NİMETE SAYGISIZLIK

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Son yıllarda gastronomi adı altında öyle sunumlarla karşılaşıyoruz ki, insan hayran kalmak yerine irkiliyor. Patlıcanın ayakkabı biçiminde sunulması, pastaların fare, böcek, yılan ya da başka tiksinti uyandıran canlılar şeklinde hazırlanması, bazı çevrelerce "yaratıcılık" ve "sanatsal ifade" olarak alkışlanıyor. Oysa şu gerçeği kabul etmek gerek: Her sıra dışı ve absürt fikir sanat değildir. 

Sanat, estetik duyguyu geliştiren, insana güzeli düşündüren ve anlam kazandıran bir üretim biçimidir. Gastronomi de bu yönüyle yemeği sadece karın doyuran bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp kültürel bir değere dönüştürür. Ancak estetik ile iticilik arasındaki çizgi aşıldığında, ortaya çıkan şeyin sanattan çok gösteriş olduğu söylenebilir.

Kültürümüzde yiyecek "nimet" olarak görülüt ki,  birçok kültürde de saygıyla karşılanmıştır. Ekmeğin yere düşmesi hâlinde öpülüp başa konulması, sofraya besmeleyle oturulması, israfın hoş görülmemesi; bunların hepsi nimete verilen değerin birer göstergesidir. Böylesine kıymet verilen yiyecekleri, insanların bilinçaltında tiksinti oluşturan şekillere sokmak, en azından bu anlayışla bağdaşmamaktadır.

Elbette sanatın sınırları tartışılabilir. Kimileri bu tür tasarımları mizah, eleştiri veya yaratıcılık olarak değerlendirebilir. Fakat toplumun önemli bir kesiminin rahatsız olduğu bir noktada, "Ben yaptım, sanat oldu." demek de yeterli değildir. Çünkü sanatın insanla bağ kurması beklenir; onu gereksiz yere rahatsız etmesi değil.

Bazen bu tür örnekleri görünce aklıma, tarih boyunca insanların nesnelere olağanüstü anlamlar yüklediği dönemler geliyor. Sanki yiyeceğin kendisi değil, ona verilen sıra dışı biçim kutsanıyor. Elbette bu, doğrudan böyle bir niyet taşıdığı anlamına gelmez. Ancak insan, "Acaba gösteriş ve farklı olma tutkusu, özü ikinci plana mı itiyor?" diye düşünmeden edemiyor.

Gastronomi; lezzetin, emeğin, kültürün ve estetiğin buluştuğu değerli bir alandır. Bu alanın gelişmesini herkes ister. Ancak farklı olmak adına nimeti, insanın iştahını kaçıracak ve değerini gölgeleyecek biçimlere dönüştürmek, gastronomiyi yüceltmekten çok onun ruhuna zarar verebilir.

Ezcümle; bir lokmanın soframıza gelmesi; toprağın, suyun, güneşin ve insan emeğinin ortak ürünüdür. Bu yüzden yiyecek, sadece bir malzeme değil, aynı zamanda yüce Allah'ım bizlere sunduğu ve en üst perdeden saygıyı hak eden bir nimettir. Gerçek sanat ise, nimetin değerini azaltan değil, ona duyulan saygıyı ve estetik anlayışını birlikte yükselten sanattır.

Afiyette kalın. 

NİMETE SAYGISIZLIK

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.