Şunu hemen peşin ifade edeyim ki, hâl-i hazırda cereyan eden gündem herkesin malumu. Bir çok kalem ve kelam ehli, söz konusu sıkıntıları, savaşları, haksızlıkları yazıp dile getirdikleri de malum. Acizane olarak, Ümmet'in aynı dertleriyle bağlantılı olarak; farklı bir zaviyeden bir kaç kelam etmek istedik!
İslâm âleminin son yüz yılına bakıldığında; batılılaşmanın, ilahi mesajdan uzaklaşmanın/uzaklaştırılmanın, modernizm adı altında fıtrata yabancılaşmanın, iki arada bir derede kalmanın, Çıplaklık kültürü veya kültürel Çıplaklığa teslim olunmanın tavan yaptığı, beşeri ideolojilerin bolca mürit topladıkları, politik parti ve pürtilerle Ümmet şuurunun kaybolup onun yerine, Milliyetçilik ve ulusçuluk zihniyetinin adeta illete dönüştüğünün; maddeten mesafe katedilmesine rağmen manen hasta yatağında can çekişmekte olan insanın hâl-i misali, modern sihirli hurafelerin girdabında boğulduğunun yüz yılı olmuştur adeta!.
Yüz yıllardır, demokratik ve laiklik yöntemlerle, ülkelerin yönetimlerini devralan kadroların; Allah'ın Şeriâtı yerine, batıdan ithal ettikleri kanunları, Ümmet-in yaşam alanının her alanına dayattıkları inkârı mümkün olmayan bir gerçektir...
Genelde tüm İslâm âleminde, özelde ülkemizde son yüz yıldan bu yana; İslâm hukuku başta olmak üzere, İslâmın tüm emirlerinin hayatın/yaşamın dışına itilmekle kalınmamış, zoraki ve dayatmacı politikalarla insanlar tektipçiliğe mecbur ve mâhkum edilmişlerdir!
Öyle ki, nesilden nesile devredilen bu apansız hastalık; dünün şeriatçısını, bugünün Demokratı, Liberali ve Milliyetçisi/ırkçısı haline getirmiştir. Şimdi, yaşadığımız toplumun özellikle; son yirmi senesine baktığınızda, modern deyimle ifade etmek gerekirse; muhafazakâr kadroların iş başında olduklarını görüyor ve biliyoruz. Evet, sağlıktan eğitime, ulaşımdan iletişime, sanayiden üretime varıncaya kadar parasal olarak birçok yatırımın yapıldığı inkâr edilmemekle birlikte, amma; en büyük yatırımın insana yapılması lazımken, ne yazık ki bunun yapıldığını söyleyemeyiz. Fert, toplum ve mevcut fotoğraf ortada... Tehlikenin boyutu büyük ve korkunç...
Terör hadiselerini geçtik haydi. Onların olması, haktan sapanlarla iman edenlerin dünyanın imtihanı diyelim.
Peki, ya bunca üniversite, okul, eğitim ve öğretim kurumlarına ve harcanan onca çaba ve alınan binlerce tedbirlere rağmen; neden günden güne, hala madde bağımlısı gençlerin/insanların sayısında azalma olacağı yerde durmadan artış devam etmektedir?
Hâl-i hazırda, yaşadığımız toplumda, tuvaletlerin ve köhne rutubetli dehlizlerin pisliği içerisinde eroinden, bonzaiden, esrardan ve baliden ölen gençlerin sorumlusu kim veya kimlerdir? Durumun vehameti ortadayken, birileri kalkıp adaletten, hak hukuktan bahsedip aklımızla dalga gelmesinler. Allah'ın yasalarının yasaklandığı, Avrupa-i kanunların insanlara zoraki dayatıldığı bir toplumun gençlerinin manevi geleceklerinden ve istikballerinden kim nasıl söz edebilir ki?
Bu gün İslâm âleminin hemen birçok beldesinde resmi veya gayri resmi, yüzlerce belki binlerce; umumhanenin/zina evlerinin var olması bir felaket değil midir? Beşeri yasalar müsaade ediyor diye, hiçbir haramın helal olamayacağı neden unutulmuştur acaba?
İslâm âleminin her bir köşesinde, çocukların ve güçsüz insanların kabuslarla yatıp kalktıkları, ama bir avuç azınlığın saltanat sürdükleri bir dünya da; kalkıp da hangi haktan, hukuktan, insan haklarından nasıl bahsedilebilir ki? Özellikle islâm beldelerinin her bir bölgesinde, belirli aralıklarla, şehir tiyatrolarında, spor salonlarında, şarkıcı ve türkücüleri milletten alınan vergi paralarıyla davet etmenin adı; trk kelimeyle insanları uyuşturmak ve morfinleştirmekten başka bir şey değildir?
Şarkı ve Türkü, bireysel bazda belki bir kesim insanı motive etse de; toplumsal olarak karın da doyurmaz, zeka da geliştirmez beyin de çalıştırmaz... Bu coğrafya da yaşayan insanların kahır ekseriyeti Müslümandır Müslüman, beyler!... Her Müslümanın da Müslümanca yaşama hakkı ve mecburiyeti vardır. Aksini dayatmak, zulümdür, hakkın emirlerine müdahaledir...
Misal olarak, her Müslümanın, Avrupa kanunlarına göre evlenme mecburiyeti yokken, bu gün söz konusu dayatmacılığın nedeni nedir ve kimleri memnun etmek için yapılmaktadır? Allah'ı mı, yoksa beşer ürünü olan kanunları yapanları mı?
Peki, bu gün sözü edilen icraatları yasalarla, insanlara dayatanların; kraldan daha çok kralcı olduklarını gösteren bir felaket ve fitnenin sonucu değil midir?
Ne demek, kraldan daha çok kralcı olmak? Şu demek, dün kendilerini islamcı kesim diye adlandıran cenahın çoğu bu günün; demokratı, liberalı ve modernisti oldukları duruma düştükleri demek???
Bu, Allah'a ve ahiret gününe iman ettiğini iddia eden herkes için; büyük bir tehlike ve korkunç bir felaket ve fitne demektir... Rabbimizin şu buyruğuna kulak verelim: Kendilerine: ‘Yeryüzünde Fesat Çıkarmayın!’ Denildiği Zaman, ‘Biz Ancak Islah Edicileriz.’ Derler. İyi Bilin ki Asıl Ortalığı İfsat Edenler Kendileridir. Lâkin Anlamazlar.” (Bakara: 11-12) “Onlara: ‘(Mümin) İnsanların İnandığı Gibi Siz de İnanın!’ Denilince de, ‘Beyinsizlerin İnandığı Gibi mi İnanalım?’ Derler. İyi Bilin ki Asıl Beyinsizler Kendileridir, Fakat Bunu Bilmezler.” (Bakara: 13)
Şimdi gelinen noktada bakıldığında, hemen tüm İslâm beldelerinde; baştakilerin çoğunun dert ve gayretleri; Allah'ı razı etmek yerine, Tağuti sistemlerin alanlarını genişletmek ve savunucu zümreleri memnun etmeye çalışmaktan başka bir şey olmadığı görülmektedir?
Dikkat buyurun: "Zina hem haram hem de bir fitne değil midir? Kumar hem haram hem de bir fitne değil midir? Faizli sistem ekonomisi hem haram hem de bir fitne değil midir? Modern putperestlik bir fitne değil midir? Sihir/sihirbazlar, hurafeler, birer fitne değil midir? insanların şehevi duygularına hitap eden; gerek görsel ve gerkese yazılı her şey bir fitne değil midir?
En büyük fitne ise, Allah'ın arzında; Allah’a rağmen, ilahi hükümleri rafa kaldırıp onların yerine beşer ürünü olan metinleri kanun diye savunmak ve toplumsal yaşama dayatmaktır.
Kısaca, bugün İslâm dünyasında biz Ümmetin, hâl-i hal değil, tam bir izmihlaldir. Ufak tefek istisnaların haricinde, Ümmet'in bu günkü fotoğrafı bundan ibarettir! Rabbim bizi gaflet uykusundan uyandırıp, vahdet ve Uhuvvet cephesinde birleştirsin. Kalın sağlıcakla efendim...