NAR DEYİP GEÇMEYİN…

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yüce Allah’ın insanlığa sunduğu sayısız nimetler arasında öyle meyveler vardır ki yalnızca damaklarımızı tatlandırmakla kalmaz, gönüllerimize de huzur verir. Nar, işte bu eşsiz nimetlerden biridir. Her bir tanesiyle bereketi, her damlasıyla şifayı, her rengiyle tabiatın eşsiz güzelliğini hatırlatan nar; Rabbimizin bizlere sunduğu cömert sofranın en kıymetli meyvelerindendir.

Nar, dışarıdan bakıldığında sade bir meyve gibi görünse de kesildiğinde içinden çıkan yüzlerce parlak tanesiyle insana adeta bir lezzet şöleni sunar. Nar tanelerinin düzeni ve dizaynı, aynı zamanda eşsiz bir sanat tablosudur. Bir kabuğun içinde saklanan bu güzellik, Allah’ın yaratmasındaki inceliği ve kusursuzluğu gözler önüne serer. Her bir tanesi ayrı bir güzellik, bir araya geldiklerinde ise bütünlük ve bereketin sembolüdür. Belki de narı bu kadar özel kılan, yalnızca lezzeti değil, insana düşündürdükleridir.

Peygamberler şehri Şanlıurfa’da narın yeri başkadır. Mezopotamya’nın kadim topraklarında yetişen bu kıymetli meyve, bölgenin bereketli tabiatının ve köklü tarım kültürünün önemli bir parçasıdır. Urfa’nın kendine özgü iklimi, toprağı ve güneşi, yetişen meyvelere ayrı bir tat ve güzellik kazandırır. Sonbaharın gelişiyle birlikte dallarda olgunlaşan narlar, bahçelerin ve pazarların rengini değiştirir. Kimi narlar dallarında kızarır, kimi tezgâhlarda alıcısını bekler, kimi de evlerin mutfaklarında sofralara konuk olur.

Narın dalından koparılıp sofraya gelinceye kadar geçen yolculuğu, toprağın emeğini, çiftçinin alın terini anlatır. Bu nedenle Urfa’da nar, yalnızca bir meyve değildir. Aynı zamanda mevsimin, bereketin ve yöresel yaşam kültürünün bir parçasıdır. Aile sofralarında, misafir ikramlarında, nardan yapılan pekmez ve soslarla geleneksel mutfak kültürümüzde kendine yer bulan nar, geçmişle bugün arasında da güzel bir bağ kurar.

Narın değeri yalnızca lezzeti ve kültürel anlamıyla sınırlı değildir. İçerdiği C vitamini, lif ve polifenol adı verilen antioksidan bileşikler sayesinde dengeli beslenmenin değerli bir parçasıdır. Özellikle nar taneleri, vücudun normal işleyişini destekleyen çeşitli besin öğeleri içerir. Narın antioksidan bileşenleri üzerine yapılan araştırmalar, bu meyvenin sağlık bakımından önemli özelliklere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte narı tek başına bir hastalığın tedavisi olarak görmek doğru değildir. En sağlıklı yaklaşım, narı çeşitli meyve ve sebzelerle zenginleştirilmiş dengeli bir beslenme düzeninin içinde tüketmektir.

Nar tanelerini tüketmek, meyvenin lifinden de yararlanmayı sağlar. Nar suyu ise ferahlatıcı tadıyla sevilen bir içecektir; ancak sıkma sırasında lifin bir kısmı kaybolabilir. Bu nedenle mümkün olduğunda narı taneleriyle birlikte tüketmek güzel bir tercihtir.

Nardan çıkarılabilecek derslerden biri de şudur ki; narın her bir tanesi hayatın kendisini hatırlatır. Birbirinden ayrı yüzlerce tanenin aynı kabuk altında bir araya gelmesi, toplumsal hayatımız için de anlamlı bir örnektir. Farklılıklarımızla bir arada yaşamak, birbirimize destek olmak ve ortak değerler etrafında kenetlenmek, tıpkı nar tanelerinin bir bütün oluşturması gibi önemlidir. Narın kabuğu dışarıdan sert görünür; fakat içindeki güzellik, sabırla açığa çıkar. İnsan hayatı da böyledir. Bazen güzellikleri görebilmek için emek vermek, sabretmek ve görünenin ötesine bakmak gerekir diye düşünüyorum…

 

Narı yalnızca bir meyve olarak görmek yerine, ona bakarken toprağın bereketini, güneşin sıcaklığını, çiftçinin emeğini ve ilahî kudretin eşsiz tecellisini de düşünmeliyiz. Zira soframıza gelen her nimet, şükretmek için başlı başına bir sebeptir.

Ezcümle; narın içindeki her tanede ayrı bir güzellik, her nimetin ardında ise şükretmemiz gereken büyük bir lütuf vardır. Rabbimiz sofralarımızdan bereketi, gönüllerimizden şükrü, topraklarımızdan verimi eksik etmesin. Bereketli topraklarımızı korumayı, yetişen nimetlerin kıymetini bilmeyi ve bu güzellikleri gelecek nesillere aktarmayı hepimize nasip etsin.

NAR DEYİP GEÇMEYİN…

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.