PAZARCININ HESABI

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Pazara gitmek, sadece alışveriş yapmak değildir. Hele ki Urfa'da... Pazar, aynı zamanda bir kültürdür, bir iletişim biçimidir, bir yaşam tarzıdır. Tezgâhların arasından geçerken satıcının sesi, müşterinin pazarlığı, komşuların ayaküstü sohbetleri bu kültürün ayrılmaz parçalarıdır. Ancak yıllardır dikkatimi çeken ve birçok kişinin de yaşadığı bir durum var: Pazarcının müşteri adına karar vermesi.

Sebze ve meyve alışverişinde çoğumuz ihtiyacımız kadarını seçeriz. Bir buçuk kilo domates gerekiyorsa ona göre doldurur, iki kilo patates lazım değilse fazlasını almayız. Çünkü artık çoğu insan bütçesini de mutfağını da planlayarak yönetiyor. Fakat Urfa pazarlarında sıkça karşılaşılan bir alışkanlık var ki müşterinin bu hesabını altüst edebiliyor.

Poşeti hazırlayıp pazarcıya uzatırsınız. Tartıya koyar, rakama bakar ve hemen elini kasaya daldırır. Bir domates, iki salatalık, birkaç biber daha... Sonra gülümseyerek, "Tam iki kilo oldu abi" der.

Oysa siz iki kilo istememişsinizdir.

Siz bir buçuk kilo domatesin hesabını yapmışsınızdır. Belki evde iki kişisinizdir. Belki bütçeniz buna uygundur. Belki de israf olmasını istemiyorsunuzdur. Ama pazarcının zihninde yuvarlak rakamlar daha makbuldür. Bir buçuk kilo eksik, iki kilo tamdır. Bir buçuk kilo yerine iki kilo daha "güzel" görünür.

Sorun da tam burada başlıyor.

Ticarette esas olan müşterinin talebidir. Satıcının görevi müşterinin ihtiyacını karşılamaktır; ihtiyacını belirlemek değil. Müşteri ne kadar almak istiyorsa o kadar almalıdır. Fazlası satıcının ikramı olabilir ama müşterinin parasını ödeyeceği ürünü onun adına artırmak doğru değildir. Allah korusun, helal kazancını  tehlikeye koyup haram  hale bile getirebilir. 

Belki bazı pazarcılar bunu kötü niyetle yapmıyor. Hatta çoğu zaman "Ne olacak, iki tane daha ekledik" düşüncesiyle hareket ediyorlar. Fakat mesele iki domates meselesi değildir. Mesele tercih hakkıdır.

Günümüz dünyasında insanlar artık ihtiyaç kadar tüketmeye çalışıyor. İsrafın arttığı, gıda fiyatlarının sürekli yükseldiği bir dönemde her gramın, her liranın hesabı yapılıyor. Böyle bir ortamda müşterinin aldığı miktara müdahale etmek, iyi niyetli olsa bile doğru bir yaklaşım değildir.

Belki de pazarcılarımızın yeniden hatırlaması gereken şey şudur:

Müşteri eksik tartıdan şikâyet ettiği kadar, istemediği fazlalıktan da rahatsız olabilir.

Çünkü bazen mesele bir kilo domates değildir. Mesele, kişinin kendi ihtiyacına kendisinin karar verebilmesidir. Ve bu hak, pazardaki teraziden daha ağırdır vesselam... 

Afiyette kalın

PAZARCININ HESABI

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.