Milyonlarca öğrenci bu gün okula başliyor. Ben bu gün, herkesin bildiği ama nedense bir türlü çözüm üretemediği bir meseleye dikkat çekmek istedim: Okul kantinleri.
Çocuklarımızın günün önemli bir bölümünü geçirdiği okullarda, onların sağlığını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Anne babalar, çocuklarının beslenmesine dikkat eder; öğretmenler onların sağlıklı alışkanlıklar kazanması için çaba gösterir. Peki okulun içinde çocukların en kolay ulaşabildiği yiyecek ve içecekler ne kadar sağlıklı?
Bugün birçok okul kantininde cipsler, kolalı ve gazlı içecekler, şekerlemeler, sağlıksız et ve süt ürünlerinin kullanıldığı tostlar, çeşitli abur cuburlar ve besin değeri düşük ürünler çocukların gözünün önünde duruyor. Renkli ambalajları, cazip görüntüleri ve çocukların damak zevkine hitap eden tatlarıyla bu ürünler, sağlıklı yiyeceklerle yarışıyor.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Çocuk, elinin altında ne varsa ona yöneliyor. Henüz sağlıklı beslenmenin ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamamış bir çocuğa, bir tarafta meyve ve süt; diğer tarafta cips, şekerleme ve gazlı içecek sunulduğunda, tercihini hangisinden yana kullanacağını hepimiz tahmin edebiliriz. Elbette burada yalnızca çocukları suçlamak doğru değildir. Çünkü çocuk, çocukluğunu yaşar. Onun görevi sağlıklı beslenme politikası oluşturmak değil; büyümek, öğrenmek ve oyun oynamaktır.
O halde sorumluluk kimde?
Sorumluluk, çocukların sağlığını korumakla görevli büyüklerdedir.
Denetimler sonucunda, bazı ürünlerin çocuklara satılmasının önüne geçilemiyor, satıcı kurallara uymakta direniyorsa, veya denetimlere rağmen ticari kaygılar çocukların sağlığının önüne geçebiliyorsa sorunu kökten çözmek gerekir. Benim kanaatim, kantin mevcut haliyle çocukların sağlığını tehdit eden bir yapıya dönüşüyorsa derhal kapatılması gerektiği yönündedir.Çünkü okul; çocuğun sağlıklı alışkanlıklar kazanacağı, bedeninin ve zihninin gelişeceği bir eğitim yuvasıdır. Böyle bir ortamda çocukların sağlığını olumsuz etkileyebilecek ürünlerin satıldığı bir alanın bulunmasını normalleştirmemeliyiz.
Bir çocuğun okulda cips yiyip gazlı içecek tüketmesini önlemek için sürekli mücadele etmek yerine, o seçeneği okulun içine hiç sokmamak daha etkili değil midir? Üstelik mesele yalnızca bugün tüketilen bir paket cips veya içilen bir şişe gazlı içecek değildir. Çocuklukta kazanılan beslenme alışkanlıkları, çoğu zaman ilerleyen yaşlarda da devam eder. Bugün sıradan gördüğümüz tercihler, yarının alışkanlıklarına dönüşebilir.
Bu yüzden eğitim yalnızca matematik, Türkçe veya fen bilgisi öğretmekten ibaret değildir. Sağlıklı yaşamayı öğretmek de eğitimin bir parçasıdır.
Okullarımızda çocuklarımızın sağlığını korumak istiyorsak, kantin meselesini yeniden düşünmek zorundayız.
Belki de artık “Kantinde ne satılmalı?” sorusundan ziyade, “Çocuklarımızın okulunda kantin bulunmalı mı?” sorusunu sormalıyız. Zira; Çocuklarımızın sağlığı, birkaç liralık satıştan ve ticari kazançtan çok daha değerlidir.
Okul çocuklarımızın eğitim yuvası olsun; abur cuburun pazarı değil.. .
Afiyette kalın.