Trump’ın/Epstein korsanlarının daha önce Irak, Afganistan, Vietnam, Venezuela, Gazze ve daha birçok mazlum beldeye yaptığı gibi İran’a da yapmak istediği ama bir türlü başaramadığı çökme planının bir parçası olarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerine yönelik “Özgürlük Projesi” 24 saat bile dolmadan ve daha başlamadan çöktü. Aslında bir anlamda bu, İran’ın Hürmüz ablukasına karşı ABD’nin de daha geniş şekilde ve adına ablukaya abluka denilen ablukanın da çökmesi anlamına gelir. Bu planın çökmesinin nedeni başarı şansının sıfır olmasıydı. “ABD’li jeopolitik analisti Brandon Weichert: ABD Donanması komutanları, Trump’a karşı gelerek emirleri reddettiABD Kongresi eski çalışanı ve jeopolitik analisti Brandon Weichert, bir youtube kanalına yaptığı açıklamada, “Donanmanın üst düzey komutanları, İran’ın kilit bir ikmal üssünü yok etmesinin ardından, Trump’ın Hürmüz Boğazı’na girme emirlerini uygulamayı reddetti” dedi.
https://x.com/i/status/2052330182648754568
…
Böylece gittikçe gerçekleşme olasılığı zayıflayan askeri seçeneklerin ve olası tekrarların da artık işe yaramayacağı ve İran’ın Hürmüz üzerindeki egemenliği ve kontrolünü kıramayacağı, ABD ve İsrail’in İran ile devam eden savaşının galibini değiştiremeyeceği de iyice netleşmiş oldu…
Bu bağlamda yeni Hürmüz/Yeni Hürmüz rejimi/işletim sistemi ve değişen küresel sistem ve dengelerde bu yeni denklemin neye tekabül ettiği artık daha net sonuçlarla konuşulmaya başlanabilir…
Bu konuda Press TV'de yer alan analizden bir özet vermek istiyorum:
“Parlamentoda kabul edilen "Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi'nde Güvenlik ve İlerlemenin Sağlanmasına Yönelik Stratejik Eylem Planı", yeni doktrinin yasama omurgasını oluşturuyor.
Yaklaşık on bir maddeden oluşan stratejik plan, İran'ın su yolu üzerindeki yetkisi ve yönetimi için aşağıdaki unsurları içeren eşi görülmemiş mekanizmalar tesis ediyor:
• Parasal egemenlik: Boğazdan elde edilen mali gelirlerin İran riyali üzerinden tahsil edilmesi (bölgesel enerji işlemlerinde dolar hakimiyetine doğrudan bir meydan okuma).
• Tazminat mekanizması: Yaptırım uygulayan, İran varlıklarını bloke eden/düşmanca eylemlerde bulunan ülkelerin, su yolundan geçiş karşılığında önemli miktarda tazminat ödemekle yükümlü tutulması.
• Askeri yetki: İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı'nın, stratejik geçiş noktasındaki tüm eylemlerden sorumlu makam olarak tayin edilerek askeri ve sivil komutanlığın birleştirilmesi.
…
İran'ın stratejisinin önemli bir unsuru, boğaza komşu diğer tek kıyı devleti olan Umman ile iş birliği yoluyla bölgesel yetki ve meşruiyet kazanıyor.
Tahran'ın, su yolunun idari kontrolünü Maskat ile paylaşmayı teklif ettiği ve bunu bitişik sular üzerinde egemenlik hakları olan iki Fars Körfezi ülkesi arasındaki ikili bir düzenleme olarak sunduğu bildirildi.
…
Bölgesel etkiler: Amerika'ya rol yok
Yeni doktrin, Amerika’nın Fars Körfezi’ndeki uzun süreli rolünü açıkça reddediyor.
İslam Devrimi Lideri, açıklamasında bölgedeki yabancı askeri üslerin güvenlik sağlamadığını, aksine gerilimi artırdığını net bir şekilde ifade etti.
Bu vizyona göre bölgenin geleceği münhasıran bölge ülkelerine ait.
Bu husus, şehit İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyid Ali Hamenei tarafından da konuşmalarında defalarca teyit edildi; dış güçlerin varlığının bölgeye yalnızca güvensizlik getireceği konusunda her zaman uyarılarda bulunuldu.
…
Ayetullah Hamenei’nin Fars Körfezi Günü açıklaması, İran’ın Hürmüz Boğazı yönetimine yaklaşımını dönüştüren kapsamlı bir doktrini ortaya koyuyor.
İran; yasal çerçeveler, askeri protokoller, ekonomik mekanizmalar ve diplomatik girişimler tesis ederek, coğrafi kaderini kalıcı bir stratejik avantaja dönüştürmeyi hedefliyor.
Net olan şudur ki, dünyanın en önemli enerji geçiş noktasını yöneten kurallar yeniden yazılmaktadır ve nihai sonucu İran İslam Cumhuriyeti belirleyecektir.” https://ydh.com.tr/d/38998/abd-sonrasi-bolge-duzen-ve-iran-muhurlu-hurmuz-bogazi
*
Hürmüz’ün kontrolünün sahiplerinin eline geçmesi ve bu konuda ki kararlı tutum koridorlar savaşının küresel anlamda yakın gelecekte önemli ölçüde belirleyici olacağı ve Atlantik denen tek kuruplu dünyanın patronunun hükmettiği bu yolların birer birer tasallutundan çıkması ile çöküşünün hızlanacağı gibi bir sonuç belirginleşmiş durumda. Bu ekonomik sistem/tasallut, dolarizasyonu/finansal sitemi ve askeri gerileme ise diğer ana hegemonya ayağı olan askeri caydırıcılığının artık en üst sırada olmadığının tesciline tekabül ediyor. https://ydh.com.tr/d/39004/dolar-egemenliginin-sonu https://rasthaber.com/koridorlar-mucadelesi-tek-hatli-dunya-bitiyor/
İRAN’IN BİR MÜTTEFİĞİ OLARAK ÇİN FAKTÖRÜ
Rusya da Çin de artık daha görünür ve ABD’nin İran tarafından durdurulduğunun kabul edilmesi gerektiği ile ilgili mesajlarını daha etkili olarak vermeye başladı. Bu işi uzatmanın bir anlamı ve sonucu değiştirici etkisi olmayacağını görmesi; başka bir tabirle yenilgiyi kabul etmesini istemektedir. En azından İran’ın yenilmediğini. Zira Çin, petrol ihtiyacının hatırı sayılır bir kısmını bu koridordan tedarik ediyor. Ayrıca bu koridor, Atlantik ve Avrasya arasında ki koridorlar rekabetinde Avrasya’nın en önemli geçitlerinden biri. Dolayısıyla Hürmüz’de ABD, sadece İran’a değil; Çin’e de darbe vurmaktadır. Elbette Çin, bunu görmektedir… https://ydh.com.tr/d/39232/abd-den-cin-e-hurmuz-baskisi
“"Çin, ABD yaptırımlarını yasalarla geçersiz kıldı"
Çin’in bu süreçteki rolünün ise "ezber bozan" nitelikte olduğunu vurgulayan Crooke, Pekin’in 2021 yılında çıkardığı ancak şimdiye kadar aktif olarak uygulamadığı "Yaptırımlara Karşı Engelleme Yasası"nı yürürlüğe koyduğunu duyurdu.
Çin’in bu hamleyle, İran petrolü ile ilgilenen Çinli ticari kuruluşların ve rafinerilerin ABD yaptırımlarına uymasını hukuken yasakladığını belirten Crooke, "Bu büyük bir adımdır. Çin yıllardır ABD yaptırımlarına sessizce uyuyordu ancak şimdi bu yaptırımları tanımamanın ötesine geçerek, onlara uyulmasını Çin yasalarına göre yasa dışı kıldı" dedi.” https://ydh.com.tr/d/39206/ingiliz-diplomat-crooke-hurmuz-bogazi-nda-kontrol-artik-tamamen-iran-in-elinde?
“Wang Yi, “Çin, İran'ın ulusal egemenliğini ve güvenliğini koruma çabalarını desteklemekte ve İran'ın diplomatik kanallar aracılığıyla siyasi bir çözüm arama isteğini takdir etmektedir” dedi.
Bu, Çin'in egemenlik haklarına ve diplomasiye tam destek verdiği anlamına gelir, gözdağı verme amacı taşımaz.
Hürmüz Boğazı, yalnızca İran'dan değil, Körfez petrol monarşilerinden de enerji ithalatı nedeniyle Çin için kesinlikle hayati önem taşıyor. Bu nedenle Pekin'in pozisyonu incelikli olmalı:
“Uluslararası toplum, boğazdan normal ve güvenli geçişin yeniden sağlanması konusunda ortak bir endişe taşımaktadır ve Çin, ilgili tarafların uluslararası toplumun güçlü çağrılarına derhal yanıt vermesini ummaktadır.”
Bu, Amerikan ablukasının sona ermesi anlamına gelirken aynı zamanda Tahran tarafından kurulan Hürmüz'deki yeni hukuk sistemine saygı gösterildiğini de ifade ediyor.
Nükleer meseleye ilişkin olarak, “Çin, İran'ın nükleer silah geliştirmeme taahhüdünü takdir ederken, İran'ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma konusundaki meşru hakkını da tanımaktadır.”
Bu, tam olarak Tahran'ın tutumu; Trump 2.0'ın tutumuyla ise keskin bir tezat oluşturuyor.” https://sputnikglobe.com/20260507/pepe-escobar-trump-goes-to-china-but-iran-holds-all-the-cards--1124089336.html
*
MEARSHEİMER’İN DEĞERLENDİRMELERİ
Chicago Üniversitesi'nden uluslararası ilişkiler profesörü John Mearsheimer, dünyanın temel yapısal değişimlerden geçtiğini ve Donald Trump'ın tek başına bir yıkım topuna dönüştüğünü söylediği değerlendirmesinde önemli başlıklara ve olasılıklara da değindi.
Genel bir tablo çizen ve sürdürülemezliği hatırlatan Mearsheimer, İsrail’in nükleer kullanma ihtimalinden bahsettiği gidişatın durdurulmasının kendileri için/ABD için daha mantıklı olacağı tezine dile getiriyor.
"Geriye yalnızca İran'la anlaşma yapmak kalıyor. Bence Trump'ın yapabileceği tek şey bu. Ekonomik baskı yeterince büyüdüğünde yapacağı şey de bu olacak. Ama şimdilik bunu yapamaz çünkü İsrail ve ABD'deki lobisi buna izin vermiyor. Bu savaşa dört büyük hedefle girdiğimizi ve hiçbirini başaramadığımızı unutmayın. Sıfır. Rejim değişikliği yok. İran'ın balistik füze gücü sağlam ve caydırıcı olmaya devam ediyor. Husilere, Hizbullah'a ve Hamas'a hala destek veriyorlar. Nükleer zenginleştirme kapasitelerine gelince, belki Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan daha iyi bir anlaşma yapabiliriz ama kilit nokta şu: İran nükleer zenginleştirme kapasitesinden kurtulmayacak. Bu da dört büyük hedeften biriydi." https://ydh.com.tr/d/39220/prof-mearsheimer-iran-savasi-abd-icin-yiki
*
Yeni düzen bölge tarafından anlaşılmaya başlandı. Suudi, bunu en erken anlayanlardan biri. Artık ABD’ye mesafeli ve İran ile uyumlu olması gerektiğinin farkında ve bu doğrultuda politikalar izlemeye başladı. ABD’nin yapmayı düşündüğü son harekata destek vermedi. Başka adımlar da atıyor…
BAE, biraz daha yaramazlık yapacak gibi, Bahreyn de öyle. Katar, Suudi’yi anlıyor ve benzer açıklamalar yapmaya başladı. İran’ın bölgede gerçekleştirmeyi düşündüğü yeni düzenin bölgenin yeni güvenlik mimarisi için zorunluluk olduğu gerçeğini itiraf ediyorlar. Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve İran bölge ülkeleri olarak bu mimarinin ana kolonları olacak gibi. Elbette bölge dışı aktörlerin de bu mimari de yerleri olacağı kesin. Çin ve Rusya gibi. Bu bağlamda Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi'nin İran medyasına yaptığı bazı açıklamalara dikkat çekerek bu yeni gerçeklik hakkında ipuçlarını yakalamaya çalışalım: “Çinli dostlarımız, savaş sonrası İran'ın savaş öncesi İran'dan farklı olduğuna inanıyor. Uluslararası itibarı güçlendi ve yeteneklerini ve gücünü gösterdi. Bu nedenle, İran ile diğer ülkeler arasında yeni bir iş birliği dönemi başlıyor.”
BÜYÜK KÜRESEL DEĞİŞİKLİKLER YAŞANMAKTA
Yaşananları pek hissedebildiğimiz söylenemez. Aslında tarihi gelişmeler bunlar. İşin uzmanları bunun farkında ve büyük heyecan duymaktalar. Bu konuda hazırlıklar ve tedbirler alınması, yapılacakların belirlenmesi gibi öneri ve katkılar sunuyorlar. Bunlardan biri de Hasan Önal. “Özgürlük Projesi”nin başlamadan çöktüğünün ilan edildiği haberden sonra Hasan Hoca’nın yaptığı paylaşımı buraya aktarıyorum:
“Haberlere bakılırsa Trump yine tırsmış. Hürmüz Boğazı'nı zorlayacağı ilan edilen Özgürlük Operasyonu İran kararlılığı karşısında buharlaşıvermiş. Güya Trump vazgeçmiş. Trump yeni bir hikaye yumurtlayana kadar durum böyle görünüyor.
Benim çocukların meşhur lafı 'tırsak' Trump'a iyi yakışacak... TT - Tırsak Trump
Yirminci yüzyılın silahlarıyla savaşan Amerika, tamamen kendi teknolojisi ve üretimi olan yirmi birinci yüzyıl sistemleriyle kendini savunan İran karşısında kelimenin tam anlamıyla çuvallamış görünüyor. Stratejik yenilginin boyutu Elbruz dağlarını çoktan aştı hatta Ağrı dağını da geçti. Yakında Himalaya'nın üstüne çıkar. Oradan Amerika ve bir zamanların heybetli Batı'sının hali pür melalini süzer...
Muhtemelen bu savaş ilerde siyasi/askeri tarih uzmanları tarafından sadece 'tarihi bir savaş' olarak değil aynı zamanda 'tarih yapan', 'tarihin yönünü değiştiren' bir savaş olarak kayda geçirilecektir.
Güle güle Amerikan İmparatorluğu, geri gelmeyi sakın aklından bile geçirme... Vıcık vıcık Amerikancılarını da al git...
Umarım, 'senin o kabiliyetin yoksa bilmem hangi yeteneğin yoksa, Amerika/İsrail'e nasıl kafa tutarsın' masallarının büyüsüyle yaşayanlar da olaylardan doğru dersler çıkarırlar ve çok kutuplu dünyaya geçişteki fırsatları ülke adına değerlendirirler...
https://x.com/i/status/2051883536567702001”
*
Rabbimden, bölgede iyilerle mutlak kötülüğün mücadelesi olarak sonlara yaklaşan savaşın bir an önce bitmesini, tüm yabancı haydut ve sapkın küresel egemenlerin bölgemizden kovulmasını, bölgemizde, bölgemiz halklarının şerefli ve hür, adil bir mekanizma kurarak birbirleriyle kenetlenmelerini, bu yaptırım ve sömürülerden kaynaklı ekonomik ve hukuki istismarların ve zulümlerin son bulmasını ve Kudüs’e giden bu yolun son aşamalarında da iyilere yardımını esirgememesini dilerim.