Geçtiğimiz günlerde meyve almak için pazarda dolaşıyordum. Tezgâhların üzerinde birbirinden güzel incirler göze çarpıyordu. Öyle güzel dizilmişlerdi ki insanın iştahını kabartmaması mümkün değildi.
İncirlerin ezilip zedelenmemesi için köpük tabaklara yerleştirilmiş, tabakların kenarları da incir yapraklarıyla süslenmişti. Hem göze hem gönle hitap eden bir görüntü vardı.
Tezgâhlardan birinin önünde durdum. Bir tabak incir aldım ve satıcıya uzattım. Satıcı tartmakla meşgulken, pazarda alışkanlık hâline gelen o soruyu sordum:
— İncirin kilosu kaç lira?
Satıcının cevabı doğrusu beni şaşırttı:
— İncir değil abi, lokum lokum!
Belki de kelimenin taşıdığı anlamdan dolayı içimde bir rahatsızlık hissettim. Elimi uzattığım incir tabağını geri aldım.
— Kalsın o zaman, dedim ve yürümeye başladım.
Satıcı şaşkın bir şekilde arkamdan seslendi:
— Niye abi?
Döndüm ve sakince cevap verdim:
— Ben lokum istemiyorum, incir alacaktım.
Adam bir an ne diyeceğini bilemedi. Sonra mahcup bir tebessümle:
— Ağabey, lafın gelişi öyle söyledim, dedi.
Ben de birkaç saniye durup düşündükten sonra ona anlatmaya çalıştım:
— Bak kardeşim, incir sıradan bir meyve değil. Cenab-ı Allah, Kur’an-ı Kerim’de incire yemin ediyor. İnsan biraz olsun bunun üzerinde düşünmeli. Şu küçücük meyvenin içerisinde ne büyük bir sanat, ne mükemmel bir düzen var.
Bir incir çekirdeğini düşün. Şekli, yapısı, besin değeri, aroması… İnsanlık bütün imkânlarını seferber etse, bütün bilim insanlarını bir araya getirse, böyle bir çekirdeği yoktan var edebilir mi?
Tezgâhta duran incirlere baktım.
— Şuna bir bak, dedim. Her biri sanki bal ile doldurulmuş küçük bir tulumba gibi. Rengiyle, kokusuyla, tadıyla ve içindeki sayısız çekirdeğiyle başlı başına bir sanat eseri. Biz ise bütün bunları birkaç kelimeyle sıradanlaştırıyoruz.
Sonra asıl söylemek istediğimi söyledim:
— Allah’ın yarattığı böylesine mükemmel bir nimeti, insanların birçok gıda maddesini bozup sağlıksız hâle getirdikten sonra ortaya çıkardığı, üstelik aşırı tüketildiğinde faydadan çok zarar getirebilen bir tatlıya benzetmek sence de biraz haksızlık değil mi? “Lokum lokum” demek belki basit bir satış sözü gibi görünebilir ama bazen kullandığımız kelimeler, farkında olmadan zihnimizdeki değerleri de sıradanlaştırıyor.
Pazarcı başını öne eğdi. Bir süre sustu. Sonra içtenlikle:
— Haklısın abi. Düşünemiyoruz işte, dedi.
İncirlerin parasını ödedim ve oradan ayrıldım.
Fakat daha birkaç adım atmıştım ki diğer incir tezgâhlarından yükselen sesler birbirine karışarak pazarın gürültüsüne karıştı:
— İncir değil, baklava baklavaaa!
Gülümsedim.
Belki onlar sadece müşteri çekmek, sattıkları incirin tatlılığını anlatmak istiyorlardı.
Ama ben o gün pazardan yalnızca bir tabak incirle değil, kelimelerin de bir edebi, bir hürmeti ve bir sorumluluğu olduğu düşüncesiyle ayrıldım.
Çünkü bazen bir kelime, sadece bir kelime değildir.
Hele söz konusu Allah’ın yarattığı bir nimetse, onu anlatırken kullandığımız kelimelere biraz daha dikkat etmek gerekir.
Afiyette Kalın