Küresel hegemonyanın İsrail denen üssü Filistin’de kurmasından bu yana yaşananların hepsi bugün yaşanan ve yeniden şekillenen Batı Asya’nın kanla dolu tarihinin ana dinamiğidir.
Kurulduğu günden başlayarak İsrail tarafından, daha doğrusu İsrail eliyle yürütülen soykırım ve bölgesel tahakküm ve düzen küresel iradenin kolektif politikasıdır. https://www.dw.com/tr/merzin-i%CC%87sraile-kirli-i%C5%9F-te%C5%9Fekk%C3%BCr%C3%BC-almanyada-tepki-%C3%A7ekti/a-72966099
https://www.barandergisi.net/almanya-israilden-simdiye-kadarki-en-buyuk-silah-tedarikini-yapti
Olanı, yani özellikle İsrail ile birlikte yaşanan sıcak tarihi ve bu sürecin o günden beridir devam eden her platformlarda ki etkileri, savaşlar, projeler ve İran-ABD arasında başlayan mutabakat müzakerelerine varana kadar yaşanan şey İsrail ile başlayan sayfanın kapatılmasına yönelik şimdiye kadar yaşanan en büyük sürece tekabül ediyor.
İsrail’in Filistin’e yerleştirilmesi büyük bir bölgesel ve küresel olay ve zorlamaydı. Bu vücuda ait olmayan cerahati, kendi içlerinden uzaklaştırmak ve kendi bölgesel hegemonyalarına araç olarak kullanmak, kendi deyimleri ile pis işlerini görmek için yaşatmak için küresel anlamda çabaladılar ve BM nezdinde de İsrail’i meşru olarak damgalattılar. Bu çabalara bölge ülkelerini de dahil etiler. Akıl ve mantığın, hiçbir kuralın kapsamına girmeyen bir işti bu. Bu ısrar son 50 yılda milyonların ölmesine, tehcirine, soykırımlara, acılara, işgallere ve daha nice mal oldu.
Küresel irade bu savaşı kolektif olarak yürütüyor. Sadece BM’yi İsrail’e onay verdirerek gayrı meşru hale getirmekle yetinmediler. Bu konuda bölgesel İslam adlı teşkilatlar da kurdular. Onlara İsrail’i yaşatacak, normal görecek bir din ve bu din için ölecek teröristler icat ettiler. Kendileri de küresel terör kurumlarını bu çok kapsamlı ve çok yönlü mücadelede kullanmaktan imtina etmediler. Soykırımcı NATO terör örgütünü bile. “NATO Genel Sekreteri, “İtalya’daki Amerikan üslerinden 500 ABD uçağı kalktı” ve “Avrupa’nın tamamına baktığınızda, 4 bin ile 5 bin arasında uçuştan bahsediyoruz” açıklaması yaptı. İtalya, Rutte’yi yalanlayarak sert tepki gösterdi.” https://iktibasdergisi.com/2026/06/25/abdnin-irana-saldirilarinda-natonun-destek-verdigini-acikladi/
İRAN TÖKEZLESEYDİ
Son raund İran ile soykırımcı Epstein cephesinin hesaplaşması idi ve bu karşılaşmada İran tarafı yenilmedi.
Suriye’de, kendi ifadeleri ile İsrail’i korumak için devrim gerçekleştirdiklerini söyleyen güçler, Gazze soykırımında kılını kımıldatmadan hazırlık yapan ve fırsat kollayan secdeli siyonizmin terör çeteleri, aynı şekilde İran’ın sendelemesi, tökezlemesi için kımıldamadan da değil; İsrail’i yoğun şekilde destekleyerek, İran aleyhine bildiriler imzalayarak ve çeşitli tehdit ve hakaretler eşliğinde pusuda beklediler. Ancak İran, tüm mazlumların, bölgemizin, ülkemizin, dünyanın yararına bir şekilde başı dik olarak ayakta kaldı. Tersi olsa ve Suriye senaryosu İran’da da gerçekleşseydi; bölgenin parçalanması, Fırat’tan Nil’e büyük İsrail’in kurulması önünde hiçbir engel kalmayacaktı. Bölgede milyonlarca can kaybı ve soykırımlar yaşanacak, bölge kan gölüne dönecekti. Allah’a şükür ki bu olmadı…
MUTABAKAT NEYİ SAĞLADI?
“İran ile savaş sonrası imzalanan mutabakat zaptı bir uzlaşma olarak sunuluyor. Uygulamada ise, sürdürülemez bir savaşı sona erdirme ihtiyacından doğan dar kapsamlı bir anlaşmadan ibaret.
…
İran'ın aslında aldığı şey
İlk madde, İran'ın pratikte elde edeceği faydaları kapsıyor. Bunlar arasında , yurt dışında tutulan yaklaşık 12 milyar dolarlık kendi fonuna erişim ve 60 günlük müzakere süresi boyunca petrol ve petrol ürünleri satmasına izin veren bir muafiyet yer alıyor.
İran zaten bu petrolü, büyük bir kısmını Çin'e satıyordu , bu nedenle muafiyet kapalı bir piyasayı açmıyor. Yaptığı şey, İran'ın varil başına kabul etmek zorunda kaldığı ve zaten varil başına 1 dolara kadar düşen yaptırım indirimini daraltmak ve geliri ülkeye getirmeyi kolaylaştırmak. Kazanç gerçek, ancak dünya ekonomisine herhangi bir getiri olarak değil, marjlar olarak hesaplanıyor.” https://thecradle.co/articles/us-iran-a-ceasefire-washington-reads-as-a-concession
"Netice itibarıyla; bu Mutabakat Muhtırası çatışmayı bitirmemiş, bilakis onu yeniden tanımlamıştır. İran’ı meşruiyeti tanınmış bölgesel bir güç olarak tescil etmiş, İsrail’in kendi şartlarını dayatmadaki başarısızlığını mühürlemiş ve Birleşik Devletler’i daha gerçekçi bir yaklaşıma mecbur bırakmıştır.
En önemlisi ise direniş hattının sabır ve fedakarlıkla oyunun kurallarını değiştirmeye muktedir olduğunu ispat etmiştir. Bugün bölgesel manzara, kapalı kapılar ardındaki diktelerin değil, halkların sebatının ve sahadaki ateşin [7] yazdığı denklemlere göre güç dengelerinin tanzim edildiği bir merhaleye girmektedir.
Birilerinin marjinalleştirmeye çalıştığı Filistin, yeniden kalbe dönmüştür. Gelecek merhalenin üzerine inşa edileceği en büyük stratejik meyve işte budur.” https://ydh.com.tr/d/41488/mutabakat-muhtirasi-artci-sarsintilar-ve-de
SÜPER GÜÇ İRAN
“Chicago Üniversitesi Güvenlik ve Tehditler Projesi Direktörü Profesör Robert A. Pape, Ortadoğu'da son 112 günde yaşanan askeri ve diplomatik gelişmelerin bölgedeki güç dengesini tamamen değiştirdiğini açıkladı.” https://ydh.com.tr/d/41563/prof-pape-ortadogu-da-guc-dengesi-altust-old
Dolayısıyla Ortadoğu eskisi gibi olmayacak, yeni bir denge ve düzenin inşası süreci başlamış olacaktır. Hatta başlamıştır.
YENİ İTTİFAKLAR
Mutabakatta yer alan 14 maddenin tümüyle olduğu gibi esnemeden, değişmeden anlaşmayla sonuçlanması elbette mümkün olmayabilir. Bir şekilde anlaşma sağlansa, imzalansa bile uygulamanın taraflarca eksiksiz uygulanacağı beklenmemelidir. Yaşanan bölgesel ve küresel bir değişimdir ve büyük dalgalanmalar beklenmeli.
Buna rağmen Batı Asya’nın eskisi gibi olmayacağı artık kesin. Eski Ortadoğu artık olmayacak ve mücadele alanı muhtemelen Afrika’ya doğru uzanacak. Burada esas belirleyici olanın ABD’nin bölgeden çekilip çekilmeyeceği ya da ne oranda ve ne şekilde çekileceği ile ilgilidir…
“Orta Doğu'da susan silahlar Afrika'da yeniden mi ateşlenecek?” https://www.cgtnturk.com/video/orta-doguda-susan-silahlar-afrikada-yeniden-mi-ateslenecek
İran’ı, insanlığı, iyiliği arzu etmeyenler olabilir. Gönül bu. Neye konacağı belli olmaz. İran’ın galibiyeti hastalıklılar için zor bir hazımsızlık. Ve bu galibiyet çok kutupluluğu hızlandıran, önünü açan etkile oluşturdu ve bölgemiz bundan etkilenecek. Bu yüzden İran’ı dışarıda bırakan ittifaklar da olacak elbet. Bu ittifakların ille de İran’ı kapsaması tercih edilmeyebilir. Ancak bu ittifakların başarısı ve barışa katkı sağlayabilen bir yapı kazanabilmesi için en azından ABD-İsrail tandanslı olmaması önemli ve gerekli. Eğer bu değilse, sağlanan hür ortam ve barış kendi ve bölge aleyhine sonuçlar doğurabilir…