YOKSULLUĞUN SİSTEMSEL BOYUTLARI

Kapitalizm, Modernizm üzerinden zihinleri ve toplumun tüm davranışlarını/alışkanlıklarını dizayn eder ve kendini Rab olarak dayatır. Modernist dayatma acımasız ama ayartıcıdır, peşinden sürükleyen yöntemler içerir. Bu bağlamıyla modernizm, en ciddi işgal yöntemlerinin başında yer alır. 

Modernizm, davranışları kodladığından, zihinlere program yükler. İhtiyaçlarınızı, seçeneklerinizi, tercihlerinizi, problemlerinizi, çözümlerinizi ve genel anlamda neyi nasıl yapmanız gerektiğiyle ilgili programı beğeninize sunar ve size kabul ettirir. Çoğu kez başka hiçbir seçeneğinizin olmadığına sizi ikna eder, inandırır.

Modernist sömürü programında siz, bir yere odaklanırsınız. Dikkatiniz, ilginiz, düşünme şekliniz, meşguliyetiniz bu programın işgali altındadır, gündeminiz de.

Bu program; kendini gerçekleştirmeni, değişiklik önerilerine yönelmeni, farklı çözümler üretmeni ve uygulamanı kısıtlar, bu imkanı ve fırsatı tanımaz, uyanmanı, düşünmeni, fark etmeni, akletmeni, itiraz etmeni, direnmeni, bilinçlenmeni engeller.

Çünkü köleliğinin, tutsaklığının, sömürüldüğünün farkına varman; yaralarını görmen, onların kanadığını, derinliğini hissetmen, zincirlerinin de kanatlarının da, gücünün de farkına varman; seni, hürriyet ve bağımsızlık arayışına sürükleyecektir.  

İslam’ ı bir inanç olmakla sınırlayan prangalardan kurtarıp, onun bir din ve sistem olduğu bilgisini/bilincini insanlığa sunmanın yolu; İslam’ ı itibarsızlaştırmaya dönük tüm küresel ve yerel yöntem ve alanların dışına çıkara/ra/k yeniden inşa etmek için, bu itibarsızlaştırma süreçlerinde sergilenen tüm kötü/olumsuz örnekliklerin İslam’ a dair olmadığı reddiyesini güven verici bir zeminde yeniden deklare ederek etkisizleştirmektir. 

Bugünün dünyasında tek hakim sistemin, Neo-Liberal serbest pazar/küresel kapitalist sistem olduğu gerçekliğini merkeze oturtmadan/hedefe koymadan yapılacak tüm mücadele ve kurtuluş çabaları, beyhude bir bocalamadan başka bir anlam ifade etmez.

Dolayısıyla toplumun yeniden örgütlenmesi ve sistem dışına çıkarak sistemle mücadele etmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Zira Esnaf odaları, sendikalar vb örgütlenmeler dahi mevcut Kapitalist sistemin uyumlu birer parçası olmanın ötesinde bir işleve sahip değillerdir. Bu sistemin devamı için gereken uygulamalar, her sınıfın kendi haddinde kalmasına uygun yapıdadır. Yani memur hep memur, asgari ücretli hep asgari ücretli, aç hep aç, yoksul hep yoksul, işçi hep işçi, polis hep polis, zengin hep daha zengin, köylü hep köylü, tüketici hep tüketici olarak kalmalıdır. 

Emeğiyle geçinen kesimlerin büyük bir çöküntü içinde olmalarının nedenleri ve çözümleri tartışılırken bu hususların göz ardı edilmesi büyük hata olur. 

Sosyal Devlet/Sosyal Politikalar Ekonomik Eşitsizliklere Çözüm mü?

2. Dünya Savaşı'ndan sonra kurumsallaşan sosyal yardım politikaları Türkiye'de de 80 sonrasında Fak Fuk Fon (Fakir Fukara Fonu) ve benzeri kurum ve kuruluşlarla kendini gösterir.

Günümüzde ise bu durum STK'lar ile daha da geniş bir yelpaze oluşturur.

Sosyal yardım politikaları ile adaletsiz kapitalist bölüşümün en alt katmanları hayatta tutularak itiraz etmeleri bertaraf edilir. Yoksulluğa ve eşitsizliğe dayalı kapitalist sistemin sürdürülmesinde sosyal politikaların önemli katkıları mevcuttur. Sosyal devlet, sosyal haklar, çalışan kesimlerin tatil ve izin gibi "insani" ihtiyaçlarına vurgular, hukuksal bir formata büründürülerek, etkileyici bir ambalajda sunularak; doğası, eşitsizlik üretmek olan sistemin işleyişi sürdürülebilir nitelik kazanır.

Oysa yoksul ve mağdur edilmiş büyük kitlelerin yardıma değil; ana varlıklarını tahsil etmeye yönelik kolektif bir bilince ve eyleme ihtiyaçları vardır. Çözüm, ancak bu şekilde mümkün olabilir.

Mart 2022 enflasyonunu; TÜİK’ in yüzde 61; ENAG’ ın yüzde 142 olarak açıklamasının, yoksulluk sınırının 16 bin lirayı aşmasının nedenlerini ararken de mezkur kurumların, sistem gereği iktidar/sistem iltisaklı oluşlarının ne derece dayatıcı, mağdur edici birer aparat olduklarını görmeli, bunun, ciddi bir sorun teşkil ettiğinin bilincinde olmalıyız. 

Aslında sadece geçici bir çözüm bağlamında ücret dengesi için dahi ücretleri belirlerken; enflasyonun da ücretlerin de daha özerk kurumların şeffaf/bilimsel yöntemlerle belirledikleri baz alınarak ve en az ayda bir defa güncellenmesi ile mevcut ekonomik süreçte bir nebze olsun nefes almak mümkün kılınabilir. 

Belediyeye 20 kişilik şoför kadrosu için üniversite mezunu 52 bin gencin, 10 kişilik temizlik işçisi kadrosu için 39 bin gencimizin başvurduğu ekonomik bir durumun çöküntünün kıyısı, uçurumun kenarı olduğu açıktır ve zaman kaybetmeden köklü politikaların neden devreye sokul/a/madığının nedenlerini sistemde aramaktan başka seçenek yoktur.

Bu sistem devam ettikçe, küresel serbest ekonomi uygulamalarıyla, küresel kapitalizme boyun eğdikçe de direksiyona kim gelirse gelsin; durumun göreceli düzelmeler dışında değişmeyeceğini her defasında deneyimleyerek gördük ve artık köklü çözüme yönelmenin zamanının geldiğini hatta geçtiğini söyleyebiliriz. 

Selam ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsa Dervişoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.