Ramazan, sadece mideyi değil, nefsi de terbiye mevsimidir. Gün boyu aç ve susuz kalmanın insana öğrettiği en temel ders, iradeye hâkim olabilmektir. Fakat kabul edelim ki insan açken duygularına hükmetmesi her zaman kolay olmuyor. Özellikle akşama doğru kan şekeri düşmüş, susuzluk artmışken yapılan bir market alışverişi, çoğu zaman aklın değil iştahın yönlendirdiği bir “sepet operasyonuna” dönüşebiliyor. Zira, marketlerdeki yoğunluk ve insanların çılgınca alışveriş yapmaları bunu açıkça doğruluyor. Şöyle ki; Özellikle ikindiden sonra, iftara yakın bir zaman diliminde marketlere şöyle bir göz atın. Rafların önünde dolaşan insanlar, adeta gün boyu tuttukları sabrın intikamını alırcasına her gördüğünü sepete atıyor. Tatlılar, hamur işleri, içecekler, atıştırmalıklar… Liste çoğu zaman ikinci plana düşüyor. Sepetler doluyor, hatta taşıyor. Kasalarda uzayan kuyruklar ise bu toplu iştahın sessiz tanığı oluyor.
Oysa Ramazan, israfı değil ölçüyü öğretir. Sofralarımızın bereketi, çeşit sayısıyla değil, paylaşılan lokmanın samimiyetiyle artar. Gün boyu aç kalmış bir insanın akşamüstü alışverişe çıkması, psikolojik olarak “telafi etme” duygusunu tetikler. Beyin, eksikliği hissedilen şeyi fazlasıyla yerine koymaya meyillidir. Bu da çoğu zaman ihtiyaçtan çok arzuya dayalı bir alışverişe kapı aralar.
Bu nedenle oruçlu bir kimsenin gıda alışverişini sabah saatlerinde yapması daha sağlıklı bir tercih olabilir. Sabah vakti hem zihin daha berraktır hem de beden henüz yorgun düşmemiştir. Alınacaklar daha rasyonel belirlenir, listeye sadık kalmak kolaylaşır. Böylece hem bütçe korunur hem de israfın önüne geçilir.
Ramazan ayı, sadece aç kalma pratiği değil; aynı zamanda tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirme fırsatıdır. Belki de bu ay, “Ne kadar çok alıyorum?” sorusundan önce “Gerçekten neye ihtiyacım var?” sorusunu sormamız gereken bir muhasebe zamanıdır.
Unutulmamalıdır ki oruç, akşam ezanıyla biten bir açlık değildir; gün boyu sabırla eğitilmiş bir iradenin adıdır. Eğer bu irade market raflarını görünce zayıflıyorsa, mesele sadece alışveriş değil, nefis terbiyesidir. Ramazan’ı gerçek anlamda yaşamak, sepetteki fazlalıkları azaltmakla da mümkündür.
İşin özü şudur ki; Ramazan'ın ruhuna uygun bir yaşam içinde olmak, İftar sofralarının sade, gösterişsiz, ve buna bağlı olarak da, alışveriş alışkanlıklarının sadeleştirilmesi, oruç ibadeti açısından çok önemlidir...
Afiyette kalın