VASAT BİR ENTELLEKTÜEL: ALİ EMRE!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarih: 14 Şubat 2026 

Yer: Şanlıurfa Büyükşehir Kadın Kültür Merkezi'nde bulunan Konferans salonu! 

Yardım Eli Derneği Şanlıurfa temsilciği ile Sarı Başaklar Derneği'nin ortak iş birliğiyle tertipledikleri, Kudüs Ve Müslüman Önderler temalı konferansa katıldık. 

Konferansın konuğu: Payi Taht'tan Şair, Yazar, Eğitimci Ali Emre idi... 

Özetle Ali Emre Hoca'dan dinlediklerim şöyle: Ali Emre, velud bir dimağ; yerli ve kaliteli bir kumaş, Ümmet şuurunu kuşanmış çağdaş bir Ebu Derda... Ondan; dinleyip sezebildiklerimin sonucunda bende hasıl olan şahsi kanaatim bu yöndedir... 

Ve Ali Emre'yi pür dikkat bir sükunetle dinlemeye odaklanıyorum! 

Zihin dünyamda, onun konuştuklarını hazfızamda tutabildiğim kadarıyla; not etmeye çalışıyorum. Nihayet zihnimde tutabildiğim notlar sonucunda, aşağıdaki yazı ortaya çıktı. Umarım istifade edersiniz. 

Ali Emre! 

Kendi ifadesiyle, sıkıntılı ve zorlu bir cenahtan nice badireler atlatarak bu günlere geldiğini dile getirirken, sahip olduğu değerleri ve konumunun kıymetini muhafaza etmenin mücadelesini veren dava delisi bir islam davetçisi... 

Dertli olduğu gibi, bir o kadar da müztarip bir adanmışlık bilinci... 

İniş ve yokuşları o kadar çok tırmanmış ki, kendi ifadesiyle yirmi yıl iğneyle adeta, kuyu kazmış. 

Kutsi olan İslâm davasını o kadar çok önemsemiş ki, her gece sadece üç saat uyumayı yirmi yıla yaymış. Hal böyle olunca, sağlığı zedelenmesine rağmen, yerinde oturup duramamış. Ne memur olmanın, ne de emekliliğin keyfini çıkarayım diye hiç mi hiç düşünmemiş... Durmadan koşuşturmuş, araştırmış, okumuş, yazmış... Büyük bir azim, ulvi bir gayret, pes etmeyi aklından hiç geçirmeyen kuvvetli bir irade... 

Ali Emre! 

İslâm coğrafyasını gezmiş bir gezgin/seyyah misali; mağripten şarka, şimalden cenuba kadar; derin malumat sahibi bir bilge adam. Diksiyonu düzgün bir hatip, konuşurken dineyiciyi sıkmadan dinletebilen; bunula beraber sözlerinin gönlünün en derin yerinden kopup geldiğini anlamamak mümkün değil. Konuşmaları esnasında, fark ettirmemesine rağmen, arada bir gözlerinin yaşarmakla boğazı tıkanırken; duraklayan ve hıçkırığını yutkunan müzdarip, dert yüklü bir mümin... 

Ali Emre! 

Kudüs'ten Şam'a, Buhara'dan Kürdistan'a; Mekke'den Medine'ye, Asya'dan Malazgirt'e; Bosna'dan Anadolu'ya; Gazze'den Bağdad'a; Fas'tan Kurtuba'ya; Afrika'dan Çanakkale'ye kadar islam beldelerini ayrı ayrı denizci bir ruh haliyle kulaç açarcasına dolaşmış gibi; mezkûr belde ve bölgelerle ilgili okuduğu birçok eseri adeta yutmuş, yürüyen canlı bir kütüphane misali! 

Ali Emre! 

Hz. Hatice annemizi anlatırken, gözleri kızıllaşarak yaşaran; Haticetü-l Kübraaaa/büyük Hatice; diyerek yokluğunun hasretini çeken vefakar bir evlat acısıyla; sesi yüreğinin en derin yerinden geldiği rahatlıkla anlaşılan bir vefa örneği. 

Hz. Ömer El-Faruk'tan Ebu Ubeyde bin Cerrah'a; 

Mağripli Fatıma Fihri'den Nureddin Zengi'ye; Sultan Selahaddin Eyyubi'den Sultan Baybars'a; Kanun-i Sultan Süleyman'dan Abdülhamid Han'a; Şehid Hasan El-Benna'dan İzzeddin El-Kassam'a; Aliya izzetbegoviç'ten Mehmet Akif'e; Iğdırlı Hasan Onbaşı'dan Şanlıurfalı şehid Hasan Saklanan'a; Şeyh Ahmed Yasin'den İsmail Haniye'ye; Yahya Sinvar'dan( Diken ve karanfil eserini okunmasını tavsiye ederek) Ebu Ubeyde'ye varıncaya kadar; ve daha nice islam önderlerinden örnekler vererek tümünü rahmetle, hayırla yad ederken, salonda manevi bir atmosferin oluşmasının sağlandığı, dinleyicilerin pür dikkat onun konuşmasına odaklandığından anlaşılyordu. 

Ali Emre! 

Güçlü bir hafıza, canlı bir kütüphane, tarihi hadiselere vakıf, geçmişten günümüze kadar vuku bulan olay ve hadiseler arasında tatmin edici mukayeseler yaparak, hal çareleri sunan bir analist, gaflet uykusuna dalmış olan Alem-i İslam'ın bir an önce uyanması gerektiğini kayda değer förmüllerle dile getirirken; müslümanların artık yatay yaşamdan dikey mücadeleye geçmelerinin elzem olduğununun altını çizmekle, tarihsel ve metodolojik örnekler sunarak anlatması, tek kelimeyle muhteşemdi... 

Ali Emre! 

Şahsiyet sahibi, cana yakın, mütevazı, mütebessim ama tebessümlerinin arkasında bir dava derdinin var olduğu bakışlarından beli olan dava derdi olan bir müslüman. 

Onun gibi, davası derdi, derdi davası olan bir müslümanla kısa da olsa yüz yüze tanıştığım için kendimi bahtiyar addediyorum... 

Ali Emre, 

 hocayla, uzun uzun oturup sohbetini dinlemeyi daha çok arzu ederdim şahsen... 

Mustafa Tosun Hocama, böyle kıymetli ve değerlerimiz olan insanları davet edip, hayırlı adımların atılmasına vesile olduklarından dolayı; kendisine canı gönülden şükranlarımı sunuyorum. 

Bu arada, Ali Emre Hoca'nın yirminin üzerinde yayınlanmış olan eseri vardır... İstifade etmeniz temennisyle! 

Kalın sağlıcakla efendim. 

5 Ramazan 1447

VASAT BİR ENTELLEKTÜEL: ALİ EMRE!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.