BAYRAMIN RUHU VE TATİL

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bayramlar, sadece takvimde yer alan birkaç günlük tatil değildir. Bayramlar; aile bağlarının güçlendiği, büyüklerin ziyaret edildiği, küskünlüklerin sona erdiği, çocukların sevindirildiği ve toplumsal dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı özel zaman dilimleridir. Özellikle bizim kültürümüzde bayramın anlamı, anne-babanın elini öpmek, akrabaları ziyaret etmek ve aile sıcaklığını yeniden hissetmektir.

Ne var ki son yıllarda bayramların anlamında belirgin bir değişim yaşandığını görüyoruz. İnsanların önemli bir kısmı bayramı aileleriyle geçirmek yerine tatil beldelerine gitmeyi tercih ediyor. Elbette dinlenmek ve seyahat etmek herkesin hakkıdır. Ancak bayramların asli ruhunun giderek geri planda kalması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.

Bu bayramı her zamanki gibi memleketim olan Mardin'de geçirdim. Bsyramdan önce çok yoğun bir trafik içinde Mardin'e zar zor ulaşabildik. Bu yoğunluğu biraz da bayram telaşına bağladık. Ancak, bayram günü de aynı yoğun trafik ve kalabalığa maruz kaldık. Bayramın ikinci günü, Nusaybin'deki akrabalarımın bayramını kutlamak amacıyla yola çıktım. Mardin'i bilenler bilir; Nusaybin'den Mardin'e gelirken Ortaköy (Gülharrin) köyü  sonrasında şehir merkezine yaklaşık on kilometrelik bir mesafe kalır. Normal şartlarda kısa sürede geçilebilecek bu yolu tam yetmiş dakikada kat edebildik. 

Trafik yoğunluğunun önemli bir bölümünü tur otobüsleri oluşturuyordu. Yol boyunca ilerlemek adeta bir sabır sınavına dönüşmüştü. Şehre ulaştığımızda ise manzara daha da dikkat çekiciydi. Tarihi çarşılar ve dar sokaklar insan seliyle dolup taşmıştı. Bazı noktalarda yürümek bile zorlaşmış, nefes almakta güçlük çekilecek derecede bir kalabalık oluşmuştu.

Mardin elbette görülmeye değer, tarihi ve kültürel zenginliğiyle dünyanın birçok yerinden ziyaretçi çeken eşsiz bir şehir. İnsanların bu güzellikleri görmek istemesi son derece doğal. Ancak bayram dönemlerinde ortaya çıkan aşırı yoğunluk hem şehir sakinlerinin günlük yaşamını zorlaştırıyor hem de ziyaretçilerin beklediği kaliteli gezi deneyimini olumsuz etkiliyor.

Asıl üzerinde durulması gereken konu ise bayramların giderek tatil algısına indirgenmesidir. Bayramın merkezinde aile vardır, büyükler vardır, hatırlanmayı bekleyen yaşlılar vardır. Belki de bir yıldır evlat yolunu gözleyen anne-babalar, torunlarının sesini duymayı bekleyen dedeler ve nineler vardır. Tatil beldeleri her zaman ziyaret edilebilir; tarihi şehirler yılın başka zamanlarında da gezilebilir. Ancak bayramlar, aile büyüklerimizle geçireceğimiz sınırlı sayıdaki fırsatlardan biridir.

Bugün birçok kişi bayramı birkaç günlük kaçamak olarak görse de, yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda hatırlayacağımız şeyler otel odaları veya kalabalık tur programları değil; büyüklerimizin duaları, aile sofralarındaki sohbetler ve sevdiklerimizle paylaştığımız samimi anlardır.

Bayramlar, turizm sektörünün hareketlendiği günler olmaktan çok, gönüllerin birbirine yaklaştığı zamanlar olmalıdır. Çünkü bayramın gerçek bereketi, gidilen yerlerde değil; ziyaret edilen gönüllerde saklıdır.

Afiyette kalın

BAYRAMIN RUHU VE TATİL

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.