İki sonuç
İran ile ABD/İsrail savaşı olarak adlandırılan ama aslında küresel anlamda çeşitli yer ve zamanlarda devam ede gelen savaşların bir parçası olan bu savaşın anlam, etki ve sonuçları küresel ölçekli. Bu konuda aksi fikir beyan eden yok gibi.
Savaşın ulusal/yerel, ideolojik/siyasi ve ekonomik yönleri olmakla beraber bunun, koalisyonların karşılaşması olarak tüm cephelerde ve tüm alanlarda yaşanan bir mücadele olduğu artık açıkça görülüyor.
Bu bağlamda her ne kadar büyük sürprizler ve yeni dengeleri doğurduğu ve ifşa ettiği yönleriyle işin askeri kısmı ilgi çekici olmakla birlikte küresel ve stratejik sonuçlar bakımından taşıdığı ve belirtilerini göstermeye başlayan küresel ve yeni bir dünya düzenini doğuracak etkileri de oldu/olmaktadır. Dikkat edilirse ABD-Çin görüşmelerinin bu defa gerçekleşeni bu yönleri ön plana çıkardı. Gündem dolaylı da olsa İran cephesinin stratejik üstünlüğü ve bölgenin ve küresel düzenin yeniden dizaynı ile
Bu bağlamda İran ve içinde bulunduğu cephenin, askeri sonuçları stratejik kazanımlara dönüştürmesi büyük önem arz etmektedir.
KAZANIMLAR
Soykırımcı Epstein İttifakı özellikle askeri ve ekonomik anlamda kısa süreli olarak tasarladığı bu saldırılarda hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremedi; beklemediği bir direniş ve beklemediği sonuçlarla karşılaştı.
Bazı önemli suikastlar yapmasına, ağır bombardıman ve kayıplar verdirmesine rağmen temel hedeflerinden olan rejimi içten isyanlarla değiştirme hedefine ulaşamadı. Tam aksine 1979 Devrimi’nin ilk günlerinde olduğu gibi bir kenetlenme ile daha da büyük bir kenetlenmeye yol açtı. İran petrolüne çökme hedefi de gerçekleşmedi; tam tersine İran Hürmüz üzerinde mutlak egemen durumuna geldi. Nükleer konular, füzeler ve diğer direniş unsurları ile destek ilişkileri başlıklarında da İran'a geri adım attıramadı.
Bölgesel hegemonya kayıpları yaşayan ve imajı olabildiğince çizilen ABD'nin üsleri ve üstlerinde/bölgede barınma, sömürdüğü bölge ülkelerini koruma mekanizması çöktü.
F-35 ve benzeri yeni nesil uçakların, uçak gemilerinin ve çok katmanlı hava savunmak sistemlerinin efsane olmaktan çıktığı gibi sonuçlar ve ilkler yaşandı.
Bu ileri teknolojik silahların güvenliği sağlama ve caydırıcı etkisini çöpe atıldı.
ASİMETRİK PERFORMANS
Asimetrik savaşın böylesine bir boyutta test edildiği başka bir savaşa daha önce rastlanmış değil. Sadece Lübnan cephesinde İsrail'e neredeyse diz çöktüren Lübnan direnişinin yeni fiberoptik dronları (FPV) guve sürprizi değil ; diğer cephelerde de benzer sürprizlerden ve asimetrik unsurların çok etkili derecede ve yıpratıcı bir şekilde kullanılarak ayakta durulabileceği kanıtlandı. Hem karada hem de denizde ve havada asimetrik sürprizler, ilkler ve yeni performansa tanıklık ettik…
Uçak gemileri vuruldu, savaş dışı bırakıldı, aynı zamanda füzelerin menziline giremeyecek bir uzaklıkta kalmaya zorlandı ve yaklaştırılmadı. F-35 ve diğer yeni nesil uçakların düşürülmesi mümkün oldu vs.
ASKERİ ÜSLER EFSANESİNİN SONU
Askeri üs kavramı üzerinde durmak gerekli. Bir bakıma bölge ülkelerinin çoğu ülke olarak bir üs aslında. İsrail de bu üslerden biri. Uçak gemileri de adeta birer yüzen üs sayılabilir. Buna ilaveten de çeşitli üsler de inşa edilmişti. İşte tüm bunların artık işlevsel olamayacağı, üslerin ne kendi ne bulundukları ülkelerin güvenliğini yani soykırımcı Epstein ittifakının buralardan sistemli hırsızlık yapma mekanizmalarını koruyamayacağı gibi yeni bir gerçeklik doğdu. Bu oldukça önemli stratejik bir olgu ve sonuçtur. Bu sonuç, bölge başta olmak üzere küresel düzeyde de hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı anlamına geliyor. Zira caydırıcı etkenler, caydırıcı olmaktan çıkarıldı ve mağlup edildi çünkü.
İran ateş gücü ve yeteneklerini 39 gün süren yoğun tempoya rağmen korudu ve her defasında hızlıca yeniden tahkimat yapabildi. Karşı cephe bunu yapamadı. Ateşkes sürecinde düşük yoğunlukta olsa çeşitli girişimleri de İran, aynı kararlılıkla ve aynı performansla caydırdı. Özgürlük harekatını 24 saat dolmadan sonlandırma belki de dünya savaş tarihinin en kısa harekatı oldu.
Nihayet gelinen nokta ablukaya ablukanın da sürdürülemeyeceği, kara savaşının mümkün olmadığı ya da sonucu değiştirmeyeceği ve sadece Hürmüz’ün statüsünün değil, tüm bölgesel denklemin ve dolayısıyla küresel düzenin eskisi gibi olmayacağını belirtmek abartılı bir söylem olmaktan çıktı.
Bu yeni gerçeklik, bu sonuç artık kesinleşti -ki bunlar çok ciddi küresel ve stratejik değişiklikler- ve yeni bir dünya düzenine geçiş süreci başladı. Çin-ABD görüşmesinin bu yeni dünya düzeninin ilk önemli buluşması olduğunu şimdiden kayıtlara geçirmek oldukça gerçekçi.
YENİ SÜREÇ
Tüm bu sonuçların gerçek anlamda kesinleşmesi, bu askeri sonuçların stratejik kazanımlara dönüştürülmesi, ekonomik ve siyasi kazanımların yeni dünya düzeninde gereken yere oturtulması henüz yapılacak çok iş olduğu anlamına da gelmektedir
Her şeyin bittiği ve bölgenin tamamen bir kesimin kontrolüne girdiği ya da bir tarafın kontrolünden çıktığı gibi tam anlamıyla netleşmiş bir durum yok. Ancak temel hatlarıyla yeni bir dönemin başladığına tanık oluyoruz ve bu süreç/yeniden yapılan/dır/ma boyunca çeşitli kontrol dışı defactolar, çeşitli farklı ittifaklar vs olabilir…
Sonuç olarak; dolayısıyla Ukrayna'da Rusya'ya hazırlanan tuzak aynı şekilde başarısız oldu ve İran'a hazırlanan tuzak ve İran'a çökme planı da başarısız oldu. Tüm bunlar Elbette ki; Çin'in Tayvan üzerindeki haklarına erişimini daha da kolaylaştırdı ve zayıflamakta olan tek kutupluluğun iyice sonlarına yaklaşıldı.
Sonuçları ile yeni düzenin inşasının ilk en önemli temel taşlarının görünür bir şekilde döşendiği bir sürece girildiğinin ve Çin’in bu süreçte başat rol oynayacak ana ayaklardan olduğu gerçekliğinin iyice görünür olduğu bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz.
Bu süreçte tüm bölgelerde çatışmaların artık bittiği söylenemez.
Yeniden savaşa dönülme ihtimali veya zaman zaman daha düşük yoğunluklu çatışmaların olabileceği kuvvetle muhtemeldir.
Ancak kesin olan şu ki; stratejik ve ekonomik olarak ve tüm alanlarda da İkinci Dünya savaşı ile başlayan ve Sovyetlerin dağılması ile iyice güçlenen tek kutuplu dünya düzeninin sonunun ve yeni yüzyılın yeni dünya düzeninin inşasının başladığı kesindir.
Yani İran ve iyiler cephesi, ABD veya Soykırımcı Epstein İttifakı’nı yendi mi, Atlantik Cephesi mat oldu mu, sonuç MAT mı?
Evet, kesinlikle MAT! Kim söylüyor bunu, sadece biz mi? Hayır, kendileri söylüyor.
Tüm iyilerin hürriyete kavuşmaları ve mutlak kötülüğün ve soykırımcı sapkınların mazlumları ağlattığı çağın son bulması dileğiyle.