ÜMİTLE BİRLİKTE HÜZÜNLÜ BAYRAM!

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cuma günü bayramı günüydü. Ama hüzünlü ve eksik bir bayram sabahı... Perşembe günü, Ramazan orucunun son günüydü. Kendi kendime şöyle dedim: Yarın bayram, her zaman olduğu gibi yine; hilal görüldü mü veya görülmedi mi tartışmaları olacak, ama ben o tartışmalars eşlik etmeyeceğim gibi alakadar da olmayacağım... Zaten tartışmaları pek sevmeyen biriyim... 

Güvenilir çoğunluğa göre hareket eder ve Bayram namazına iştirak edeceğim inşaAllah. 

Ne de olsa, camii cemaatinin her bir ferdi benim nefsim'den daha iyi olan insanlar... 

Orucu, namazı ve niyazları kabul olmuşların arasına katılmak, affımıza vesile olabilir deyip, toplu dualarına eşlik edeceğim. Hangi amiiin'in gönülden olup kabul olacağını bilemeyiz ama, cemaatte Rahmetin olduğuna inanıyorum... Ümit var olmakla birlikte, çok da hüzünlüyüm. Gönlümde, hep bir burukluk, hüzün ve hazan fırtınaları esmektedir. En yakınlarımızın bizimle uğraşıp, imtihanımızı zora soktuklarını yazmayacağım. Zira, işin o kısmı başlı başına ayrı dert ve sıkıntılar... 

Asıl sıkıntılarımızın büyüğü başka. Hem nasıl olmasın ki, 7 Ekim 2023 den bu yana, Siyonistlerin kirli elleriyle Gazze'de hala soykırım yaşanıyor/devam ederken, dünya kör, sağır, lal ve sessiz. Yüz binlerce şehid, bir o kadar sakat ve yaralı, birde insanların acılarla yoğrulmuş olan dramatik hikayeleri... Peki ya Mısır'a sığınmak zorunda kalmış olan, kadın, yaşlı ve sakat çocukların içinde bulundukları zorluklar? Onlar ayrı bir yara, ayrı birer ızdırap! 

Doğu Türkistan da olup biten vahşet, talan ve tecavüzler; Budist Çin'in getirmiş olduğu yasaklar nedeniyle, dünyaya kapalı zaten. Çin'li erkeklerle zorla evlendirilen Müslüman uygur kızlar, yasaklanan oruç ve namazlar, kapatılan mabetler, zorla içki sattırılan esnaf müslümanlar... Ama yarın bayram? Nasıl mutlu olabilirim ki bir insan ve Müslüman olarak? 

28 Şubat 2026'dan bu yana, Amerika şeytanı ve domuz siyonların İran'a yaptıkları kural tanımaz saldırı ve uçaklarla yapılan bombardımanları... Uzlaşı görüşmeleri daha devam ederken, bu çağın en büyük şeytanı olan Amerika'nın; kız çocuklarına ait olan okula atılan bombayla, şehid ettiği 165 masum can, yarınlara dair güzel düşleri olan çocuklar. Ama hepsi, bir çırpıda sönüverirken, kirli savaşın barut kokusu burnumuza kadar gelirken hemde. Yarın buruk ve yaslı bayram, ama birilerinin hiç umurunda bile değil. 

Dağınık, halifesiz ve ahkâmı ilahiden uzaklaşmış olan bu Ümmet; yarın hangi yüzle, hangi bayram-ı kutlayacak gerçekten anlamakta zorlanıyorum? 

Gönül saraylarımızda, yas bayraklarını en azından, yarın yarıya indirip; yetim, öksüz, yerinden ve yurdundan edilmişlerin dramına ortak olmak adına, biraz empati yapalım ki, vicdan azabından kurtulalım.

Biz Ümmet olarak, gerçek bayramlarımızı yitireli, epey zaman oldu zaten. Kur'an-ı çok okuyan, çok hıfzeden ama; onun emir ve yasaklarına göre; kendini idare edemeyen sayıca çok, ama etkin olarak sözü hiç geçmeyen bir Ümmet! Başkalarına bağımlı ve uydu... Siyasetten ekonomiye; ahlaktan ticaret'e; sosyal hayattan aile yaşantısına varıncaya kadar, her bir şeyimiz frenkli/Avrupalı değil mi zaten? Ve yarın bayram?

Bir insan ve Müsluman olarak, elbetteki komşu, dost, ahbap ve yaşlılarımızın bayramını kutalayıp hayır dualarına ortak olmaya gayret edeceğiz. Ama içimdeki dağdağalı ve dinmek bilmeyen şu fırtınalı hüzün dalgalarını nasıl dindireceğim gerçekten bilemiyorum... Anne sığınaktır, Baba ocak'tır, sözünü bilenler bilir... Ben Babamı 2000 yılının bir Ramazan ayında, akşam ezanı okunup iftarlar açılrken kaybettim. Annem de, 2008'in güz mevsiminde; hüznün hazana, firakın hicrana dönüştüğü bir sabah ezanının nidaları yankılandığında ona kavuşup, beni hem yetim hem de öksüz bırakmıştı... Yaşımız başımız alıp başını gitse de, hep bir tarafım eksik, ve kendimi hep yetim ve öksüz olarak addediyorum hala.

Belki de bu yüzdendir, bir yetim ve öksüz gördüğümde; gözlerim nemlenir, yüreğim burkulur. Evet, oruçlar tutuldu, namazlar/teravihler kılındı, garip gurebaya şefkat elleri uzandı ama; yine de bayrama buruk ve hüzünlü gireceğimi biliyorum. Zira, hep öyleyimdir. Bir tarafta aziz Ramazan ayının bizi terk etmesi, diğer yandan dünyayı paylaşamayan zorba ve işgal güçlerin, insanlığı sürükledikleri kaos, endişe ve ölümler... 

Gelin yarın, yaslı ve yarım bir bayram yapalım. Çünkü esaret altında, aç ve açıkta olan o kadar insan/kardeşlerimiz var ki. Onları hatırlamadan neşeye neşe katarsak, mahzun gönüller bize gönül koyar... 

Evet, Ümit ve hüznün iç içe olduğu bir zaman diliminde; yarın erişmeyi umduğumuz aziz Ramazan bayramınızı en içten duygularımla tebrik eder; tüm insanlık için savaşsız yaşanılır bir dünyanın olmasını Rabbimden niyaz ediyorum... Allah'ım! Ramazan ayını bizden razı olarak ayrıldığını nasip eyle. Amin.

Vesselâm.

ÜMİTLE BİRLİKTE HÜZÜNLÜ BAYRAM!

İptal

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha fazla gösterilecek yazı bulunamadı!

Tekrar deneyiniz.