Bugün Gaziantep’te tatlı bir telaşın ve derin bir mutluluğun içindeyim. İnsan hayatında bazı anlar vardır; üzerinden yıllar geçse de hafızasında canlılığını korur. Mezuniyetler de bu anlardan biridir. Ancak benim için bu mezuniyetin ayrı bir anlamı var. Çünkü yaş itibarıyla gençliğe veda edeli uzun yıllar olmuş olsa da, yeniden öğrenci sıralarına dönmenin heyecanını yaşadım ve bugün altıncı üniversitemden mezun olmanın gururunu taşıyorum.
Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden "çok iyi" derece ile mezun olmak, benim için sadece bir diploma sahibi olmak anlamına gelmiyor. Bu süreç aynı zamanda öğrenmenin yaşının olmadığını, insanın merak ettiği ve gayret gösterdiği sürece kendisini geliştirmeye devam edebileceğini gösteren güzel bir hayat tecrübesi oldu.
Üniversite yılları denildiğinde çoğu insanın aklına gençlik gelir. Oysa öğrenmenin yaşı yoktur. Ben de genç arkadaşlarımla aynı sıraları paylaştım, aynı derslere girdim, aynı vizelerin ve finallerin stresini yaşadım. Zaman zaman proje ödevleri hazırladım, sunumlar yaptım, gecenin ilerleyen saatlerine kadar araştırmalarla meşgul oldum. Kısacası öğrenciliğin bütün heyecanını ve sorumluluğunu yeniden tattım.
Bu süreçte birbirinden değerli hocalarımızdan ders alma imkânı buldum. Her biri bilgi ve tecrübelerini büyük bir samimiyetle bizlere aktardı. Gazeteciliğin teorik ve pratik yönlerini öğrenirken, sadece mesleki bilgiler edinmedim; aynı zamanda olaylara farklı açılardan bakabilmenin önemini de bir kez daha gördüm. Kendilerine gönülden teşekkür ediyorum.
Ancak bu yazıyı kaleme almamın asıl sebebi, genç arkadaşlarıma olan teşekkür borcumdur. Üniversite hayatım boyunca bana gösterdikleri samimiyet, saygı, ilgi ve kadirşinaslık, unutamayacağım hatıralar arasında yerini aldı. Aramızdaki yaş farkını hiçbir zaman bir mesafe hâline getirmediler. Beni aralarına kabul ettiler, gerektiğinde yardımcı oldular, dostluklarını ve arkadaşlıklarını esirgemediler.
Günümüzde kuşaklar arasındaki farklılıklar sıkça konuşuluyor. Gençlerin büyükleri anlamadığı, büyüklerin de gençleri yeterince tanımadığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Oysa benim yaşadığım tecrübe bunun tam tersini gösterdi. Birbirimizi anlamak için aynı yaşta olmaya gerek yok. Samimiyet, saygı ve iyi niyet olduğu sürece farklı kuşaklar arasında güçlü köprüler kurulabiliyor.
Bu üniversite yılları bana bir kez daha gösterdi ki gençlerimiz hakkında karamsar olmaya gerek yok. İçlerinde son derece saygılı, yardımsever, çalışkan ve duyarlı insanlar oldukça fazladır. Onlarla aynı ortamı paylaşmak bana umut verdi. Geleceğin emanet edildiği bu gençlerin ülkemiz adına önemli işler başaracaklarına inanıyorum.
Bugün dönüp baktığımda, sadece bir eğitim sürecini değil; dostlukları, hatıraları, paylaşılan sevinçleri ve öğrenmenin hiç bitmeyen yolculuğunu görüyorum. Altıncı üniversitemden mezun olurken içimde yeni bir başlangıcın heyecanı var. Hayatın bana sunduğu bu güzel öğrencilik hatırasını daima gururla ve minnetle hatırlayacağım. Çünkü insan kaç yaşında olursa olsun, öğrenmeye devam ettiği sürece genç kalmayı başarır. Ve bazen bir diploma, sadece bir eğitimin değil; azmin, gayretin ve hayata duyulan bitmeyen merakın da belgesi olur.
Başta, bu süreçte her anımda yanımda yer alıp beni destekleyen sevgili eşim ve çocuklarım olmak üzere, Gaziantep Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Gazetecilik bölümünün çok kıymetli hocalarına, Gazetecilik deneyimi edinmemde önemli katkıları olan İpekyol Medya Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı sayın Mustafa Arısüt'e, Gazeteipekyol ailesine, ve bu ailenin çok önemli bir ferdi olan, her an yardımını yakından gördüğüm kiymetli gazeteci kardeşim Edanur Aybar'a ve bana destek olan her kese, birlikte aynı sıraları paylaştığım tüm genç arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.