İnsan, en çok kimsenin bakmadığını sandığı yerde görünür olur. Trafik de böyledir. Şehrin ortasında, metal yığınlarının arasında, sabırla öfkenin, hakla hırsın, medeniyetle hoyratlığın sessiz bir imtihanı yaşanır. Direksiyon başı, insanın iç dünyasının küçük bir sahnesidir; rol yapılmaz, makyaj tutmaz.
Bir kaç karakteri analiz etmeye çalışayım.
Kırmızı ışıkta durmayı bilen biri vardır. Yol bomboştur, kimse yoktur ama yine de bekler. Çünkü onun için kural, gözlerin varlığına bağlı değildir. Vicdanı seyircidir. Bu bekleyiş, yalnızca bir trafik kuralına riayet değil; görünmeyene saygının, iç disiplinin, kendini tutabilme erdeminin ifadesidir. Böyle birinin hayatta da aceleyle kimsenin hakkını çiğnemeyeceğini sezersiniz.
Bir de yolu sahiplenenler vardır. Şerit onlarındır, kavşak onlarındır, korna onların dilidir. Sabırsızlıkları egzoz dumanı gibi yayılır etrafa. Sinyal vermeyi lüzumsuz, yaya geçidinde durmayı zayıflık sayarlar. Onlar için trafik, birlikte yaşamanın değil, üstün gelmenin alanıdır. Aslında direksiyon başında yaptıkları şey, hayattaki bakışlarının küçük bir temsilden ibarettir: “Ben geçeyim de gerisi mühim değil.”
Camdan kolunu sarkıtan sürücüyü düşünün. Aracını bir ulaşım vasıtasından çok, bir gösteri kürsüsüne çevirir. Beden diliyle bile kuralları hafife aldığını ilan eder. O sarkıtılan kol, çoğu zaman toplumsal sorumluluk duygusunun da sarkıtılmış hâlidir.
Daha sarsıcı olanı ise, direksiyonu çocuğuna tutturup bunu bir maharet gibi sergileyenlerdir. Bu manzara, yalnızca bir dikkatsizlik değil; gücü yanlış yerde kullanmanın, sorumluluğu hafife almanın, ciddiyeti hafiflik sanmanın resmidir. Hayatı oyun zanneden bir zihnin, başkalarının hayatını da oyuncağa çevirmesidir.
Trafik, aslında bir medeniyet aynasıdır. Kimsenin kimseyi tanımadığı ama herkesin birbirine muhtaç olduğu bir alandır. Orada gösterilen saygı, insanın insana bakışının en saf hâlidir. Çünkü orada ne unvan vardır ne makam ne de gösteriş. Sadece insan ve onun tercihleri vardır.
Belki de bu yüzden bir toplumu anlamak için vitrinlerine değil, artık araç süren insanlarına bakmak gerekir. Çünkü insan, en çok direksiyon başında kendisi olur.
Afiyette kalın.