SOFRAMIZDAKİ SESSİZ TEHLİKE

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gün geçmiyor ki gıdada hile konusu yeniden gündeme gelmesin. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı denetimler sonucunda ifşa edilen ürünler, kamuoyunda kısa süreli bir tepki oluşturuyor; ardından gündem değişiyor, ancak sorun yerli yerinde durmaya devam ediyor. Oysa açıklanan her liste, yalnızca tespit edilebilenleri kapsıyor. Asıl mesele, henüz tespit edilememiş olanların varlığı ve bu durumun insan sağlığı açısından taşıdığı büyük risktir.

Bugün soframıza gelen bir ürünün gerçekten ne içerdiğini bilmek, her geçen gün daha zor hale geliyor. Zeytinyağı diye aldığımız ürünün içine başka yağlar karıştırılabiliyor, bal diye tükettiğimiz şeyin sadece “Bal gibi bir madde” olup bal ile hiçbir alakasının olmadığı anlaşılıyor, et ürünlerinde ise etikette yazanla içeriğin örtüşmediği örnekler ortaya çıkabiliyor. Üstelik bu sadece ekonomik bir aldatmaca değil; doğrudan insan sağlığını tehdit eden bir durumdur. Bu yüzden “Gıda Terörü” ifadesini abartılı bulmuyorum. Çünkü burada söz konusu olan, insanların farkında olmadan maruz kaldığı bir tehlikedir. Bir terör eylemi nasıl ki doğrudan cana kast ediyorsa, gıdada yapılan hile de uzun vadede aynı sonucu doğurabilecek bir etkiye sahiptir. Üstelik bu tehlike daha sinsidir; ani değil, yavaş ve derinden ilerler. İnsan vücuduna girer, kana karışır, yıllar sonra ortaya çıkabilecek hastalıkların zeminini hazırlar.

Yiyecek ve içecek hizmetleri alanında eğitim gören öğrencilerime her fırsatta şu gerçeği hatırlatırım: Bizim işimiz, diğer mesleklerden çok daha farklı ve çok daha hassastır. Bir terzi kötü bir gömlek diktiğinde müşteri onu giymeyerek zarardan kurtulabilir. Bir mobilyacı hatalı bir ürün yaptığında o ürün kullanılmayabilir. Ama gıda üretiminde böyle bir geri dönüş yoktur. Üretilen bir yiyecek tüketildiği anda süreç tamamlanır ve sonuç kaçınılmaz hale gelir. O ürün artık insanın kanına karışmıştır. Bu noktada mesele sadece teknik bilgi ya da hijyen kurallarına uymak değildir. Asıl mesele vicdandır. Çünkü gıda üreticisi, aslında doğrudan insan sağlığıyla temas eden bir sorumluluğu üstlenir. Bu sorumluluk, sadece yasal zorunluluklarla açıklanamaz. İnsan hayatına saygı duymayı, kul hakkını gözetmeyi ve işini hakkıyla yapmayı gerektirir.

Bugün ne yazık ki bazı üreticiler, daha fazla kazanç elde etmek uğruna bu temel değerleri göz ardı edebilmektedir. Ucuz hammadde kullanmak, ürünün içine farklı maddeler karıştırmak ya da hijyen koşullarını ihmal etmek gibi davranışlar, kısa vadede kazanç gibi görünse de uzun vadede hem topluma hem de o işletmenin kendisine zarar verir. Çünkü güven bir kez sarsıldığında yeniden inşa edilmesi son derece zordur.

Bu gerçeği en yalın haliyle ifade eden bir sloganımız vardır:

“Yiyecek imalatçıları, insanların kanına girer. Ya canına can olur, ya da canına mal olur.” 

Bu söz, aslında gıda üretiminin ne denli hayati bir alan olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Elbette bu mücadelede yalnızca üreticilere görev düşmez. Tüketicilerin de bilinçli olması gerekir. Sırf ucuz olduğu için kaynağı belirsiz ürünlere yönelmek, aslında kendi sağlığımızı riske atmaktır. Etiket okumak, güvenilir markaları tercih etmek, şüpheli durumları ilgili mercilere bildirmek gibi basit ama etkili adımlar, bu sorunun azaltılmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte denetim mekanizmalarının daha etkin ve sürekli hale getirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Yapılan denetimlerin artırılması, cezaların caydırıcı düzeye çıkarılması ve kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirilmesi, bu alandaki sorunların çözümünde kritik rol oynar. Çünkü denetimin olmadığı yerde her türlü sahtekârlığın artması kaçınılmazdır.

Ezcümle; Gıda meselesi, sadece bir üretim-tüketim ilişkisi değildir; doğrudan bir yaşam meselesidir. Sağlıklı bir toplumun temeli, güvenilir gıdadan geçer. Soframıza gelen her lokmanın güvenilir olması, sadece bir beklenti değil, en temel hakkımızdır. Unutulmamalıdır ki; Bir toplumun geleceği, çocuklarına yedirdiği gıdanın temizliği kadar sağlamdır. Bu yüzden gıdada dürüstlük, sadece bir tercih değil; ahlaki bir zorunluluktur vesselam…

Afiyette kalın

SOFRAMIZDAKİ SESSİZ TEHLİKE

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.