’ın da peşinde olduğu bölgesel denklem bölge ülkelerinin hak ve inisiyatif olacağı, birlikte oluşturacakları organ, yapı ve mekanizmalarla işletilecek, ABD ve İsrail başta olmak üzere yabancıların uzak tutulacağı hür bir bölgesel düzen ve bölgesel kurtuluş. Zaten son 4’lü zirvede dahi Rızai bunu dile getirdi. https://ydh.com.tr/d/46480/rizai-bolgesel-isbirligi-cok-daha-once-bas
1’Lİ ZİRVE
Şimdiye kadar son dönemde yapılanları, gösterilen çözüm önerileri ve bölgesel ittifak türlerini kısaca zikrettik.
Bilindiği üzere Soykırmcı Epstein Cephesinin iki soykırımcı ülkesi olan ABD ve İsrail’de ki seçimler öncesi iki önemli zirve gerçekleşti. Elbette biri Mekke İttifakı ülkelerinin de katılımı ile Suudi’nin Tahran’da katıldığı 4’lü zirve. Peki ya diğeri? O da bir zirve miydi?
Bana kalırsa evet. Umman Dışişleri Bakanı Bedir Buseydi’nin İngiltere Cambridge’deki Girton College’da yaptığı konuşmada. Bu konuşma içeriği ve barışın ve güvenliğin anahtarını gözler önüne sermesi, durumu, sorunu ve çözümü özetlemesi bakımından ciddi bir özet ve değerli bir belge olması bakımından kanaatimce bir zirvedir… https://ydh.com.tr/d/46524/umman-dan-abd-siz-korfez-guvenligi-cagri
Bu zirve hem küresel Siyonist cephenin çaresizliği hem de saha gerçekliğine işaret etmektedir. Hem askeri hem de diplomatik sahada aynı anda kritik ve kırılgan bir kavşakta ilerleyiş sürecine tekabül etmektedir.
https://islamianaliz.com/haber/29055032/abdulbari-atvan-irandaki-4lu-zirve-abdye-net-bir-mesaj-veriyor
Ortak açıklama Toplantı süresi kısa olmamasına rağmen toplantısı sonrası yapılan ortak açıklama oldukça kısa: https://ydh.com.tr/d/46480/rizai-bolgesel-isbirligi-cok-daha-once-bas
https://islamianaliz.com/haber/29054393/rizai-turkiye-suud-pakistan-iran-toplantisinda-olumlu-bir-atmosfer-olustu
https://hurseda.net/dunya/277446-iranli-yetkili-tahran-daki-dortlu-zirveyi-degerlendirdi.html
Bu itiraflar seçimle ilgili seçim öncesi bir propaganda amacıyla söylenmiş olsa da sahada ki gerçekliklerle birebir örtüşmektedir. Küresel Siyonizm İslam ümmeti, yani direnişin Hürmüz ve bölge üzerinde, bedel ödeyerek, dik durarak, ayakta kalarak kazandığı konum ve hakimiyetin kesinleşmesi ve kemikleşmesinin de bir itirafı niteliğindedir. https://islamianaliz.com/haber/29053173/obama-iran-hurmuzde-veto-hakki-kazandi
ABD ve İsrail Mekke İttifakı’ndan bir Sünni ittifak olarak Suriye'de yapılanın aynısını yapmalarını istiyor. Bu ittifak 3 ülkeden değil 3 ana ülkeden oluşuyor.
Yemen'le ilgili durdukları yer barışa katkı sunmaz. Arkalarında diğer Sünni İsrail-abd müttefikleri ve İsrail -ABD olmak üzere Yemen'e ve dolayısıyla İran'a dur dediler.
Oysa Suudi'ye dur deseler ve Yemen'e gitselerdi bu çözüme dönük hamleler olurdu.
İran, Yemen, Filistin ve genel anlamda direniş ekseni İran karşısında defans yapma ilanı gibi zımni bir durum da var.
Yemen'e ulaşan kimi teröristler ve kimi ülkelerin askerleri, İngiltere, ABD ve İsrail'in subayları pilotları, uçakları, silahları Yemen'e yoğun şekilde saldırmakta.
Bu siyonist müttefiki Sünni yapı tarzında işleri andırıyor.
ABD ve İsrail direnişe karşı gerekli plan ve hazırlıkları yapıp bir adım atıncaya kadar ve sonrasında da aktif olarak görevde olacak. Savaş veya barış için değil, İsrail'i ve bölgedeki soykırımcı Epstein cephesi'nin egemenliğini korumak için.
İsrail’in güvenliği denen şey aslında bu bölgenin sorunlarının esas kaynağıdır.
BM, İsrail’i Filistin topraklarında meşru hak sahibi gördüğü, Filistin Mandası toprakları üzerinde biri Arap, diğeri Yahudi olmak üzere iki bağımsız devlet kurulmasını öngören BM Genel Kurulu, 29 Kasım 1947 tarihinde kabul ettiği 181 sayılı kararı iptal etmesi ve 11 Mayıs 1949'da BM Genel Kurulu'nda yapılan oylama sonucunda BM'nin 59. tam üyesi olarak kabul edilen kararın iptal edilmesidir.
Aslında bölge, kendi güvenliği mi İsrail’in güvenliğini mi merkeze alarak bir güvenlik süreci ve bölgesel dizayn/süreç oluşacağına karar vermekte zorlandıkça sükunet ve barış hep uzak olacaktır. Bu bağlamda Umman’ın bu açıklaması hem durumu hem çözümü ortaya koyması bakımında özetleyici bir çağrı niteliğindedir. Ve bu yol haritasının önünde ki tek engel karar vermekten ibarettir…
Aslında bölge ülkelerinin tüm engellemelerine rağmen İran ve direniş ekseninin ana kolanlarını tamamladığı, hazırlayıp bitirme aşamasına getirdiği bölgesel barışa, bölge ülkelerinin sadece İran’ın bu kurtuluştan yararlanma daveti ve bu barışı birlikte paylaşma ve son şeklini vermeye dönük bu çağrıya/davete icabet etmeleri kalmış.
Bölge ülkelerinin daha fazla ABD ve İsrail’e köle olma yolunda yürümelerinin bir faydası ve kazandıracağı bir sonuç olmadığı ve bu konuda ayak diremelerinin boş ve kirli, faydasız bir çaba olduğu artık açıkça ortadadır. Daha ne istiyorsunuz? İşte cennetin yolunun ABD ve İsrail’den, Soykırımı desteklemekten ve soykırım yapmaktan geçmediği, Soykırımcı Epstein Cephesinden geçmediğini gördünüz. https://ydh.com.tr/d/46524/umman-dan-abd-siz-korfez-guvenligi-cagri
“Umman: Fars Körfezi’nin Güvenliği Bölge Ülkeleri Tarafından Sağlanmalı
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, Fars Körfezi’nin güvenliğinin bölge ülkelerinin sorumluluğunda olması gerektiğini belirterek, ABD’ye bağımlılığın azaltılması ve bölge ülkelerinin öncü rol üstleneceği yeni bir güvenlik çerçevesinin oluşturulması çağrısında bulundu.” https://rasthaber.com/umman-fars-korfezinin-guvenligi-bolge-ulkeleri-tarafindan-saglanmali/
Kanaatimce gerçek çözüm ve faydalı olan zirve bu ‘li zirve idi. Rabbim iyileri muzaffer kılsın.