ZULMÜN DÖRT AYAĞI

 

Adem (a.s)'dan bu güne gelinceye kadar, dünya; iki kutuplu insan topluluklarına şahitlik edegelmiştir daima...

Adil olanlara zalimler, dürüst olanlara hainler, cömert olanlara karşı cimriler, erdemli olanlara karşı karaktersizler; kısacası iyilere karşı kötüler hep cephe alıp durmuşlardır.

Tevhid inancına karşı; şirki, Adil dünya/yaşam düzenine karşı; zulmü/küfrün kanun/yaşam biçimini savunanların varlığı; tarih boyunca gönderilen her bir peygamberin önüne engel olarak çıktığı bilinmektedir. Özellikle Hz. Musa (a.s)'ın yaşadığı dönemde, zulmün dört katmerli ayağının varlığı söz konusu olmuş ve söz konusu olan dört  ayak, Musa (a.s) ile kardeşi Harun (a.s)'ı bir hayli yormuş ve uğraştırmışlardır.

Devletin gücünü elinde bulunduran Firavun isimli azgın inkarcı, otoritesini sağlam temellere oturtmak için yardakçılara ihtiyacının olduğunun farkındaydı. Bu manada, onun zulüm üzerine bina ettiği saltanatını ayakta tutmak ve halkının gözünde sahte olan ilahlığını tescillemek için, dört temel desteğe ihtiyacı vardı: Onlardan birincisi, onun zalim saltanatını ekonomikmen destekleyen Karun, ikincisi bilimiyle destekleyen Haman ve üçüncüsü de kötüye kullandığı ilmiyle benliğini Firavun'nun saltanatına feda eden Bel'am ibn-i Baura isimli istismarcı herif idi!...

İnsanlık tarihi boyunca, zulüm şebekelerinin sistematik olarak günümüze kadar; aynı ruh ve karaterlerle ama değişik versiyonlarla geldiğini kimse inkâr edemez!...

 

Âziz ve Celil olan Rabbimiz, Firavun'u ve onun inkârcı düzenini ayakta tutan üçlü çetesinin nasıl bir akıbete duçar olduklarını şöyle zikreder:"Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da (yıkıma uğrattık). Andolsun, Musa onlara apaçık delillerle gelmişti, ancak yeryüzünde büyüklendiler. Oysa onlar (azabtan kurtulup) geçecek değillerdi. Karûn'u da, Firavûn'u da ve (onun veziri) Hâmân'ı da helâk ettik. (Ankebut: 39)

Biz bu topluluk ve kişilerden her birini günahları yüzünden kıskıvrak yakalayıverdik: Kiminin üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Kimini o korkunç çığlık yakaladı. Kimini yerin dibine geçirdik. Kimini de suda boğduk. Allah, böyle yapmakla kesinlikle onlara zulmetmedi; lâkin onlar kendi kendilerine zulmettiler. (Ankebut: 40)

 

Bel'an ibn-i Baura'ya gelince: Rabbimizin ayetlerini inkâr edip ve inkarcı üçlü çetenin yanında yer almasıyla başlayan istismar serüveni; helak olmasıyla son bulur! "Onlara şu adamın kıssasını anlat: Ona âyetlerimiz hakkında bilgiler verdik ve o -bunlara önce uyduğu halde- daha sonra bunlardan tamamen sıyrılıp uzaklaştı; şeytan onu peşine taktı ve bu suretle azgınlardan biri haline geldi. Biz dileseydik o kişiyi âyetlerimizle yüceltirdik; fakat o dünyaya sımsıkı sarıldı, ihtiraslarına uydu. -Allah’ın âyetleriyle bilgilendirdiği, fakat tabiatının kötülüğü yüzünden bu bilgileri daima dünya menfaatlerine âlet eden- bu adamın durumu, kovsan da kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp durmadan soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte âyetlerimizi yalanlayanların hali budur. Bu kıssayı anlat, belki düşünür, öğüt alırlar” (el-A‘râf 175-176)

Zulmün dört ayağı diye isimlendirdiğimiz yazı başlığının ana konusu, işte söz konusu olan bu dörtlü inkârcı zümre idi. Firavun devletin başı, Haman onun akıl hocası ve danışmanı olan bilgin, Karun finansal destek organizasyonunun patronu, ve Bel'am ibn-i Baura; o da hasır altı ettiği ilmiyle Firavun'nun zulüm sistemini meşrulaştırmak için onun yanında yer alan kişi!

Bel'am ibn-i Baura daha önce Musa (a.s)'nın yanında olup ve inanmış biri olduğu halde, sonra saf değiştirmekle Zalim ve kâfir Firavun'un yanında yer almaya başladı. Zulmün dört ayağı, insanlık tarihi boyunca, bu günlere kadar hep böyle gelmiştir! Günümüzde dahi, dini kurum ve kuruluşlarının çoğunun mevcut beşeri sistemlerin emri altında olmaları; geçmişin o kirli izlerini hala takip ettiklerinin göstergesi değilmidir? Dinin müdahale edemediği ama devletin/düzen ve sistemin istediği zaman; yön tayin etme selahiyetine sahip olması neyin nesidir acaba? Bu gün, İslâm âlemine bakın, kimin kanunlarına mahmum olup yaşıyorlar? İsviçre, İtalya, Almanya, Fransa vs. Peki, Müslüman olarak geçinmeleri tam bir handikap değil midir? Unutulmasın ki, günümüzde; Firavunlar, Karunlar, Hamanlar ve Bel'am ibn-i Bauralar hala hayattalar ve her yerde de etkindirler.  kalın sağlıcakla efendim. 03 Kasım 2022.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nusret Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete İpekyol Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete İpekyol hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gazete İpekyol editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete İpekyol değil haberi geçen ajanstır.